Yunanistan’da yeni dönem
Yunanistan, tarihi bir seçim yaşadı. İki buçuk yıl önce yüzde 4,6 oy oranı aldığında Ksiriza (Traş partisi) diye alay edilen SİRİZA, vaatleriyle bu seçimlerin h
Yunanistan, tarihi bir seçim yaşadı. İki buçuk yıl önce yüzde 4,6 oy oranı aldığında Ksiriza (Traş partisi) diye alay edilen SİRİZA, vaatleriyle bu seçimlerin halka umut veren partisi olmuş ve radikal bir parti olarak tarihi bir zaferle birinci gelmeyi başarmıştır.
“Sistem”, böyle olmaması için her zamanki gibi çalışmadı mı? Tabi ki çalıştı, hem de fazlasıyla. Ama anlaşılan, SİRİZA rüzgarına o da dayanamadı. Öyle sert esti ki bu radikal sol değişim rüzgarı, buna hiç bir sistem ve mekanizmanın dayanması mümkün değildi. Kırdı geçti. Mekanizmanın oyunları sökmedi.
Şimdi şu soru çıkıyor ortaya: Bu değişim, kökleşip azınlığın altını oymaya çalışan derin devlet denen mekanizmayı kökünden söküp kazıyabilecek midir? Bu sorunun ne kadar isabetli olduğu, SİRİZA’nın seçimin hemen ardından yangından mal kaçırırcasına radikal sağ ANEL ile koalisyon hükümetinin açıklanmasıyla anlaşılıyor.
İki buçuk yıldan beri halkın desteğiyle öyle hızlı esmeye devam etti ki SİRİZA, ne Avrupa’nın, ne Dünya Bankası (IMF)’nin ve ne de devletin “mekanizması” iktidara giden yolu engelleyemedi. Ancak SİRİZA karşıtı güçler yine de boş durmadı ve iki sandalye ile bile olsa SİRİZA’nın tek başına iktidar olmasını engellediler ve durumu kontrol altına almak veya dengelemek için yanına aşırı sağcı Türk ve Azınlık düşmanı parti ANEL’i yamadılar.
Neticede açıklanan ortak kabinede ANEL adına öyle isimler yer aldı ki, hem SİRİZA hem de Azınlık büyük bir şok geçirdi. Gördüğüm kadarıyla şok henüz atlatılabilmiş değil. Bu konuda basında yazılanlara bakınca, SİRİZA cenahında tepkilerin kolay dinmeyeceği anlaşılıyor.
Azınlığa gelince... Tabii ki şaşırması çok doğal, çünkü oylarının yüzde yetmiş beşini, Trakya bölgesinden emekli bir PASOK’çu ve en önemlisi aşırı sağcı odaklarla karanlık bir geçmişe sahip terör örgütü PKK işbirlikçisi, Öcalan’ın kankası Sguridis’i tarımdan sorumlu bakan yardımcısı görmek için vermedi. Aynı şekilde seçilememiş bir aday olarak Trakya kurtarıcısı rölüne bürünerek her fırsatta Türk Azınlığa ve Türkiye’ye kin ve nefretini kusarak toplumumuzu taciz eden Terens Kuik’i görmek için de vermedi Azınlık onca oyu.
Aslında nereden bakarsanız bakın, gerçekten hazmedilebilcek bir durum değil. Bunların hükümette yer alıyor olmasının tek bir izahı var, o da, derin devlet denen “mekanizma”nın müdahalesi. “Kurulu düzen” denen yapının, “memleket elden gidiyor” felâket tellâllığını tutturanların kaygılarını yatıştırmak için SİRİZA’nın yanına adamlarıyla desteklediği ANEL’i yamadığı açıkça anlaşılmaktadır.
Yoksa sıradan vatandaşın bile dediği gibi, “SİRİZA’nın ANEL ile ne işi olabilir? Bunlar, ateşle barut, kedi köpek gibiler.” Bu birlikteliğin ideolojik ve mantıki hiçbir izahı yoktur. Bu durum ancak SİRİZA tarafından zorlanan, ama henüz kırılamayan “kurulu düzenin” müdahalesiyle izah edilebilir.
SİRİZA, söylendiği gibi çok büyük bir patlama yapmadı, ama radikal sol bir parti olması hasebiyle bir ilke imza atmayı başardı. Misal olarak, aşırı olan ırkçı Altın Şafak değil de radikal sağ LAOS’un birinci parti olması gibi bir zafer SİRİZA’nınki. Zaten bu yüzden de sistemin alışkın olmadığı bu yeni radikal sol durum, sağdaki karşılığı olan bir radikal sağ parti ANEL ile dengelenmeye çalışıldı.
Sistemdir bu ve kendince “milli çizgileri” korumak için devleti dengede tutmaya çalışacaktır. Bence bu, dünyadaki bütün devletler için geçerli olan bir “koruma mekanizması”dır. “Devlet baba”, Avrupa ile birlikte bütün çabalara rağmen sistem açısından “marjinal” sol bir ittfakın iktidara gelmesini önleyemedi. Buna bir nevi hazırlıksız da yakalandı diyebiliriz. Dolayısıyla milli reflekslerle koruma mekanizmasını devreye sokarak durumu dengelemeye çalıştı ve ne yapacağını kestiremediği, fazla güvenmediği radikal sol iktidarı yine radikal sağ bir “ortak”la dengelemiş oldu. Olay bundan ibaret.
Vatandaşa nefes aldıracak umuduyla yükselişi önlenemeyen ve radikal değişiklikler vaat eden Radikal Sol İttifak Partisi, iki sandalye farkıyla tek başına iktidar olmayı kıl payı kaçırdı. Bence bunu da sistem düşündü ve seçim öncesi çok konuşulan bir komplo teorisi olan, “bazı sol partilerin SİRİZA’nın tek başına iktidar olamaması için kurduruldukları” iddiası bu duruma çok uygun düşüyor. Sol söylemli bazı partilerin SİRİZA’yı zarara uğrattığı zaten çok yazıldı ve konuşuldu. Bunlar olmasa SİRİZA tek başına iktidar olabilirdi. Bu da “kurulu düzeni”, yani “devlet mekanizmasını” zora sokacaktı. Belki bu durumu ve doğacak radikal değişikliklerin seyrini kontrol edemeyecek ve ülke bir sağ-sol çatışmasına sürüklenecekti. Bu da kaosu getirecekti. Tabii bunlar kendileri açısından olabilecek ihtimaller. SİRİZA’nın halk tarafından kuvvetli bir şekilde desteklenmeye devam etmesi durumunda kaos değil, tam aksine ülkenin beklediği huzur ortamı sağlanabilir. Her şeyin belirleyicisi güçlü halk desteğidir. Ancak bu halk desteğinin, SİRİZA’nın, devlet içindeki çarpık kurulu düzeni tamamen kırmasına yetecek kadar güçlü olması gerekiyor. ANEL ortaklığı, bunun henüz o safhada olmadığını göstermiştir.
Bizler Azınlık olarak SİRİZA’ya tepkimizi koyacağız, ama akıllı ve olgun bir şekilde hareket etmekte yarar var. Kuik ve Sguridisli ANEL’in ortaklığı, SİRİZA’nın isteyerek onayladığı bir tercih değil. Ben bunun bir geri adım olarak değil, daha çok, elde edilen mevzinin korunması gibi anlaşılması gerektiği kanısındayım. Dolayısıyla SİRİZA’ya uyarılarımızı ve tepkilerimizi ortaya koyarken, aynı zamanda desteğimizi de sürdürmemiz gerektiğini düşünüyorum. SİRİZA da bu durumun farkındadır ve kurulu düzeni kırmak için halkın desteğinin sürmesi gerekiyor.
Biz Azınlık olarak bu ülkede bizimle kardeşçe yaşamak isteyen vatandaşlarımızla birlikte SİRİZA’yı dikkatli bir şekilde desteklemeye devam etmeliyiz. Doğrularda destek, yanlışlarda uyarı ve gereken tepkiyi ortaya koyarak dikkatli bir tutum sergileyebiliriz. Baktık SİRİZA kurulu düzen karşısında dik durmuyor, o zaman biz de gerekeni yaparız.
Artık toplum olarak her zamanki gibi duygusallığa kapılarak acele davranmayı, fevri tepkiler koymayı bırakmalıyız. Akıllı ve bilinçli hareket etmeyi öğrenmek zorundayız. Daha dün davul zurna ile desteklediğimiz bir partiyi veya adayları ilk hatada silersek, bu toplumda destekleyecek adam kalmaz. Harcaya harcaya en sonunda kendimizi de harcarız. Hatalar onarılarak, yanlışlardan ders alınarak akıllı olmayı öğrenecek ve hep birlikte daha güzel yarınlara doğru ilerlemeye çalışacağız.
Hadi hayırlısı diyelim ve Yeni Yunanistan’a kapı aralayan bu yeni dönemde hep birlikte çalışalım. Her şeye hazırlıklı ve her zaman umutvar olmak zorundayız.