Bizi Bu Hale Kim Getirdi?
Çocukluğumdan beri bazı şeylerin nasıl ve neden olduğunu hep düşünüp merak etmişimdir. Geçen gün ise henüz yarım asır önce, hatta daha yakın bir zamanda yaşanan
Çocukluğumdan beri bazı şeylerin nasıl ve neden olduğunu hep düşünüp merak etmişimdir. Geçen gün ise henüz yarım asır önce, hatta daha yakın bir zamanda yaşanan felaketlerden sonra bazı insanların kendi içlerinde devrim yaşadığını gözlemledim. Çoğunluğu 70 yaşın üzerinde olan bazı büyüklerimiz yaşadıkları kötü şeyler nedeniyle istemdışı da olsa kendi içlerinde ksenofobi (yabancı korkusu) yaşamaktadırlar. Peki yaşlılarımız bu haldeyken, genç nesil nasıl oldu da yabancılara bu kadar özenmeye başladı, onları bu hale kim getirdi?
Yabancılar yani Batı Dünyası gençlere bir nevi özgürlük gibi gelmektedir. Fakat ne var ki; bu özgürlük dedikleri şey onları esirleştiriyor. Neden mi? Çünkü bölgemizin insanı iki ayrı medeniyetin arasında kalmıştır. Bu iki medeniyet; Batı ile Doğu medeniyeti olup, birinden tamamen vazgeçemediğimiz için biraz sonra yazacağım etkilere maruz kalarak esirleşiyoruz.
Batı’ya baktığımız zaman insanların sadece kendilerini düşündüğü, özgüven bakımından oldukça ilerlemiş, soğuk bir atmosfer görüyoruz. Doğu ise sıcaklığını her daim korumuş, misafirperverliği ile ünlü, betonlaşmadan uzak, her tarafı buram buram tarih kokan bir atmosfer. Bunların arasında ise daha önce de belirttiğim gibi biz varız. Bir yandan Batı’ya özenip özümüzü unuturken, öbür yandan da gerçek kimliğimizden pek uzak kalamıyoruz. Sonuç olarak da ortaya bizim gibi bir yandan özgüven patlaması yaşayan, öbür yandan komplekssiz yapamayan bir millet ortaya çıkıveriyor.
“Bizi bu hale kim getirdi?” sorusuna cevabı bulduktan sonra derin bir “ah” çekip yazmaya devam ediyorum. Bu genç nesil sadece Batı’ya yönelse “Eyvallah” demesem de yine de karışmaya hakkım olmaz. Çünkü insanlarımız Batı’ya yöneldiğini zannediyor ancak Batı’lıların kitap okuma alışkanlığından bihaber. O insanlar ahlâken uygun durumda olmasa da araştırıp öğrenme konusunda çok iyiler. Binaenaleyh insanımız sadece özgürlüğü seçtiği için ne yazık ki esir duruma düşüyor.
Aslında Batı’nın istediği de bu! Kendilerini kaliteli gösterip kendilerine çekmek, sonrasında ise bizi köleleştirmek. Bunun en büyük örneği: Bizim okumuş insanlarımız toplu taşıma araçlarında akıllı telefonlarını kurcalarken, elin (Batı’nın) okumuş insanı toplu taşıma araçlarında kitap okuyor. Tabi Doğu’da da kitap okuyan çok, hatta Batı’ya nazaran daha çok ama dediğim gibi bizim insanımız esirleştirildi!
Peki neden tek bir medeniyeti seçemiyoruz? Cevabı çok basit. Çünkü biz, bize kolay olanı tercih ederiz her zaman. ABD gibi her eyaleti gökdelenlerle çevrili bir bölge varken medeniyetin beşiği olan ortadoğuyu kim ne yapsın? Batı’yı seçtik ama bundan sonra neden onlar gibi ilim açısından gelişemiyoruz? Çünkü daha önce de dediğim gibi biz kolayı seçiyoruz.
Bir yere kadar Batı, ondan sonra bizi yardımsever insancıklar olarak gösteren Doğu ve bu da egomuzu kabarttığı için Doğu’dan uzak kalamıyoruz.
Uzun zamandır yazılarımda egodan bahsetmemiştim. Önceki yazılarımda her türlü cahilliğin kaynağının ego olduğunu vurgulamıştım. Einstein “Egonun olduğu yerde ilim, ilmin olduğu yerde ego yoktur” demiştir. Einstein gibi bir adam bunu söylediğine göre dikkate almak gerekiyor değil mi? İnsanlarımız işte bu şekilde egolarına yenik düşerek Batı’ya esir oluyorlar. Halbuki, günde akıllı telefonları başında harcadıkları zamanın en fazla yarısını kitap okumaya harcasalar gerçeğin farkına varacaklar. Bunu sadece düşünerek değil, deneyerek uygulayın. Çünkü düşündüğünüz zaman sadece bilgi kazanacağım dersiniz. Fakat uyguladığınız zaman kitap okumayan birisiyle aranızdaki farkı göreceksiniz. Çünkü kitap okumak bilgi edinmekten çok, kültür edinmektir.
Son olarak; araştırıp okuduktan sonra göreceksiniz ki, asıl önemli olan Amerikanın oyuncak görünümlü silahları değil, atalarımızın bizlere miras bıraktıkları değerlerdir. Bu değerlerin farkına varmanın tek yolu ise okumaktır.