Belirsizlikle yaşamak, psikolojik esneklik ve Batı Trakya’nın kolektif direnci

Baharı beklemeden de hayatı anlamlı kılacak adımlar atılabilir.

Köşe Yazıları 25 Şubat 2026
Belirsizlikle yaşamak, psikolojik esneklik ve Batı Trakya’nın kolektif direnci

Şubat, takvimde kısa bir çizgi gibidir. Ama insanın içinde uzar da uzar. Yeni yılın ilk günlerinde içimizi ısıtan heves, gündelik hayatın yokuşlarında sessizce yorulur. Bahar ise henüz görünmez. Yalnızca uzaktan bir ihtimal gibi durur. Zaman bu ayda bir garip akar. Ne tam hızlanır ne tam durur. Bekleyişle telaş aynı odada oturur. Bu yüzden Şubat, sadece mevsimlerin değil, insanın da geçiş ayıdır. Belirsizliğin sesi en çok bu ayda duyulur. Çünkü dışarıdaki soğukla içerideki sorular aynı anda artar.

Zaten çağımızın en belirgin iklimi de belirsizlik değil mi? Eskiden belirsizlik bir dönemdi ama şimdi bir düzen gibi… Ekonomi bir gün başka, ertesi gün başka konuşur. Gündem hızla yön değiştirir. Teknoloji hayatı kolaylaştırırken hayatın temposunu da yükseltir. İnsan plan yapmayı öğrenir ama plan yaparken kaygıyı da yanına alır. Çünkü artık mesele yalnızca ne olacağı değildir. Mesele, ne olacağını bilmeden de yürüyebilmek, yürürken dağılmamak, yürürken kendini kaybetmemektir.

Psikolojide bu kırılganlık alanına belirsizliğe tahammülsüzlük denir. Belirsizlik yükseldiğinde zihnin boşluğu sevmediğini görürüz. Boşluk, zihin için ya bir risk ya da bir tehdit olarak okunur. O anda zihin hızlanır. Sorular çoğalır. Senaryolar artar. İnsanın kendini “düşünerek kurtarma” girişimi başlar. Bazen saatlerce aynı konuyu evirip çeviririz. Bir çözüm bulmak için değil, sanki kaygıyı tutmak için. Bu döngünün adı ruminasyondur. Zihin bir taşı suya atar, dalgalar büyür. Düşündükçe rahatlayacağını sanır ama düşündükçe daha da daralır.

Belirsizliğe tahammülsüzlük arttıkça tehdit algısı yükselir. Dikkat, potansiyel tehlikeye kilitlenir. Kontrol davranışları çoğalır. Sürekli kontrol etmek, sürekli garanti aramak, aşırı plan yapmak, ertelemek, bazen de hiçbir şey yapmayıp tamamen kaçınmak. Kısa vadede bunlar iyi fikir gibi görünür. Çünkü kaygı bir anlığına susar. Ama uzun vadede hayatın alanı daralır. İnsan belirsizliği yönetmek isterken kendi yaşamını dar bir koridora sıkıştırabilir. Carleton’un çalışmaları, belirsizliğin kaygı örüntülerinde ne kadar merkezi bir yer tuttuğunu vurgularken bize şunu da hatırlatır: Bazen sorun belirsizliğin kendisi değildir. Sorun, belirsizliğe verdiğimiz otomatik tepkidir.

İyi haber burada başlar. Belirsizlik kalıcıysa, onunla birlikte yaşayabilen bir zihin biçimi de mümkündür. Psikolojik esneklik dediğimiz şey tam olarak budur. Esneklik zor duyguları yok etmek değildir. Esneklik, zor duyguların varlığında da yön bulabilmektir. Zihin sertleştiğinde onunla güreşe tutuşmadan, hayatın içinde anlamlı bulduğumuz yöne doğru adım atabilmektir. Duygu oradadır ama direksiyon hâlâ bizdedir. Esneklik pasif bir kabulleniş değildir. Tam tersine, kontrol edemediğimiz alanlarda enerjiyi tüketmek yerine, kontrol edebildiğimiz küçük ama gerçek alanlarda yaşamı yeniden kurma cesaretidir.

Bu noktada Kabul ve Kararlılık Terapisi, yani ACT, bize iyi bir dil kazandırır. ACT, insanın acıyla kavga ederek özgürleşemeyeceğini söyler. Çünkü belirsizlik karşısında çoğu zaman iki uçtan birine savruluruz. Ya duyguyu yok etmeye çalışırız ve tükeniriz. Ya da duygunun içinde kayboluruz ve daralırız. ACT üçüncü bir yolu hatırlatır. Duygu orada olabilir. Zihin karışık olabilir. Ama ben yine de değerlerime göre hareket edebilirim. Belirsizlik geçmeden de hayatımı sürdürebilirim. İşte bu bakış insana sadece ferahlık değil, güç verir. Çünkü belirsizlik içinde anlamlı bir yön bulduğumuzda zihnin gürültüsü azalır. Enerji, kaygıyı büyütmeye değil, hayatı taşımaya başlar.

Belirsizlikle yaşamak yalnızca bireysel bir beceri de değildir. Aynı zamanda toplumsal bir mirastır. Batı Trakya’nın tarihsel ve kültürel deneyimi bunun canlı bir örneğidir. Zorlukların süreklilik kazandığı yerlerde insanlar sadece dayanmayı öğrenmez. Birbirine tutunmayı da öğrenir. Güçlü aile bağları, komşuluk, yüz yüze ilişki, gelenekler, ortak ritüeller. Bunlar sadece kültürel bir süs değil, psikolojik bir tampon sistemidir. Kaygı insanı yalnızken büyütür. Birliktelik kaygıyı yönetilebilir hale getirir. İnsan sinir sistemi güven duygusuyla daha kolay dengelenir. Batı Trakya’nın toplumsal dokusu, belirsizlik karşısında “tek başına kalmama” ilkesinin nasıl bir koruyucu faktöre dönüşebildiğini bize her gün yeniden hatırlatır.

Şubatın uzun hissedilmesinin bir nedeni de kışın dışarıdaki hareketi azaltıp içerideki düşünceyi hızlandırmasıdır. Dış uyaran azaldıkça zihin içeri döner. Daha çok tartar. Daha çok ihtimal kurar. İhtimaller çoğaldıkça ruminasyon artar. Ruminasyon arttıkça kaygı artar. Kaygı arttıkça kontrol çabası artar. Kontrol çabası arttıkça belirsizlik daha tehdit edici görünür. Şubat bazen bu döngünün en görünür olduğu aydır.

Bu döngüyü kırmanın yolu belirsizliği tamamen ortadan kaldırmak değildir. Zaten çoğu zaman bu mümkün değildir. Yol, belirsizliğin varlığında da hayatı yapılandırmaya devam etmektir. Büyük hamleler şart değildir. Küçük ama düzenli adımlar yeterlidir. Günlük bir yürüyüş yapmak, uykuyu biraz daha ritme sokmak, bir sayfa kitap okumak, bir dostu aramak, aile büyüklerini ziyaret etmek, bir işi küçük parçalara bölüp sadece bir parçayı tamamlamak. Bu eylemler küçük görünebilir. Ama zihne güçlü bir mesaj gönderir: Hayat hâlâ kurulabilir... Belirsizliğe karşı en etkili psikolojik hamlelerden biri, kontrol edilebilen alanları görünür kılmaktır. Mikro eylemler tam da bunu yapar. Zihnin enerjisini belirsizliğe değil, yaşama bağlar.

Sonuçta belirsizliğin norm haline geldiği çağımızda psikolojik esneklik bir lüks değil, temel bir yaşam becerisidir. Batı Trakya’nın dayanışma kültürü bize şunu hatırlatır. Belirsizlik tek başına taşınacak bir yük olmak zorunda değildir. Bağlar, ritüeller, ortaklık ve anlam, kaygının sesini kısar. Belirsizliği yok edemeyiz. Ama onun içinde yön bulmayı öğrenebiliriz. Şubatın sessiz mesajı belki de budur: Baharı beklemeden de hayatı anlamlı kılacak adımlar atılabilir. Çünkü insan, tam da sisin içinde yürümeyi öğrendiğinde güçlenir.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr