Türkiye’de Yabancı Uyruklu Öğrenci Olmak
Son zamanlarda Türkiye’de okumak isteyen yabancı uyruklu öğrencilerin müstakil başvuru sonuçları teker teker açıklanmaya başladı. YTB Türkiye Bursları kapsamınd
Son zamanlarda Türkiye’de okumak isteyen yabancı uyruklu öğrencilerin müstakil başvuru sonuçları teker teker açıklanmaya başladı. YTB Türkiye Bursları kapsamındaki başvurular ise açıklanmak üzere, belki de bu yazı yayımlandığında çoktan açıklanmış olacak. Tabi ilk defa Türkiye’ye gidecek olan gençlerin ve anne-babalarının akıllarında bazı konularla ilgili soru işaretleri var, ben de elimden geldiğince onlara başlıklar altında cevap vermeye çalışacağım.
Uzak şehirlere gitmeli miyim?
Bir hadis-i şerifte “İlim Çin’de bile olsa gidip alın” şeklinde buyurulmuştur. O halde uzak bir şehirde üniversite kazandıysanız ve başka seçeneğiniz yoksa hiç tereddüt etmeden gidin. Eve en yakın bir yerde okumak, özellikle aileler için iyi bir durum olabilir ama günümüz Türkiye’sinde uzak diyebileceğimiz neredeyse hiçbir yer yok. Çünkü erken bir tarihte alındığı takdirde uçak biletleri çift basamaklı rakamlara bile inebiliyor. Bunun dışında Türkiye’nin birçok şehrine gidebilen Yüksek Hızlı Tren’lerle çok uzak şehirlere, çok kısa sürede varabiliyorsunuz.
En iyi üniversite hangisi?
Büyüyen Türkiye’de artık en iyi üniversite diyebileceğim bir üniversite yok. Kendine her zaman ilk 10’da yer edinmeyi başarabilen ODTÜ, İTÜ, Hacettepe, Boğaziçi, İstanbul, Ankara gibi üniversiteler tabi ki var, ancak ilk 10 listesinde kök salmış bu üniversiteler dışında kuruluşu 20-30 sene öncesine dayanan, yeni diyebileceğimiz üniversiteler birbirleriyle her zaman yarış içerisinde olduklarından hiç de yabana atılacak tarafları yok.
Üniversite tercihinde nelere dikkat etmeliyiz?
Az önce söylediğim gibi bütün üniversiteler arasında bir yarış var, ancak yine de birbirleri arasında farklılık oluşturan unsurlar da mevcut. Köklü Üniversiteler dışında iyi bir üniversite istiyorsanız, son yıllarda birden bire alt sıralardan üst sıralara sıçrama yapmış üniversitelere bir bakmanızı tavsiye ederim. Bu konuda internette çeşitli kaynaklardan bilgiler edinmek mümkün.
Ayrıca son zamanlarda birçok üniversite FEDEK kapsamında bölümlerini akredite etmektedir. Kalite açısından, yeterlilik açısından bölümleri akredite olmuş üniversitelere de bir göz atmanızı tavsiye ederim.
Bölümlerin akredite olması ne demek?
Bölümlerin, FEDEK kuruluşu tarafından belirlenen şartlara uygun getirilmesi demektir. Bu da FEDEK yetkilileri tarafından bölümlerin belirli bir süre denetlenmesiyle meydana gelmektedir.
Daha ayrıntılı bilgi için: http://www.fedek.org.tr/
Üniversite sıralaması hangi unsurlar dikkate alınarak yapılıyor?
Üniversiteler genellikle bilimsel makale sayısı, üretilen aletler makineler vs. gibi unsurlar dikkate alınarak sıralanıyor. Ancak, size naçizane bir tavsiyede bulunarak, eğer amacınız sadece okuyup mezun olmaksa, hiç köklü bir üniversite okumayın diyorum.
Özel üniversite mi, devlet üniversitesi mi?
Yukarıda belirttiğim koşullara uyulduğu takdirde hem özel, hem de devlet üniversitesi tercih edilebilir, fakat büyük bir kısmı özel üniversite olmak üzere Türkiye’de bakkal açar gibi açılmış birçok üniversite mevcut. Bu konuda üniversitelerin kütüphanelerinin olup olmadığına bakmanız yeterli olacaktır.
Ayrıca özel üniversitelerden Bilkent, Sabancı, Koç gibi üniversitelere imkanınızın elverdiği takdirde başvurmanızı tavsiye ederim. Onun dışında az önce belirttiğim unsurları barındırmayan ve genelde İstanbul’da tek bir bina şeklinde olan özel üniversitelere başvurmanızı pek önermem, çünkü o üniversitelere ödediğiniz para size verilecek olan eğitim için değil, alacağınız diploma içindir. Kısacası diplomayı satın alarak okuyacaksınız.
Kaldığın şehir hakkında bize bahseder misin?
Sakarya öncelikle, en çok gidilen şehirlere (İstanbul, Ankara, Bursa, Eskişehir vb.) bakıldığında bunların tam merkezinde yer almaktadır ve istediğiniz zaman biletinizi kesip birkaç saat içerisinde bu şehirlere gidebiliyorsunuz. Bu nedenle benim gibi İstanbul benzeri bir şehirde okumadığınız için üzülüyorsanız Sakarya sizin için çok uygun bir şehir olacaktır.
Şehir tamamen üniversite sayesinde kalkınmış bir şehir olup kampüse yaklaşırken öğrenci yurtlarını etrafınızda görmeye başlarsınız. Ayrıca, şehir üniversiteyle o kadar bütünleşmiş ki şehirdeki fotokopicilerde “SABİS (Sakarya Üniversitesi Bilgi Sistemi) çıktıları vardır” gibi tabelalar görmek mümkündür.
Sakarya boş zaman aktiviteleri konusunda biraz fakir bir şehir olsa da ders yoğunluğunuzun azaldığı zamanlarda büyük şehirlere giderek (gayri resmi olsa da) tatil yapabilirsiniz.
Sakarya Üniversitesi nasıl bir üniversite?
Üniversitem Sakarya Üniversitesi ilk defa 1970 yılında mühendislik ve mimarlık yüksekokulu olarak kurulmuş, daha sonra 1982-92 yılları arasında İTÜ’nün Sakarya’daki bir fakültesi olarak öğrenci yetiştirmeye devam etmiştir, bu özelliği sayesinde mühendislik bölümlerimiz en iyi bölümlerimiz arasında olup, aynı zamanda da en çok tercih edilen bölümlerimizdir. Nihayetinde 1992 yılında bağımsızlığına kavuşarak Sakarya Üniversitesi adı altında kurulmuştur.
Bu tür teferruatlar dışında, üniversitemiz Sapanca Gölü manzaralı, Türkiye’nin en güzel kampüslerinden birine sahiptir. Kampüs 7/24 öğrencinin her türlü ihtiyacını karşılayacak şekilde aktiflik göstermektedir. Ve hiç abartmıyorum ders yapılmayan Cumartesi geceleri bile gezme niyetiyle kampüse gelenler oluyor.
Üniversitemiz son zamanlarda gelişim konusunda yükselen bir grafik çizmektedir. Türkiye’de FEDEK kapsamında bölümleri en çok akredite olmuş üniversitedir. Aynı zamanda Öğrenci değişim programlarında (Erasmus, Farabi, Mevlana vb.) en aktif üniversitedir. Bunun dışında öğrencileri mezun olduğunda Türkiye içinde iş bulma olanağı açısından üniversitemiz ilk 5’te yer almaktadır. Eğitim fakültemiz her ne kadar Hendek ilçesinde olsa da Türkiye’nin en iyi ikinci eğitim fakültesidir.
Bilindiği gibi Amerika’daki üniversitelerin Avrupa üniversitelerine fark atmasından sonra, İtalya’nın Bologna kentinde yapılan toplantıda Avrupa’daki yükseköğretim kurumlarında eşit standart uygulaması başlatılmıştır, buna da kulağımızın aşina olduğu şekilde Bologna Süreci denilmektedir. Ne var ki, rektörümüz Muzaffer Elmas Avrupa standartlarının bürokratik açıdan yoğun olduğunu ifade ederek öğrencileri bunalttığını ve Amerikan eğitim sisteminin Türk insanı için daha uygun olduğu sonucuna varmış olup, üniversiteyi Bologna Süreci’nin yanısıra Amerika standartlarına uygun bir hale getirmiştir.
Kalite konusunda, son yıllarda ilk ve tek üniversite olarak sahip olduğumuz Avrupa mükemmellilik ve mükemmellilikte süreklilik ödülleri kalitemizi tartışmasız kılıyor. Aynı zamanda rektörümüzün ifadesiyle Türkiye’de üniversite sıralamaları yapılırken FEDEK akreditasyonları da göz önünde bulundurmalıdır. Nitekim, köklü sayılabilecek birçok üniversite FEDEK’ten olumsuz cevap gelmesinden korktuğu için bu süreci hiç başlatmamıştır.
Peki ya bölümün?
Bölümüme gelince Türkiye’de FEDEK kapsamında akredite olmayı başarmış iki sosyoloji bölümü arasında yer almaktadır (Bir tanesi Anadolu Üniversitesi Sosyoloji Bölümü).
Üniversiteye başlamadan önce büyüklerim bana hep üniversite hocalarının öğrencilere karşı ne kadar ilgisiz olduğunu ve tek görevlerinin sınıfa gelip ders anlattıktan sonra odalarına kapanmak olduğunu, hiçbir öğrencinin ismini bilmediklerini söylerlerdi. Diğer üniversitelerin bölümleri için aynı şey geçerli mi bilmiyorum ama bizim üniversitenin sosyoloji bölümünde böyle bir durum asla yaşanmamaktadır. Tam aksine Erol Güngör’ün ‘üniversite ruhu’ ifadesine bire bir uyan, derslerin interaktif bir şekilde geçtiği bir ortam var Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde. Binanın içinde herhangi biri “Biz kimiz?” diye sorsa sosyoloji öğrencileri tek bir ağızdan “Sakarya Sosyoloji” diye cevap verecektir.
Hoca-Öğrenci ilişkilerine bazı örnekler vermem gerekirse, mezun olan öğrencilerden birinin sosyal medyada paylaştığı bir anısında bir gün okula geç kaldığında hocası onu arayıp “derse gelmiyor musun?” diye sormuştur. Şu an halen okumakta olan biri ise kahvekolik olması sebebiyle, fazla para harcadığı için kahveyi her gün bir hocadan tabir yerindeyse beleşe almaktadır.
Sıkıcı teferruatlara da biraz değinecek olursak, bizim bölümümüz diğer üniversitelerdeki evrensel sosyolojiden ziyade Mevlana’nın pergel metaforundaki “bir ayağım sabit, diğer ayağım dünyayı geziyor” matığıyla yerli bir sosyoloji anlayışına sahiptir. Çünkü batıda uygulanan sosyolojik tekniklerin doğuda, bilhassa Türkiye’de yeterli olmadığı görülmüştür. Bu nedenle SAÜ Sosyoloji bölümü Türkiye’de bir ekol olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.
Son yıllarda yaşanan tehlikeli olaylardan sonra Türkiye’de okumak konusunda endişeliyim, ne yapmalıyım?
Ölüm aslında baktığımız zaman tamamen kadere bağlıdır, bazı durumlarda irademiz pek de bir şeyi değiştirememekte ve bir imtihanın gereği olarak kaderi yaşamak zorunda kalmaktayız. Gerçekten de, basit bir yürüyüş yapan biri bile kalp krizi nedeniyle aramızdan ayrılabiliyor.
Yunanistan’da çok meşhur bir gelenek haline gelen ehliyetsiz gençlerin motosiklet kullanarak ölme ihtimali inanın ki bomba tarafından öldürülmekten daha fazladır. Bunun dışında birçok kişi Almanya’da çalışmaktadır ve son zamanlarda Türkiye’de olduğu kadar, Almanya’da da bombalar patlamaktadır, ancak ne hikmetse Türkiye Almanya’dan daha tehlikeli olarak görülüyor.
Birçok savaşta şehit ve gazi olan dedelerimizi, şu an üzerlerine bomba yağan Suriye’li kardeşlerimizi aklımıza getirecek olursak, Türkiye’de yaşamak hiç olmadığı kadar güvenli gözüküyor. Özellikle bir ay önceki darbe kalkışmasının milli irade sayesinde püskürtülmesi, Türkiyeyi eskisinden daha emniyetli bir ülke haline getirdi.
Son tavsiyelerin...
Son olarak, üniversite okuyacak olan gençlerin üniversiteli bilinciyle okumasını tavsiye ediyorum. Üniversite meslek yüksekokulu değildir, üniversitenin amacı hoca ile öğrencinin bir araya gelerek bir şeyler üretmesidir. Üretim derken herkes, otomobil üretmeyi anlıyor ve bu yüzden üniversite ruhu bir türlü oluşamıyor. Bahsettiğim üretim makine üretiminden ziyade fikir üretimidir, bilgi üretimidir. Okuduğunuz bölümle alakalı olarak sürekli yeni fikirler geliştirmelisiniz.
Ayrıca bugünkü bilimin yüzde 70’ini oluşturan medeniyet en çok gelişmiş olan devletinde okuma şansını asla kaçırmayın.