Toplumları yok eden yegane sebep
Dünya üzerinde birçok toplum bulunmakla birlikte bunlardan bazılarının çok güçlü oldukları görülür, bazıları ise zayıf bir dala tutunmuşçasına güçsüzdürler. Bun
Dünya üzerinde birçok toplum bulunmakla birlikte bunlardan bazılarının çok güçlü oldukları görülür, bazıları ise zayıf bir dala tutunmuşçasına güçsüzdürler. Bunların arkasında elbette bazı faktörler vardır. Her ne kadar bulundukları coğrafi konum, komşuları vb. etkenler onların sağlamlığı konusunda büyük rol oynasa da gün gelir ani bir düşüş yaşarlar. Bu tür düşüşlerin sebebini de anomi kavramıyla açıklayacağım.
Bölgemizde yaşayıp da Yunanca bilenler anomi kavramının anlamını çözmüşlerdir, fakat ben yine de kısaca tanımını yapmak istiyorum. Yunanca’da nomos (kural) kelimesinin başına olumsuzluk eki (a) getirilmesiyle ortaya anomi yani kuralsızlık kavramı çıkmış olur. Bu kavramla toplum içerisinde zamanla belirlenmiş olan kurallara uyulmamasıyla birlikte toplumun birçok parçasının zedelenmesine ve en nihayetinde toplumun çökmesine sebep olunması kastedilmektedir. Nitekim, dilimize namus olarak geçen sözcüğün nomos kelimesine dayandığı bilinmektedir.
Toplumlar bireylere yön verir, Allah’a veya herhangi bir dine inananlar toplumda bazı ilahi kuralların olduğunu bu kuralların ise toplumun düzenini sağladığını, topluma ahlak kattığına inanırlar. Durkheim gibi bilim adamları bile ateist olmalarına rağmen dinin önemini gözardı etmemiş, tam tersi toplumların düzeninin sağlanması için dinlerin önemini vurgulamıştır. Fakat kendisi bir dine veya yaratıcıya inanmadığı için sosyolojizmi bir din olarak görmüştür. Az önce inançlı toplumlarda toplumu yöneten bazı ilahi kuralların olduğunu söylediğimiz gibi Durkheim da toplumların zamanla bazı kurallar ürettiğini bireylerin de bunlara tabi olarak yaşamlarını sürdürdüğünü öne sürmüştür.
Batı Trakya toplumunun Müslüman bir toplum olduğunu varsayarsak, Durkheim’ın bu teorisini değiştirmeden sadece ilk başta bahsettiğimiz gibi olaya ilahi boyut katarak anlatmayı sürdüreceğiz.
Organizmacı Yaklaşım
Toplumu bir vücut olarak düşünecek olursak toplumdaki kurumlar da (aile, din, eğitim) vücudun organlarıdır. Bu organların herhangi birindeki düzensizlik veya hastalık vücudu tümden etkileyecek belki de öldürecektir. Bu yüzden de kurumlarımızdaki kurallara tabii olarak yaşamaya gayret etmeliyiz.
Örneğin, bizim toplumumuzda ailenin başlıca fonksiyonları; neslin devamını sağlamak, ekonomik ihtiyaçları karşılamak, üyelerin duygusal ihtiyaçlarını karşılamak ve cinsel ihtiyaçları karşılamaktır. Bunların olabilmesi için de dini veya hukuki belli başlı kurallar vardır. Eşin dışındaki karşı cinsle cinsel ilişkiye girmemek, çalışmak vs. ayrıca bazı durumlarda evlenmeden önce de bazı kurallara uyulması gerekir, evlenmeden önce biriyle cinsel ilişkiye girmemek veya evlilik dışı çocukların dünyaya getirilmemesi gibi.
Bunlardan bir tanesine uymayınca o kurumda ciddi bir hasar oluşmakla birlikte toplumun bütünsel açıdan sağlığını etkiler. Bu yüzden yazımızın devamında da göreceğimiz gibi özgürlük adı altında vaadedilen birçok unsur anomiye yol açar.
Modernite Anomiktir
Modernite, toplum içerisindeki bireyin özgür olmadığını iddia ederek onun özgürleşmesi için bir birey olarak kendini açığa çıkarmasını ister. Daha önceki hayat düzeni teşvik ettiğinden, aslında çok rahat, çok sakin, çok huzurlu bir hayat yaşanmaktaydı. Fakat “özgürlük” gibi insanı cezbeden sözcükler ortaya atıldığında insan varlık içinde yokluk çektiğini zanneder.
Modernite, özgürlüğü seçmiş olan bireye karışılmasını yasaklar. Birey de yaptığı her halta bahane olarak “bu benim görüşüm, istediğimi yaparım” demeye alışmıştır. Pek de geçerliliği olmayan ve mantıksal olarak zayıf bir bahane olmasına rağmen, yine de bireye karışmaya hakkımız yoktur.
Özgür birey evlenmeden önce her haltı yediği gibi, evlendikten sonra da her haltı yer. Kendisini uyarmaya çalışanlara da yine meşhur bahanesini ortaya atar. Sonra eşi haklı olarak onu uyarır, ama özgür birey yine aynı bahaneyi sunar. Kendisi özgürdür fakat kendisi dışındakileri özgür olarak görmez, aynı şekilde eşi de özgür olduğu için her haltı yiyen eşini uyarmak ister, fakat her iki taraf da aşırı özgürlükten herhangi bir sonuca varamaz. Sonuç olarak o aile yıkılır.
Çözüm Nedir?
Vücutta hastalığa yakalanan bir organa ne yapılıyorsa çözüm de odur. Bazen tedavi edilir, bazen de kangren olmuş bir uzuv kesilmek zorunda kalınır. Durumun şiddetine ve tipine göre vücuda uygulanan şeyler toplumdaki kurumlara da uygulanır.
Tabi ben sadece aile örneği üzerinde durdum fakat toplumlarda buna benzer daha birçok örnek vardır. Anomiye tamamen karşı olan dinimizde her türlü anomi durumuna karşı da bir çözüm verilmiştir. Özgür birey bu çözümleri çoğu zaman çağdışı kabul etse de aleyhine yapılan bir anomiye tahammülü olmaz ve hemen o çözümlere başvurur.
Her modern insan aslında böyledir. Herkes özgürdür, haklıdır, dokunulmazdır, karşısındaki ise susmalıdır. Böyle bir ortamda düzenden bahsetmek imkansızdır. O halde içerisinde bulunduğumuz toplumun ruhu doğrultusunda hayatımızı sürdürerek vücudu (toplumu) her daim ayakta tutabiliriz.