“Diktatör” avcıları Batı Trakya’daki dikta ve zulmü neden görmez?

Yunan "aydın" ve gazetecilerle zaman zaman sosyal medyada tartışıyoruz. "Türkiye’deki gazetecilere ve azınlıklara haksızlık yapıldığını söylüyorsunuz da, Batı T

Köşe Yazıları 26 Nisan 2017
“Diktatör” avcıları Batı Trakya’daki dikta ve zulmü neden görmez?

Yunan "aydın" ve gazetecilerle zaman zaman sosyal medyada tartışıyoruz. "Türkiye’deki gazetecilere ve azınlıklara haksızlık yapıldığını söylüyorsunuz da, Batı Trakya'daki Türklere ve gazetecilere yapılan haksızlıklar konusunda neden aynı hassasiyeti göstermiyorsunuz?" deyince kızıyorlar, çirkinleşip "Madem bu ülkede hiç Yunan hissetmiyorsun ve Yunanistan'da rahat değilsin, Türkiye'ye git orda sana serbestlik verirler, tabii facebokta özgürce yazmana izin verirlerse" diye seviyesizleşiyorlar. Yani işlerine gelmeyince "beğenmiyorsan defol git" demeye getiriyorlar. 

Bunların demokratlığı bu... Avrupa'nın çarpık demokrasisi veya çarpık Avrupalıların demokrasisi... İkisi de çarpık... Yahu ben Yunanistan'da yaşıyorum diye etnik bilinç olarak Yunan hissetmek zorunda mıyım? Bu nasıl bir kafa yapısıdır? Avrupa’da Hitler ölmedi, ırkçıların zihninde yaşıyor. Bu mantığa göre, yurtdışında yaşayan Yunanlar yaşadıkları ülkenin milliyetine göre mi değişmeli? Türkiye'deki patrik ve Rumlar Türk mü hissetmeli? Sorsanız “hayır” derler... Tabii ki hayır. Ama onlara gelince “hayır”, bize gelince “evet”.

Kişi neyse ve neyi tercih ediyorsa onu hisseder. Doğrusu budur... İnsan neyse o olmalı... Onun bunun beklentisine göre bukalemunluğa/münafıklığa zorlanmamalı. Nerede yaşarsa yaşasın fark etmez. Neyi tercih ediyorsa kişi odur, bitti.

Dolayısıyla hangi kimlik bilincine sahip olursak olalım, vatandaşı olduğumuz ülke yine bizim ülkemiz ve ona da vatandaşlık bağıyla bağlıyız. Vatandaşlık görevlerimizi yerine getirir kanunlara uyarız, tabii insan haklarına aykırı olmadıkları sürece. Ters bir durum görünce de onu düzeltmek için tepkimizi demokratik bir şekilde gösteririz.

Batı Trakya Türk Azınlık mensupları olarak bizler ülkemizi severiz. Vergimizi etnik Yunanlara göre çok daha muntazam öder, vatani görevimizi yaparız. Gerekirse hiç tereddüt etmeden dedelerimiz gibi ülkemiz için savaşır, ölürüz. Ama bu böyle diye, bize kimse Azınlık Haklarımızı unutturamaz ve bunlardan vazgeçiremez.

Biz, Yunanistan'da uluslararası anlaşmalarla garantörümüz Türkiye tarafından bırakılmış ve hakları garanti altına alınmış uluslararası statüye sahip resmi bir azınlığız. Bu azınlığın adı da: Batı Trakya Müslüman Türk Azınlık'tır. O kadar... 

Bizim ne olduğumuz bizim bileceğimiz bir iş ve kullanacağımız bir haktır. Bu hakkımızı kimse çiğneyemez, çiğnetmeyiz.  Değil vatanımız Yunanistan, anavatan Türkiye bile bizi kimliğimizden vazgeçiremez.

Bizim ülkemize olan bağlılığımızı ve vatan sevgimizi sorgulamak kimsenin haddine değil. Kuru milliyetçilik satarak siyaset yapan, farklı kültür ve kimliklere küfretmekten başka hiçbir görev yapmayıp bizim vergilerimizle geçinen ırkçılar önce kendine baksın.

--- -- ---

İnsan önce bir aynaya bakar, demişler... İngiliz imparatorluğunun sömürgeciliği ile nam saldığı bir döneminde kurulan Guardian isimli İngiliz gazetesi, kalkmış İslam dünyasını namussuzca, çirkefçe eleştiriyor. Türkiye sultanlığa dönüşüyormuş. Erdoğan Sultan olacakmış. Varsa bir durum bu konuda da yaz tabii, ama sen önce kendi yönetildiğin kraliyetine bak, kulu olduğun kraliçene bak. Ona ve kraliyetine bir laf et. Pabuç dilini sarkıt, salyanı akıt, alçakça hakaret et. Başına gelen gelsin, sonra Müslümanları da yazarsın... Adamlara bak... Krallıkla yönetiliyorlar, kalkmış seçimle iktidara gelen demokrasilere laf ediyorlar... Siz kraliçenizi seçtiniz mi ki konuşuyorsunuz ey reziller.

--- -- ---

ABD'de Eyalet Yüksek Mahkeme Hakimleri bakın nasıl seçiliyor:

Pek çok eyalette halk, hakimleri seçimle iş başına getirir. Adaylar, eyaletten eyalete farklılık gösteren bir yolla, belirli süreler için seçilirler. Bazı eyaletler, hakim adaylarının aynı zamanda bir siyasi parti adayı olarak oylanmasını kabul ederken, bazıları hakimlerin siyasi partilerden bağımsız adaylar olarak seçimlere girmelerini kabul eder.

Şimdi, madem dünyanın en gelişmiş ülkesinde hakimler böyle seçimle işbaşına geliyor, bizim gelişmeye çalışan, kaybettiği demokrasi beşiğini arayan ülkemiz neden, hakim görevi olan müftüler seçimle işbaşına gelemez, o yüzden devlet tayin eder, diyor? Demek ki ya cahil kalmış ya da niyet başka. 

Belli ki, Batı Trakya'da seçilmiş müftü aynı anda hakim olamaz demenin altında başka amaçlar yatıyor. Niyet, kafaları bulandırmak, ortalığı sulandırmak ve müftülük gibi bizim için önemli bir kurumu itibarsızlaştırmak/işlevsizleştirmek ve mümkünse ortadan kaldırmak.

--- -- ---

Müftülükler ve müftülerden söz açılmışken değinelim: Devlet tarafından azınlığımıza İslam’a, uluslararası anlaşma ve insan haklarına aykırı bir şekilde azınlığımıza “müftü” diye dayatılan atanmışlar bize dava açtı. Neymiş, biz onlara çakma müftü, sahte müftü, gayrı meşru müftü, millete dayatılan müftü, devletin haksız bir şekilde cebir kullanarak diktatörce el koyduğu müftülüklerin bekçisi ve makamın gaspçısı olduklarını anlattığımız için bizlerden şikayetçi olmuşlar. Gaspedilen müftülüklerde hakları olmayan müftülük sıfatıyla işledikleri rezilliklerden dolayı onların bu makama layık olmadıklarını ortaya serdiğimiz için rencide olmuşlar. 

Yıllardır bu memlekette yerel ve ulusal Yunan medyasının bunlara etmedikleri hakaret ve küfür kalmadı. Onların yolsuzluklarını ifşa ederek görevden alınmaları gerektiğini, görevlerini kötüye kullandıklarını ve insanları mağdur ettiklerini defalarca yazdılar. Bu yazdıklarıyla onları rezil eden, yerden yere çalan yunan basınına gıkları dahi çıkmadı. Ancak azınlık basınına gelince onlara dava açtılar. Birden bire haysiyet ve şeref sahibi olduklarını hatırladılar.

Peki, senelerdir bu görevde yunan basınının haklarında yazdıkları ağır suçlamaları neden yalanlamadılar? Neden rencide olmadılar? O zaman şeref ve haysiyetleri neredeydi? Yoksa bu davaları açmak için birileri tarafından mı yönlendirildiler? Onları oturdukları makama oturtan güç mü bu yönde bir görev verdi? Durum bunu gösteriyor. Akıl var, mantık var. Mesele hakaret ve rencideyse eğer, bir ömür demediğini bırakmayan yunan basınına niye sustular? Ona sustuktan sonra azınlık basınıyla birden bire niye uyandılar? Bu sorular bile bu işte bir bit yeniği, bir kasıt ve yönlendirme olduğunu rahatlıkla akla getiriyor.

Ben iddia ediyorum, müftülük sıfatıyla yakından uzaktan alakası olmayan bu tetikçiler, kendi iradeleriyle bizlere dava açmayı düşünmez. Çünkü istenmedikleri toplumda ihanetlerini bir kez daha tescil etmiş ve kendilerini hepten sıfırlamış olacaklarını biliyorlar. Ama hizmetlerinde oldukları azınlık karşıtı mekanizma kendilerine dikte edince mecburen emri yerine getirdiler. Benim kanaatim bu.

Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı'na göre, devlet tarafından müftü olarak zorla dayatılan memurlar azınlık karşıtı güçlerin işbirlikçisi olarak bilinirler. Dolayısıyla "hain" ve "istenmeyen adam" olarak toplum tarafından dışlanmaktadırlar. Batı Trakya Türklerinin bu iradesini yansıtan Millet gazetesinin, "atanmış" memurların foyalarını ortaya koyarak Azınlığı yok etmek isteyenlerin oyunlarına çomak soktuğu için mahkemelerle engellenmeye çalışıldığı kanaatindeyiz. Burada söz konusu olan hakaret veya şahısların rencide olması değil, aksine bu bahanelerle haksızlıklara karşı susmayan azınlığın ve özgür basının susturulmasıdır.

Son dönemde özellikle SİRİZANEL hükümetinin iktidara gelmesiyle iktidarda kalma karşılığında SİRİZA’nın Batı Trakya ve Türk politikasını ırkçı ANEL’e teslim etmesinden sonra, Azınlığın bütün milli ve dini kurumlarına yönelik baskılar cunta dönemindeki gibi artmaya başladı.

Netice ortada... Gümülcine Türk Gençler Birliği’nin lokalinde bulunan ve üzerinde ismi yazan levha nedeniyle başkanı polise çağrılıyor. İskeçe ve Gümülcine’nin halk tarafından seçilmiş gerçek müftüleri, müftülük makamını ve sıfatını gaspetmek suçundan ifade vermeye çağrılıyor, davalar açılıyor. Seçilmiş müftülüklere bağlı olarak halkın seçtiği imamlar terörist gibi gösteriliyor. Operatör mekanizmanın bence kendi koyduğu silahlarla, halkın seçtiği müftülere bağlı camilere baskın düzenlenerek imamları ve onların arkasında namaz kılan soydaşlarımız terörist gibi gösterilerek tehdit ediliyor. Azınlık, bu şekilde korkutulmak, sindirilmek ve hizaya getirilmek isteniyor. Bu tehdit ve baskılara karşı direnen Azınlığın yanında yer alan basın da benzer yollarla “yola getirilmek” isteniyor. Haksızlıklara boyun eğmeyen milletinin sesi Millet Gazetesine açılan bu davalar işte bu şantaj ve baskı politikasının bir parçasıdır. 

Mesele, Azınlığın özgür iradesiyle dinini ve kültürünü yaşamasına izin verilmek istenmemesidir. Çünkü bu kültür, Türk ve İslam kültürüdür. Yunanistan’da bu kültür istenmediği için halkın özgür iradesiyle bu kültürü yansıtan ve yaşatan seçilmiş din adamları ve müftüler de istenmiyor. Bunun yerine fanatik kilise ve derin devletin ürünü olan suni bir yunan müslümanlığını millete empoze edecek güdümlü müftüler dayatılıyor.  

Şunu bütün dünya bilsin ki, toplum olarak bu güne kadar haksızlıklar karşısında nasıl yılmadıysak, eğilmediysek, bundan sonra da Allah’tan başka hiçbir güç karşısında eğilmeyiz. Hele demokrasi adına diktatör ülkelere ve padişahlara karşı direndiğini iddia eden sözde demokrasi savaşçısı terör örgütleri PKK ve FETÖ destekçilerine asla boyun eğmeyiz.   

İngiltere’nin krallığını, Mısır’ın firavunluğunu göremeyen demokrasi körleri, işine öyle geldiği için gider diktatör ilan ettiği Osmanlı’nın bakiyesinin seçilmiş liderinin "padişahlığını" görür. Böyleleri işlerine nasıl gelirse öyle yapar. Batı Trakya’da dikta rejimiyle azınlığa zulmeder, fikirdaş ve yoldaşları da buna alkış tutar. Batı kafası işte... Kendi zulümlerini örtbas etmek için başkalarına iftira eder. Aynı soykırımlar konusunda olduğu gibi. “Ermeni ve Pontus soykırımları” söylemlerini dilinden düşürmez, ama Bosna ve Cezayir’deki Müslüman soykırımları görmezden gelir.

Sahi, dayatılan muftislerin bir kez olsun dünyadaki Müslümanların çektiği zulümlere karşı bir şey dediğini duydunuz mu? Diyeceksiniz ki, kendi halkına uygulanan zulme susanlar diğerlerine ne desin?

Allah zalimlerden ve onlara alet olanların şerrinden korusun!

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr