Kurban Yardim 2024 Kurban Yardim 2024

Taktik TikTok

İzlenimler, analizler, devşirmeler ve deşifre edilmeler...

Köşe Yazıları 19 Ekim 2022
Taktik TikTok

Eskiden devşirme kelimesi de çok kullanılırdı. Osmanlı’da devlet adamı ve asker yetiştirmek için Müslim ve Gayrimüslim çocukların arasından uygun olanları seçer ve yeniçeri ocağında yetiştirilirdi/devşirilirdi. Bu sisteme devşirme deniyordu. Şimdilerde da sanki tam tersine işliyor bu sistem.

İlk başta Anavatanın Yunanistan’da yaşayan Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı’na karışmasın söylemleri, ardından da dil uzatmalar. Devamında akla gelen bir soru: Bu da mevcut sistemin işi mi? Veya sitemin devşirmeleri vasıtasıyla uyguladığı taktik mi?

Gerçi azınlıktaki “taktik” sosyal medya üzerinden “TikTok” misali yapılırsa olacağı da budur zaten. “Dur bakalım ne olacak, dur bakalım ne diyecekler?” derken, elden giden ve milli şuurla yetiştirilmeyen bir gençlik söz konusu. Ahlak dersen yerlerde sürünüyor. Azınlığı bir bütün olarak ne zaman düşünmeye başlayacağız?

Aslında hayat çok basit, bunu zorlaştıran bizim yaptığımız siyaset. 

İnsan vücudunu bir düşünün. Vücudumuzda çalışan, birbirine uyumlu bir çok organ ve tabii bunları koruma işiyle ilgilenen bir bağışıklık sistemi. Bağışıklık zayıfladığında vücut yıpranmaya ve gücünü kaybetmeye başlar. Peki bağışıklık sistemi nasıl bozulur veya zayıflar? Organlarda belirli yaralar açıldığında, birlikte uyumlu bir şekilde çalışmaları engellendiğinde. 

2 yılı aşkın bir süredir Covid 19 belası ile bir savaş veriliyor. Ölümcül olmamasına rağmen bazılarına neden bu kadar zarar verebildi? Bağışıklık sistemini zayıf bulduğu için, iç organlarda uyumsuzluk ve zayıflık bulduğu için… Bağışıklığı güçlü olanların vücutları da antikor üretmeye devam etti, yani vücut koruyucu askerlerini harekete geçirdi. Virüs her zaman en beklenmedik yerden yine bir açık aramaya çalıştı, ama sağlıklı bir vücuda gözle görülür bir zarar veremedi.

Şimdi bir de bizim içimizde bizdenmiş gibi görünüp de bizden olmayanları bir düşünün. Bunları tek vücutta, birlikte uyum içinde çalışmayan organlar olarak görün. Bu kişiler sizce bağışıklık sistemimiz olan birlik ve beraberliğimize zarar vermiyor mu?

Bu kişiler sayesinde azınlığın dokuları zarar görmüyor mu? Peki bunu biz basit insanlar olarak görüyorsak, onlar neden görmezlikten geliyor? 

Duvarın taşlarına zarar verilmesin, aman bu duvar yıkılmasın öğütleri ile büyüdük senelerce. Seneler sonra öğrendik ki, meğerse bu taşları yerlerinden oynatanlar yine bizim ustalar. 

Gidişat hiç de iyi değil aslında, kendimizi kandırmayalım. Bunlar yetmiyormuş gibi bir de bu karmaşıklıklardan ve problemlerden geçinen başka bir kesim var ki, onlar ise iki ülkenin iyi olmasına dahi karşılar. Ne kadar çok problem o kadar çok mamalika. 

Geriye kaldı böyle yerlerde bezi tarağı olmayan basit halk. Onlar da ekonomik kriz ve işsizlik sebebiyle zaten memleketi terketmeye başladılar.Şimdi kara kara düşünmeye ve nerede yanlış yaptık diye üzülmeye başladık. Ama bunları düşünürken o yanlışları yapmaya da hala devam ediyoruz.

Uzaktan bizleri izleyen düşman ise zevkten dört köşe değil üçgen olmuş durumda...

Başarılı olunca kendimizden, başarızılığımızı da şeytandan bilmeye devam ettikçe bu haller daha çok gelecek başımıza. Bir de yan taraftaki kart öküze bakmak lazım aslında, nasıl bir taktik veriyor çaylaklara diye. Hangi manüpilasyon uygulanarak değiştirilmeye çalışılıyor bu gençlik? 

Bazı siyasetçilerdeki manipülasyonu gördük. Onlar artık böyle giderse halkın veya bir partinin siyasetçisi değil devlet siyasetçisi olma yolunda ilerliyorlar. 

Dedik ya, taktik çok önemli. Peki, bu konuda biz hangi taktiği uyguluyoruz? 2016’daki “Hayatımızdaki 3Ö” başlıklı bir yazım geldi aklıma. Neydi bu 3Ö: 
1.    Özeleştiri 
2.    Özgüven 
3.    Özveri  

Ama ne yazık ki, bizler her zaman kendimize zarar veren önyargıyı kullanmayı tercih ettik. Bu da her defasında bizleri ileriye doğru değil gerilere doğru götürdü.

Bilerek veya bilmeyerek bu önyargı belasını Azınlık içinde maalesef her zaman krallar gibi besledik ve büyürken de aramıza engeller koymasına karşı gelmedik. Sanki birçoğumuzun hoşuna bile gitti, çünkü böylelikle elini taşın altına koymaktan kurtuluyor, tüm işlerini başkalarının yapmasına izin veriyorduk. Yapılan işlerden memnun olmadığımızda da her defasında başkalarını suçluyorduk. Çünkü elimizi taşın altına koymak zor geliyordu.

Özeleştiri: Nedir özeleştiri? İnsanın başkalarını değil kendini de eleştirmesidir. Özün, nefsin, insanın kendisini eleştirebilmesidir özeleştiri...

M. Akif , "Müslümanlık nerde, bizden geçmiş insanlık bile" derken, İkbal "İslam'da kusur yok iyi incele-kusur Müslümanda sen onu ele" beytini yazarken bile özeleştiri yapmaktadır aslında. İyiyi teşvik ve emretmek, kötüyü engellemek İslami bir ilkedir. Bu ilke özeleştiri yapılmadan uygulanamaz. Durum böyle iken, insanın kendine sorması gereken tek soru da bu zaten. Biz, evet Müslümanız, ama dinin bu adalet konusundaki emirlerini ne kadar yerine getiriyoruz? Özeleştirinin bizim gibi toplumlarda artık bir güvensizlik değil de bir erdem olarak kabul edilmesi lazımdır.

Özgüven: Özgüven, ilk Ö’yü tamamlayan ve onunla birlikte başlayan temel bir kavramdır. Tüm insanlar için önemli bir duygusal gerekliliktir. Kendimize biçtiğimiz öz değerimiz oranında özgüvenimiz vardır. Yani özgüvenimiz, bir anlamda kendimizi ne kadar değerli bulduğumuzun, ne kadar değer verdiğimizin bir göstergesidir.

Kendini eleştirebilen ve başkalarının eleştirilerine de açık olan insanlar bu özgüven meselesini daha iyi kavradıklarından dolayı, gerek özel hayatları gerekse iş hayatlarında özgüvenlerinden dolayı daha rahattırlar.

Aslında çağımızın gençlerinin psikolojik sorunlarla boğuşmasının en önde gelen unsurlarından bir tanesidir özgüven meselesi. Başkalarının baskısı ile özgüvenini yitirmiş birçok genç günümüzde kapasitesinin çok altında verimli olabiliyor ve bu gençler maalesef önde gelenler tarafından güven verilip teşvik edilmiyor. Bir koltuk sevdası veya tabiri caizse bir koltuk kavgası tabiatın tüm kurallarına karşı gelmeye çalışıyor. Böylelikle benim kapasitem bu kadarmış diyen gençlik de umduğuna değil bulduğuna şükrederek bu toplumun ilerlemesine katkıda bulunamıyorlar. Yani artık bu yanlışları görüp önüne geçme zamanının geldiğine inanıyorum.

Özveri: Özverinin sözlük anlamı, bir amaç uğruna veya gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey için kendi çıkarlarından vazgeçme, fedakârlıktır.

Neymiş, fedakârlık? Kendi toplumunun, kendi insanının yararı için bazen yapılması gereken fedakârlıklardan bahsediyoruz aslında. O, gönülden yapılan hizmetlerden, gelecek için yapılan çalışmalardan… Hani nerede, hangisi kim tarafından yapılıyor, bilen bize de söylesin. Özveriyi benimsemeyip, bir özgüvene sahip olamayan bu toplumun fertleri, çalışmalarına özveriyi nasıl katacaklar, kimlere ne kadar hatır yapacaklar?

İşte bu yüzdendir  "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" cümlesinin Azınlık içinde bu kadar kullanılması. İşte bu yüzdendir, genç kuşakla orta yaş ve üzerinin arasındaki uçurumlar. O zaman ya bu aramızdaki uçurumları kaldıracağız, ya da iki uçurum arasına bir köprü kuracağız. Yıllardır köprü olmaya çalışan insanların kurdukları köprülerin en küçük rüzgârda yıkılmalarının sebebi, temellerinin iyi atılmamış olmasındandır, o köprülerin günlük olarak yapılmasındandır. Köprüyü yaparken, fırtınalara ve depremlere dayanıklı olabilecek şekilde yapmak için kimse kafa yormuyorsa, o zaman kusura bakmayın bu toplumun refaha erebilmesi için de bir şey yapılmıyor demektir. Ya olursa, ya tutarsa değil de, olacak ve bu iş de sonuna varacak inançları içimizde var olmaya başladığında ancak bu özveri kelimesinin hakkını vermiş olacağız.

Üç tane basit “Ö”, ama gerçekleştirilmesi için birliğe, inanca ve hırsa ihtiyaç duyulan üç basit Ö’den bahsettik sizlere. Nasip kısmet, demeden ilk olarak niyetle başlayalım isterseniz.

Hadi bakalım kolay gelsin. Hoşça kalın dostça kalın…

Millet gazetesi logo
© 2024 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr