Bilmediğiniz Türk Tarihi
Okuduğumuz tarihe baktığımız zaman Türk tarihi M.Ö. 226 yılında başlar. Ne yazık ki bu sadece kendilerini tatmin etmek amacıyla Türklerin insanlığa olan etkisin
Okuduğumuz tarihe baktığımız zaman Türk tarihi M.Ö. 226 yılında başlar. Ne yazık ki bu sadece kendilerini tatmin etmek amacıyla Türklerin insanlığa olan etkisini bütün dünyadan gizleyenler için geçerlidir.
Türklerle ilgili gerçekleri öğrenmeden önce, bize öğretilen yalan yanlış bilgilere bir göz atmadan önce, aksini öne süreceğim iddialara inanıp inanmamak konusunda özgür olduğunuzu bilmenizi isterim. Çünkü bunlar sadece teorilerim ama unutmayın ki yaşadığımız çağda okutulan tarih birilerinin menfaati doğrultusunda okutuluyor.
Öncelikle, Atatük’ün bir iddiası olan ve üzerinde oldukça fazla araştırma yaptırmış olduğu kayıp Mu kıtasından bahsedeyim. Kayıp Mu kıtası, Atlantis kıtası gibi bir efsane olup daha sonra battığı iddia edilen, şimdiki en büyük okyanus olan Pasifik Okyanusu’nun olduğu yerde bulunan bir kıtaydı. Bu kıta ile ilgili yapılan araştırmalarda kesin delil sayılabilecek sonuç çıkmasa da, Pasifik Okyanusu’nun dibinde piramitler ve şehir kalıntılarına benzer kalıntılar gözlemlenmiştir.
Bu kıta ile ilgili varsayımları destekleyen bilim adamlarının yorumları insanı gerçekten inanmaya iten cinsten. Günümüzde Polinezya, Mikronezya ve Melanezya takımadalarını oluşturan parçalarının batan kıtadan olduğuna inanılmaktadır. Bu kıtanın tarihine bakacak olursak, başlangıcının ne zaman olduğu bilinmemekle birlikte 70000 yıl önce tek tanrılı bir dine inanıldığı söylenmektedir. Bu tek tanrılı dinde Naakaller adı verilen rahiplerin din görevlerini üstlendiği sembolizme dayalı bir öğretimleri vardı. Şimdiki yaşam tarzımızdan çok uzak olan telepati, duru görü ve astral seyahat gibi metafizik güçler mevcuttu.
Sosyal hayata geçtiğimiz zaman. Mu kıtası tam bir ticaret cennetiydi. Diğer kıtalardan sürekli ticaret için gelen tüccarlar vardı, öyle ki Mu kıtasını şimdiki ABD ile eşdeğer de tutabiliriz. Bunun dışında 4 ayrı yazı diline ayrılmış fakat konuşma dili tek olan dilleri vardı.
14000 yıl önce ise, kıtayı ayakta tutan gaz odacıkları patlamış ve kıta üzerindeki 64 milyon insanla birlikte batmıştır. Kimilerine göre kıta Nuh Tufanı’nda batmıştır. Batmış olmasına batmış ama daha sonra Asya’nın doğu kıyılarında tarihçi Churchward’ın bulduğu ve 20 sene boyunca üzerindeki yazıları öğrenmek için çalıştığı tabletler vardı. Bu tabletlerin üzerinde, “Kıtamız battı, biz de buraya geldik” diye yazılar vardı. Aynı zamanda da bu tabletlerin üzerindeki kelimelere baktığımız zaman Uygur Türkleri’nin lehçeleriyle ilişkilendirilebilen kelimeler de vardı.
Ve bunlar Türkler’den başkaları değildi. Şimdi M.Ö. 226'da başladığı söylenilen Türk tarihi, meğerse bundan 70000 sene önce de varmış. İşte o günden sonra Sümer’ler gibi çeşitli kavimler oluşmuş bunlar da tarihte kendilerine özel yer bulmuşlardır. Üstelik Sümer’lerin ilk yazıyı kullandıklarına inanılmaktadır. Ne var ki; Sümerler M.Ö. 4000 yıllarında yaşamış, Mu kavmine ait bulunan tabletler üzerinde yapılan araştırmalar ise bu tabletlerin 14000 yıllık olduğu kanıtlamıştır.
Şimdi Mu’dan çıkıp bazı gerçekleri görelim. Amerika kıtasının 18. yy’da Cristopher Colombus tarafından keşfedildiği söylenilmektedir. Colombus Hindistan’a gitmek isterken Afrika’nın altından geçmemek için direk batıdan gitmiş “Nasıl olsa dünya yuvarlak, bu şekilde de varırım” mantığıyla Amerika’ya varmış ve bulunduğu yerin Amerika olduğunu bilmeden ölmüştür. Daha sonra Amerigo Vespucci Amerika’ya bilinçli bir şekilde gitmiş ve kıtaya onun ismi verilmiştir.
Bu bahsettiğim olaylar 18. yy’da yaşanmıştır. Peki milyonlarca yıllık insanlık tarihinin son 3. yüzyılında mı keşfedildi Amerika? Ben buna inanmak istemiyorum. Çünkü haritaya baktığınız zaman Rusya’yı Alaskaya bağlayan, iki kıta arasındaki mesafesi yaklaşık olarak İstanbul Bursa arasındaki mesafe kadar olan Bering Boğazı vardır. Milyonlarca yıllık insanlık tarihinde hiçbir insanoğlu Rusya’nın ucuna varıp Alaska’ya geçemedi mi? Üstelik buz devrinde o boğaz tamamen donmuş bir halde bir kara parçası gibi gözüküyorken.
Sizce Kızılderililer Colombus’un keşfinden sonra mı ortaya çıktı? Bence Türkler zamanında dediğim rotadan Amerika’ya göçünü gerçekleştirmiş ve şimdiki bildiğimiz adıyla Kızılderililer oraya yerleşti. Peki nerden biliyorum o insanların Türk olduğunu, başka bir milletten olamazlar mı? Bunu da Hun’ların isimleriyle kanıtlayacağım.
Hun’lar genellikle Erkan, Berkan, Serkan, Tarkan gibi isimlere sahipti ve kendilerine doğadan ilham aldıkları takma isimler verirlerdi. Kızılderililerin de bazılarının bu isimlere sahip olduğu bilinmekte ve Oturan Boğa gibi birçoğumuzun bildiği popüler takma adına sahiptiler.
Türk tarihi araştırıldığı zaman gördüğünüz gibi çok geniş. Aslında bildiğimiz tarihte de çok geniş bir yerimiz var. Var ama bir şekilde bize unutturuluyor.