Yunanistan’ın tek kurtuluşu Türkiye’dir
Ekonomik krizden nasıl kurtulabileceği ile ilgili ne zaman söz açılsa, iki yıl önce Yunanistan’ı ziyaret eden Türkiye’nin Ekonomiden Sorumlu Bakanı Ali Babacan’
Ekonomik krizden nasıl kurtulabileceği ile ilgili ne zaman söz açılsa, iki yıl önce Yunanistan’ı ziyaret eden Türkiye’nin Ekonomiden Sorumlu Bakanı Ali Babacan’ın konuya ilişkin şu sözlerini hatırlıyorum:
“Yunanistan’ın tek kurtuluşu Türkiyedir. Komşu olarak karşılıklı iş yaparak kalkınabileceği başka ülke yok. Arnavutluk, Makedonya, Bulgaristan, Romanya gibi komşuları ile mi gerçekleştirecek kalkınmasını? Mümkün değil, çünkü onların kendilerine bile faydası yok. Hepsinin ekonomisi bozuk. Dolayısıyla tek çare olarak Türkiye kalıyor.”
Sayın Babacan, Yunanistan ziyaretinde Batı Trakya’yı da ziyaret etmiş ve kendisiyle bu konuyu yakından konuşma fırsatı bulmuştuk. Azınlık basınıyla bir araya geldiğinde durumu açık ve seçik bir şekilde ortaya koymuştu. Yunanistan’ı kurtarabilecek tek ülke Türkiye’dir.
Yaptığımız değerlendirmelerde önemli tespitler ortaya konmuştu. Özet bir şekilde hatırlatmakta yarar görüyorum. Çünkü bu tespitler bugün de tek çare olarak önümüzde durmaktadır.
--- -- ---
Türkiye, 1924’e kadar Osmanlı idi. Devlet olarak artık İmparatorluk yok, ama onun tarihsel ve kültürel mirası yok olmadı ve bu geçmişin tecrübesi, birikimi ve kültürel zeginliği çağdaş Türkiye perspektifiyle birleştiğinde ortaya muazzam bir enerji çıkıyor. Türkiye bugün bunun bilinciyle geleceğini inşa eden bir profil sergilemektedir. Dünyamızda bugün, Çin’den sonra en çok büyüyen tek ülke Türkiye’dir. Onun için sadece Yunanistan ve AB’nin değil, bütün dünyanın Türkiye gibi maddi ve manevi potansiyeli olan bir ülkeye ihtiyacı var. Dünyanın ciddi analistleri, artık Dünyayı içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik buhrandan çekip çıkarabilecek medeniyet birikiminin sadece Türkiye’de mevcut olduğunu dile getirmektedir.
Bugün bir daha baktığımızda, dünden çok daha güçlü ve geleceği parlak bir dünya devleti olmaya başlayan bir Türkiye var. Mazlumların sesi olan ve onlara sahip çıkan bir Türkiye görüyoruz. Suriye’deki zulümden kaçan yüzbinlerce mülteciye kucak açan, Filistin davasına sahip çıkarak İsrail gibi terörist devletlere “one minute” diyen ve dünya beşten büyüktür diyerek zulme meydan okuyabilecek cesarette olan bir Türkiye var. Komşularına kucak açan bir Türkiye var. Ama ne yazık ki komşuları bunu görmüyor veya gördüğü halde önyargılarından dolayı adım atmaktan çekinen bir komşuları var. Yunanistan bunlardan biri olarak Türkiye'yi düşman görme saplantısından eninde sonunda vazgeçmek zorundadır. Çünkü başka çaresi yok. Batı, adı üstünde batıyor. Bakın Yunanistan’ın ve üyesi olduğu Avrupa Birliği’ne… AB devletleri birer birer dökülüyor. İnsanlığa veya en azından insanlarına sunabileceği bir şeyleri kalmadı. Eğer bugün Türkiye olmasa, Yunanistan ve AB çok daha umutsuz olacaktı.
Bugün gelinen noktada artık ne Yunanistan’ın ve ne de AB’nin “AB vatandaşlığı” gibi oynayabileceği bir kartı elinde kalmamıştır. Dünyaca malûmdur ki, artık AB vatandaşlığı bir “nimet” değildir. Aksine fukaralıktır. Bulgaristan bile bizden iyi durumda. Artık bu coğrafyada ne ekonomik refahtan ve ne de sosyal adaletten söz edilebilir. Çokkürtürlü, eşitlikçi, sosyal adaletçi, hakkın ve hukukun teminat altında olduğu bir Avrupa’dan ziyade, artık ırkçılığın “yabancı” avladığı, can güvenliğinin tehlikede olduğu bir Avrupa ile karşı karşıyayız. Ekonomik ve sosyal açıdan bocalayan, medeniyeti çöken bir Avrupa var artık karşımızda. Aynı şey Amerika için de geçerlidir. Ne var ki ABD bunu şimdilik silah ve parite gücünü kullanarak bastırmaya çalışmaktadır. Zamanı geldiğinde o da tefessüh edecektir.
--- -- ---
Ne günlere geldik değil mi? Oysa hatırlayın daha düne kadar bizlere ne diyorlardı. Devletin mekanizması, Azınlığın Anavatan Türkiye ile olan bağlarını zayıflatmak ve yutmak için “Avrupa Birliği vatandaşlığının nimetlerini” sayar ve Türkiye’ye karşı bir avantaj olarak kullanırdı. Yunanistan’ın ve aynı zamanda AB’nin de siyaseti ve propagandası şu şekildeydi:
“Bırakın Türkiye’yi, nedir bu anavatan saçmalığı, anavatan dediğiniz, ekonomisi batmış, cuntacıların yönettiği geri kalmış, dağılmak üzere olan bir devlet. Size oradan değil, AB’den hayır var. AB’de hem ekonomik refah var, hem de inancınızı özgürce yaşayabileceğiniz bir demokrasi. Bakın Türkiye’ye, ne inanç özgürlüğü var, ne de para.”
Avrupa’da ve genel olarak Batı’da ırkçılık tırmanışta ve tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Hergün olmasa da her hafta bir ırkçı saldırı haberi basında yer almaktadır. Artık toplu katliamlar gerçekleştirilmektedir. AB artık yaşanamaz, emniyetsiz bir birlik haline dönüşmektedir. Onun için Yunanistan’daki ırkçılığı da küçümsememek lâzım. Mesele eskisi gibi değil. Çünkü artık dünya eskisi gibi değil. Batı batıyor ve batarken de çıldırıyor. Bu çılgınlıkta birilerinin canını acıtıyor ve acıtacak. Ama sağduyulu Batılılar sayesinde bir noktada durum dengelenecek ve işler rayına girecektir. Aksi halde dünya diye bir yer kalmayacaktır. 3. Dünya Savaşı olur ve gezegenimiz büyük tahribat görür. İnsanlık bir daha kolay kolay toparlanamaz.
Batı çöküyor. Artık Doğu yükseliştedir. Şimdi sıra Doğu’dadır. Asya ülkeleri parlayan yıldızlar gibi dünya sahnesinde. Bunlara öncülük edecek Güneş ise Türkiye’dir. Bütün İslâm ülkeleri artık neredeyse tek ağızdan lokomotifimiz Türkiye’dir, demektedirler. Buna mecburdurlar, çünkü Yunanistan gibi onların da tutunacak başka dalları yok. Türk ve İslâm ülkelerinden sonra, bütün doğu ve ardından dünya Türkiye’den ilham alacaktır. Bu şekilde yakın gelecekte bütün dünyaya barış gelecek ve 8 milyar insan kardeş gibi yaşamanın kapılarını aralamış olacaktır.
Netice-i kelâm: Bugün bizlerden nefret edenler, yarın sevecekler ve dua edecekler.