Batı Trakya Bu Halde Olmasaydı
Batı Trakya bilindiği gibi daha önce "Garbî Trakya Hükûmet-i Muvakkatesi" adı altında bir devletti. Şimdi durum öyle değil. Batı Trakya Türkleri olarak şu anda
Batı Trakya bilindiği gibi daha önce "Garbî Trakya Hükûmet-i Muvakkatesi" adı altında bir devletti. Şimdi durum öyle değil. Batı Trakya Türkleri olarak şu anda toprak bütünlüğüne son derece saygı duyduğumuz ülkemiz Yunanistan'da daha özgür bir toplum olmak için hak ve hukuk mücadelesi veriyoruz. Biz buna kendi içimizde Batı Trakya davası diyoruz. Bu davayı yürütürken hak ve hukuk yolunda zafer elde etme uğruna verilen bazı tavsiyeler ne yazık ki bilinçsizce verilmektedir. Aynı şekilde sorumsuzca yapılan yorumlar ve dini boş vermek de bunların alt kümesidir.
Bu tavsiyelerden biri, geçtiğimiz günlerde değer verdiğim bir büyüğümün bana verdiği bir tavsiyeydi. Tavsiye tam olarak şuydu: "Gökçepınar tarihi bir köy; ileride köyünde anadilinin konuşulması konusundaki önemi vurgulamak amacıyla bir konferans düzenleyebilirsin. Dini konular bir şekilde ilerliyor, onların üzerinde pek fazla durmasan da olur, zaten o konularla işinin ehli olan müftü ilgileniyor." Öncelikle tavsiyeyi yorumlamadan önce "BATI TRAKYA özgür bir toplum olsaydı laiklik uygulanabilir miydi? " sorusunu soruyorum.
Konu özgürlüğe gelince nötr bir düşünce ortaya çıkıyor. Dini konuları davamıza katmamak özgür bir oluşum için hem avantaja, hem de dezavantaja dönüşebilir. Lakin Batı Trakya şu haldeyken dini uzak tutmak, yangına körükle gitmeye eşittir. Çünkü anadilini konuşmayan veya konuşamayan insanlara bakıldığı zaman özellikle de Gökçepınar köyü gibi bir köyde anadilini konuşamayan insanlara bakıldığı zaman bunun tek açıklaması cehalettir. Bu cehaleti 2 farklı dala ayırabiliriz: Tam cahillik ve yarı cahillik. Bu iki cahillik kategorisi ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın tespitleridir. Tam cahil insanlar genelde masum olurlar çünkü hayatları boyunca okuma imkanı bulamamışlardır. Yarı cahiller ise bilmediklerini bilmeyen insanlar olup, kendileri daima haklıdırlar ve menfaatleri için her şeyi yapabilirler. Şimdi soruyorum? Bu insanlar, özellikle de yarı cahillerin dini bir eğitime ihtiyaçları yok mu? Cahilleri pek vurgulamıyorum ancak yarı cahillerin bilinen tutumlarının iman zayıflığından başka bir sözle açıklanamayacağını düşünüyorum. Biz işin dini boyutu derken sadece Kur'an-ı Kerim'i öğrenmek değil, aynı zamanda Kur'an-ı Kerim'i anlamayı kastediyoruz. Bunlara binaen, Kur'an-ı Kerim'i anlayan bir insanın atalarına ihanet etme gibi bir duruma düşmesi söz konusu olamaz.
Yapılan sorumsuzca yorumlara örnek olarak; neredeyse herkesin söylediği bir cümle olan "Batı Trakya yazı yazmakla kurtarılmaz, hatta hiçbir şekilde kurtarılamaz" örneğidir. Bu örneği de yorumlamadan evvel soruyorum "BATI TRAKYA ÖZGÜR BİR TOPLUM OLSAYDI hak ve hukuk mücadelesinden vazgeçmek bir şeyleri değiştirir miydi?"
Serbest bir ortamda bireysel olarak böyle bir ideolojiye sahip olmamak pek bir şey değiştirmez çünkü ortada zaten kazanılmış bir şey var. Fakat bu ortamın uzun vadede durumunu yokuşa sürüklememek adına buna benzer bir ideolojiyi benimsemek bir çözüm olarak görülebilir ama bunu tartışacak olursak konu dışına çıkmış oluruz. İş hürriyetten çıkıp azınlık sorunlarına gelince bunu söyleyen insanların neredeyse tümünün yarı cahil kategorisinin üyeleri olduklarını söylemeliyim. Çünkü tam cahil olan masum dedelerimiz geçmişte savaşlara şahit olmuş ve bu konuları önemsememek yerine bizlere destek olacaklardır. Yarı cahiller ise zaten menfaati benimsemiş ve kendi rahatlıkları dışında toplumun rahatlığını, güvenini, menfaatini düşünmez. Yine soruyorum "Kur'an-ı Kerim'i anlamış olan bir insan hak ve adaletin önemini, birlik ve beraberliğin önemini bilmez mi?" Tabi ki bilir.
Bu durumda dine önem vermeyip sadece milli konuları ele almak düşünülemez. Milli değerler, dini değerlerle birlikte bir bütündür. Nitekim ecdadımız savaş sırasında bile namazlarını eksik etmemişlerdir. Orta Çağ'daki savaşlarda bir çok milletin ordularında veba salgını varken, Türk askerlerinde neden olmadığını araştıran bir Alman tarihçi Müslümanların abdest alma ve buna benzer diğer temizlik şartlarının etken olabileceğini ileri sürmüştür. Bu kadar ufak bir ayrıntı bile kocaman bir fark yaratıyorsa, dava yolunda "Allah Kerim!" diyerek hareket etmenin bizleri nerelere götüreceğini bir düşünün.
Benim görüşüme saygı duyanlar da olacaktır, karşı çıkanlar da olacaktır. Fikirlerinizi benimle paylaşma konusunda çekinmemenizi istiyorum. Daha iyi çözümler için daha iyi fikirlerin çıkması lazım. Ama unutulmamalıdır ki istikbali elde etmek için Hakk'a inanmak gerekir.