Yeni nesil silah olarak “Sosyal Medya”
Son zamanlarda sosyal medya artık büyük bir silah durumuna geçmiş bulunmakta, eskiden uygulanan psikolojik manipülasyonlar sosyal medya aracılığı ile günümüzde
Son zamanlarda sosyal medya artık büyük bir silah durumuna geçmiş bulunmakta, eskiden uygulanan psikolojik manipülasyonlar sosyal medya aracılığı ile günümüzde çok daha kolay ve ivedik bir şekilde gerçekleştirilebiliyor. İlk okuyuşta herkese çok basit bir şey söylüyormuşum gibi gelebilir ancak vereceğim örneklerle durumun vehametini anlayacaksınız. Ayrıca verilen örnekler karşıt olduğunuz görüşün aleyhine olduğu için sakın okumamazlık etmeyin, zira bu hepimizin sorunu.
Eğer bir olay konusunda muayyen bir kavram kullanılıyorsa bilin ki kaos çıkması için kullanılıyordur.
Örnek 1: T.C. Cumhurbaşkanına diktatör denildi, onun dışında despot veya müstebid de denilebilirdi. Bu konuda tek bir kavram kullanılması işin altında bir kaos düzmecesi olduğunu gösteriyor.
Örnek 2: Darbe kalkışmasına tiyatro denildi, onun dışında film, senaryo, oyun da denilebilirdi.
Örnek 3: Rus büyükelçinin öldürülmesinden sonra 3. Dünya Savaşı deniliyor. Şimdiki amacı sizler de anlıyorsunuzdur.
Peki nasıl bu denli başarılı oluyorlar? İstediğim kavramla alakalı bizim fakültenin teker teker Twitter’da Tweet atmasını istesem bir yerden sonra Türkiye gündemine girer. Ki bunlarda bir fakülte değil çok daha geniş bir kitle var.
Bir de sosyal medyanın kalkan olarak kullanılabilirliği var ama daha güçlü silahlarla bu bir şekilde önleniyor. Örneğin son 1 yılda Türkiye’de meydana gelen patlamalardan sonra yayın yasakları devreye giriyor. Bu bir çeşit kalkan, ancak yine bir şekilde deliniyor. Şöyle ki, yine az önceki örneklerde belirttiğimiz üzere birileri “Yayın yasağını koyunca kendi pisliğini temizleyemiyorsun” gibisinden cümleleri seri bir şekilde internette yaymaya başlıyor.
Burada ne yazık ki millete yine sosyal medyanın bir silah olarak kullanılmasıyla yayın yasağı çok yanlış tanıtıldı. Az önceki yayın yasağı örneğinde o cümleyi söylemek, seçim sonrası getirilen yayın yasağında “Yayın yasağını koyunca seçimleri kazanamazsın” demek kadar saçma bir şeydir.
Çünkü yayın yasağı devletin bir şeyleri gizlemek için yürürlüğe koyduğu bir şey değil, en başta terror (terör) kelimesinin anlamı itibariyle amaçladığı korku unsurunu ortadan kaldırmaktır. Mahallenizde patlayan bir bomba olduğunu ve görüntülerin hemen o an medyaya yansıdığını bir düşünün. İnanılmaz bir panik ortamı oluşacak, dahası kurbanların yakınları çok büyük bir üzüntüye girecek. Siz oğlunuzun, kardeşinizin veya başka bir yakınınızın patlama görüntüsünü izlemek ister misiniz?
Bu işin ilk kısmıydı, bir de ikinci kısım olarak ilk başta belirttiğimiz saldırılar var ki onun için de sosyal medyaya erişim yavaşlatılıyor. Allah aşkına telkin olmuş gibi direk devlete küfretmeyin. Biraz sabredin, devlet birilerinin size aşılamaya çalıştığı gibi kendi pisliğini temizlemeye çalıştığı yok, ki devletin pislği yok. Sırf bu cümleyle insan devleti kirli bir yapı olarak görüyor.
Son olarak, sosyal medya bu denli bir silah haline gelmişse biz de seyirci kalmamalıyız. Seyirci kalmamız durumunda eninde sonunda kurşunlar bizi de bulacak. Bu yüzden en kısa zamanda kılıçları, okları kuşanmalı ve taarruza geçmeliyiz. Bunu ilk başta Batı Trakya Türkleri olarak başarmamız gerekmektedir. Facebook’ta Batı Trakya ile ilgili çok değerli paylaşımlar yapan ve değerlerimizi unutmamızı engelleyen birçok sayfa var, bunların başında “BATİTRAKYA GRUBU” isimli üye sayısı 20bin kişiyi aşmış bir sayfa mevcut. İlk başta oradan başlamak üzere daha geniş bir silahlanmaya geçmek üzere seferberliğe geçmekten kimse çekinmesin.
Biz uyanmazsak, başka birileri bizi uyandıracaktır!