Davutoğlu ziyaretinin ardından...
Bilindiği üzere geçtiğimiz hafta T.C. Başbakanı Sayın Ahmet Davutoğlu beraberinde 9 bakanı ve kalabalık bir heyet ile birlikte, Türkiye ile Yunanistan arasındak
Bilindiği üzere geçtiğimiz hafta T.C. Başbakanı Sayın Ahmet Davutoğlu beraberinde 9 bakanı ve kalabalık bir heyet ile birlikte, Türkiye ile Yunanistan arasındaki Yüksek Düzeyli İşbiriliği Toplantısı’nın üçüncüsünü gerçekleştirmek üzere 5-6 Aralık tarihlerinde Atina’ya geldi.
Ziyaret öncesi Anavatanımız Başbakanı’nın 6 Aralık Cumartesi öğleden sonra Batı Trakya’ya da kısa bir ziyaret gerçekleştirmesi bekleniyordu. Hatta Batı Trakya Türkleri bu ziyareti heyecanla bekliyordu. Ama maalesef bu ziyaret gerçekleş(e)medi. Yunan basınında çıkan haberlere göre, Kıbrıs dolayısıyla varolan gerginliğin daha da ileri boyutlara ulaşmaması için Yunan tarafı bu ziyaretin gerçekleşmesine olumlu bakmadı, Türk tarafı da anlayış göstererek Batı Trakya ziyareti için daha fazla ısrar etmedi. Neticede genelde olduğu gibi yine Türk tarafı sabır ve anlayış gösterdi ve Batı Trakya ziyareti iptal edildi.
Anladığımız şudur; Anavatanımızın üst düzey yöneticilerinin Batı Trakya Türkleri’ni ziyaret etmesi veya ziyaret etmek istemesi bu ülkede halen bazı çevreleri rahatsız ediyor ve devlet mümkün mertebe bu ziyaretlerin gerçekleşmesine sıcak bakmıyor.
Neticede Anavatanımız Başbakanı Sayın Ahmet Davutoğlu üçüncü kez Batı Trakya ziyaretini gerçekleştiremedi. Ziyaret gerçekleşmemiş olsa da Sayın Başbakan Batı Trakya Türk Azınlık temsilcilerini Atina’da konakladığı Hilton otelinde kabul etti ve yakaşık 1.5 saat süren kapsamlı bir toplantı gerçekleştirildi. Bunu toplantıya katılan büyüklerimizin sosyal medya hesaplarından öğrenmiş olduk. Tabii toplantıda neler konuşulduğunu ve kulislerde ne tür sohbetlerin yapıldığını, ana hatlarıyla dahi olsa, azınlık basını olarak bilmiyoruz çünkü Atina’ya davet edilmedik veya kafamıza göre kalkıp gitmedik. Gönül isterdi ki Başbakan Davutoğlu’nun konakladığı Hilton otelinde, azınlık temsilcileriyle yapılan toplantının öncesi ve sonrasında azınlık basını da hazır bulunsun, fotoğraf çeksin, heyetteki yetkililerle söyleşiler gerçekleştirsin. Yani Başbakan’ın Atina temaslarını yerinde takip ederek konuyu daha derli-toplu ve daha verimli bir şekilde azınlık kamuoyuna aktarmak isterdik. Bu sefer de açık söylemek gerekirse kopyala-yapıştır yöntemiyle bu haberi sizlere aktarmak durumunda kaldık. Yapacak bir şey yok, şimdilik böyle idare edelim.
Konuyla ilgili haberimizden de anlaşıldığı üzere iki Başbakan’ın ve genel hatlarıyla Davutoğlu’nun Atina ziyaretinde zor konulara fazla dokunulmadığı görüldü. Sayın Davutoğlu Samaras ile görüşmesinde Batı Trakya Türkleri’nin meselelerini de görüştüğünü söyledi ancak ayrıntı vermedi. Anavatanımız heyetinin Atina ziyaretinde Batı Tarkya Türkleri’nin en kapsamlı konuşulduğu toplantı elbette Başbakan Davutoğlu’nun bakanları ile birlikte müftülerimiz İbrahim Şerif ve Ahmet Mete, milletvekilimiz Ahmet Hacısosman, DEB Partisi Genel Başkanımız Mustafa Aliçavuş ve yeni Başkonsolosumuz Ali Rıza Akıncı’nın da katıldığı toplantı oldu. Toplantıda ayrıca kendileri de Batı Trakyalı olan, İslam İşbirliği Teşkilatı IRCICA Genel Direktörü Sayın Halit Eren ve Ak Parti Bursa Milletvekili Sayın Hakan Çavuşoğlu da hazır bulundular. Elbette bu toplantıda konuşulan ayrıntılar hakkında bilgi sahibi olamayız. Ancak Azınlık insanı ana hatlarıyla da olsa bilgi sahibi olmak istiyor. Şu ana kadar bu hususta herhangi bir yetkiliden herhangi bir açıklama yapılmadı. Sadece faydalı ve kapsamlı bir görüşme yapıldığı ifade edildi.
Üzerinde fazla durmak istemiyorum ama, bu toplantıya SİRİZA milletvekillerimiz Hüseyin Zeybek ve Ayhan Karayusuf’un katıl(a)mamasının nedenlerini azınlık kamuoyu samimiyetle merak ediyor. Bize bu konuda laf söylemek düşmez. Bu konuda birşey söylenmesi gerektiğine ve azınlık kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmak veya yapmamak gerektiğine Zeybek ve Karayusuf karar verecektir. Bizim bu noktada kendilerine söyleyebileceğimiz tek şey var. Sayın SİRİZA milletvekillerimiz, azınlık insanı, Davutoğlu ile olan toplantıya neden katılmadığınızı gerçekten merak ediyor. İster açıklarsınız, ister açıklamazsınız, gerisi size kalmış.
--- -- ---
Anavatanımız Başbakanı Sayın Ahmet Davutoğlu’nun Atina ziyareti öncesi ve sonrası ile ilgili Yunan basınında muhtelif haberler yer aldı. Kanaatimce bunlardan en dikkat çekici olanı milliyetçi olarak bilinen Kontranews gazetesinin, Başbakan Davutoğlu'nun ziyareti sebebiyle Türkçe, "Yeter artık kabadayılığı bırak" manşeti idi. Davutoğlu'na tam sayfa açık mektup yazan milliyetçi gazete, "Yeter artık kabadayılık, gelin her konuda anlaşalım" başlığını kullandı.
Sansasyonel haberleriyle bilinen gazete Yunanistan ve Türkiye bayraklarının üzerine basılan açık mektubun spotunda, "Şunu anlayın, sizleri dost ve partner olarak istiyoruz. Düşman olarak değil. Son 100 yıl boyunca olduğu gibi. Birlikte neler yapabileceğimizi düşünün. Nasıl bir Güce sahip oluruz... Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs." ifadelerini kullandı.
Gazete yayıncısı George A. Kouris tarafından kaleme alınan Türkçe ve Yunanca iki tam sayfa mektup, "Saygıdeğer Sayın Başbakan" şeklindeki hitap cümlesi ile başlıyor. Giriş paragrafında "Bizi 400 yıl köle tuttunuz. Günün birinde başkaldırdık. Sizi kovaladık. Sizi kestik ve Ankara'ya kadar kovaladık. Sonra siz bizi kestiniz ve denize attınız. Öncesinde İzmir'de evlerimizi yakarak. Devamında İstanbul'da kalan Rumları kovduktan sonra, Kıbrıs'ın yarısını da bizden aldınız." cümlelerine yer veriyor.
Türk-Yunan ilişkilerindeki gerginliklere keskin cümleler kullanılarak değinilen mektup, "Kesin biliyorsunuzdur, birileri Yunanistan'ı ve Türkiye'yi 4-5 ayrı devlete bölmek istedi ki bu ilk kez yaptıkları bir şey değildi. O zaman gelin, birileri ne sizlerin ne de bizlerin istediği çözümleri zorla dayatmadan önce adil çözümler bulalım. Bizi ayıran bütün sorunlar hakkında gelin iki memleketimizi 'cennete' dönüştürelim." şeklindeki çağrı ile bitiyor.
Gerçekten enteresan bir haber ve mektup. En enteresan olan başlığı tabii. Hem, her konuda gel anlaşalım diyor, hem de muhatabına kabadayılığı bırak diyor. Bu nasıl bir anlayıştır, anlamak mümkün değil. Hem gel anlaşalım, hem de kabadayılığı bırak. Tam bir kabadayılık bu olsa gerek.
Mektubu kaleme alan Sayın Kouris’e bir hatırlatmada bulunmak istiyorum. Sayın Kouris, biz Batı Trakya Türkleri yıllardır, hem de geçmişin yaralarını deşmeden, vatanımız Yunanistan ile Anavatanımız Türkiye’nin birlikte güçlü olmalarını hep istedik, köprü olalım dedik fakat maalesef yıllardır vatanımız tarafından hep dışlandık, kabadayıca tavırlara maruz kaldık. Bir ara vatandaşlık haklarımızda bazı iyileştirmeler yapıldı, umutlandık. Fakat bu da uzun sürmedi. Azınlık konularında hep sabrettik, diyalog ve işbirliğinden yana olduk. Anavatanımız oradaki mukabilimiz olan gayr-i müslim azınlıklara büyük açılımlar gerçekleştirdi. Bunu yaparken Yunanistan’ın Batı Trakya Türkleri’ne haklarını iade etmesini beklemedi. Fakat vatanımız bazı adımlar atacağına tam aksi davranarak çıkardığı kanunlarla Azınlık haklarımızı günden güne baltaladı ve bu durum maalesef halen devam ediyor. Şimdi sorarım size, kabadayı edasıyla davranan kim?
Bugün Yunanistan’da, Anavatanımız Başbakanı’nın bizleri ziyaret etmesine dahi tahammül edemeyen bir zihniyetin varlığından bahsedebiliyorsak, inanın bir Yunan vatandaşı olarak bizler bu durumdan utanç duyuyoruz. Böyle bir zihniyet var ve bundan rahatsız olacak diye de devlet yetkililerimiz bu ziyarete sıcak bakmadı ve ziyaret gerçekleşmedi. Sorarım herkese, böyle mi çözülecek sorunlar, böyle mi anlayacağız birbirimizi? Anlamak isteyen varsa tabi.
Son olarak Anavatanımız Başbakanı Sayın Ahmet Davutoğlu’nun Atina ziyaretinde samimiyetle kullandığı bazı ifadeleri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ortak toplantıda bakanların birbirlerine gönül diliyle hitap ettiklerini gözlemlediğini söyleyen Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Bakanlarımızın görüşmesinde beni en çok etkileyen iki husus oldu. Birincisi artık arada psikolojik bir bariyer yok. Bakan arkadaşlarımız konuşurken acaba karşı taraf acaba nasıl anlar gibi bir kaygıyla konuşmuyorlar. İki ülke artık tabularla değil zihin ve gönülleri ile hitap ediyorlar” ifadelerini kullandı.
Hiç şüphesiz bu ifadeleri kullanmak için samimi olmak gerekiyor. Kabadayı olan biri böyle konuşmaz, konuşamaz. Aynı minvalde bir açıklamayı Başbakanımız Sayın Andonis Samaras’tan da beklerdik tabi. Bakanların birbirine gönülleriyle hitap ettiklerini gözlemlediğini, artık psikoljik bir bariyer olmadığını, tabularla değil zihin ve gönüllerle birbirlerine hitap ettiklerini söylemesini beklerdik gerçekten. Elbette Sayın Başbakanımız Samaras da ziyaret kapsamında önemli açıklamalarda bulundu, ortamı germedi, sakin bir uslûp takındı.
Fakat biz artık daha samimi ifadeler, daha samimi söylemler ve daha samimi uygulamalar istiyoruz. Bu samimiyeti hem iki ülke ilişkilerinin hızla istenen düzeye gelmesi, hem Kıbrıs sorununun çözümü hem de Batı Trakya Türkleri’nin Azınlık haklarının iadesi için istiyoruz.
Kabadayı arayanlar aynaya baksınlar yeter. Bizler Anavatanımız Başbakanı Sayın Ahmet Davutoğlu’nun dediği gibi tabularla değil, zihin ve gönül diliyle konuşmaya, yaşamaya ve mücadeleye devam edeceğiz.