Gözünü Sevdiğim Azınlık Lisesi

Geçtiğimiz günlerde “En büyük dert, derdine derman bulmaktır” dedi matematikçimiz. Hangimiz tahmin edebilirdi henüz okula kaydımızı yaptırmadan önce bile dert o

Köşe Yazıları 21 Haziran 2015
Gözünü Sevdiğim Azınlık Lisesi

Geçtiğimiz günlerde “En büyük dert, derdine derman bulmaktır” dedi matematikçimiz. Hangimiz tahmin edebilirdi henüz okula kaydımızı yaptırmadan önce bile dert olarak gördüğümüz İskeçe Muzaffer Salihoğlu Azınlık Lisesi’nden bir gün ayrılıyoruz diye üzüleceğimizi. Hangimiz tahmin edebilirdi bazen gece gündüz çalışmamıza rağmen düşük not aldığımız okulu özleyeceğimizi.

Okulun içine ilk adım attığım an, “En azından basketbol potaları güzel” diyerek kendimi teselli etmiştim. Halbuki okulumuz yapı bakımında eski olsa bile tabiri caizse bir ruhu olduğunu kimse bilmiyordu. Çanakkale şehitliği, Colosseum, Akropolis, Maracana, Çin Seddi gibi Chatzistavrou sokağındaki Asmalı Konak’ımızın da bir ruhu vardı. Çünkü bizim okulumuzda yaşananları başka bir okulda yaşamak neredeyse imkansızdı. Bir okul düşünün, iki sınıfı ahşap bir duvarla ayrılmış. Bir okul düşünün, bir sınıf fizik dersi yaparken yanda müzik dersi yapıldığı için aynı zamanda “Fikrimin İnce Gülü” şarkısını da dinleyebiliyor. Bir okul düşünün, alan kısıtlığı nedeniyle beden eğitimi dersleri yaz-kış, sıcakta-soğukta dışarıda yapmak zorunda kalınıyor. Bizim okulla herhangi bir ilişkisi olmayıp da bunu okuyan herkes “Sen bu okulun neresini sevdin de böyle yazılar yazıyorsun?” der ama ilk satırda da belirttiğim gibi “En büyük dert, derdine derman bulmaktır”. Biz asıl derdi derdimize derman bulup okuldan mezun olduktan sonra yaşıyoruz.

Ortaokul yıllarında sınıflardaki öğrenciler her sene değiştiği için aile atmosferi yaşayamıyoruz ve haliyle de derdimizin güzelliğini göremiyoruz. Fakat lisede herşey bir anda değişiyor. Lise 1’deki arkadaşların Lise 2’de de seninle birlikte. Sonra bir bakmışsın benim gibi çekingen karakterli biri bile sınıftaki herkesle dostluk kurabiliyor. Lise 3’te ne mi oluyor? Lise 3’ün diğer şubesiyle bile dostluklar kurulmaya başlıyor. Artık 2 şube birleşip aile olmuş ama kimse farkında değil.

Azınlık okulunun en güzel tarafı da lise son öğrencisi olmaktır. Artık “Zurnanın zırt dediği yer” mi dersiniz, “Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik” mi dersiniz bilmem ama şöyle bir gerçek var ki, bana “Lise yıllarını anlat” deseler lise sonu en sona bırakırım, çünkü insan en sevdiğini daima en sona bırakır. Öğrenciler bu dönemde, öğretmenlerin de tabiriyle misafir öğrenci olarak görülüyor. Son sene olduğu için notlar bir çok öğretmen tarafından bol keseden veriliyor, başarı elde etmemiz için herşey yapılıyor. Aslında bu okulun güzelliği burada anlaşılıyor. Diğer okullarda notların bol keseden verilmesi ya bütün sınıflarda olur, ya da hiç olmaz. İşte tam bu noktada öğretmenlerin de ailenin bir mensubu haline geldiğini gördük.

Azınlık Lisesi’nde lise son öğrencisi olmak bambaşka bir şey. Lise sonda öğrencilerin kendi maddi imkanlarıyla haftalık bir gezi düzenlemesi bir anane haline geldiğinden dolayı kendi maddi kaynaklarımızı yaratmak amacıyla kermes, eğlence gibi bir sürü organizasyona imza attığımız için bir sürü dersten kaytarma imkanı bulduk. Öğretmenlerimiz sağolsun, bu konuda her daim tolerans gösterdiler.

Azınlık Lisesi’ndeki eğitim süresi 6 sene, son sınıftaki eğitim süresi ise 6 ay olmasına rağmen koskoca 6 seneden bile daha uzun sürdü sanki. Ortaokul yıllarında kar yağınca okul olmayacak diye sevinirken, bu sene kar yağdığı zaman bütün imkanları zorlar, arkadaşlarımızla buluşurduk. Çünkü biz en iyi arkadaşları Azınlık Lisesi’nde tanıdık ve onların kıymetini ayrılık vaktine yakın bir zamanda anladık. Mart ayında müfredat biteceği için devamsızlık haklarını Mart’a bırakan öğrenciler, arkadaşlarından bir dersliğine bile olsa ayrılmayı göze alamadı ve devamsızlık haklarını değerlendirmek yerine bir saat bile olsa sınıftaki beraberlik ortamını değerlendirmek istedi.

Bir düşünün, her sene düzenlenen günlük okul gezilerinde bırakın diğer sınıfların öğrencileriyle kaynaşmayı, neredeyse kendi sınıfımızın öğrencileriyle bile doğru dürüst bir araya gelemiyorduk. Fakat bu mübarek lise sonun İtalya gezisinde herkes birbiriyle çok yakın olabiliyordu. Başka okullarda öğrenci pazarı düzenlenmiyor mu? Düzenleniyor. Başka okullarda geziye gidilmiyor mu? Gidiliyor. Başka okullarda dostluklar kurulmuyor mu? Kuruluyor. Ancak bizim okul dışında başka bir okulda son ders günü kızların yüzde sekseninin hüngür hüngür ağladığını zannetmiyorum.

En çok hangi öğretmenin hangi yanını özleyeceksin diye sorsalar: Koridorda “Gidiyorum Bütün Aşklar Yüreğimde” şarkısını söyleyen dincimizi, sınıfta öğrenciler kendi aralarında konuşmaya başladığı zaman tek bir bakışla susturmayı başaran matematikçimizi, “Habersiz Sınav” yapacağı tarihi söyleyen kimyacımızı, her kurnazca lafa usulüyle cevap vermeyi başaran biyoloji öğretmenimizi, öğrencileri yok yazarak terbiye eden bedencimizi, matematikçi olmasına rağmen felsefik sözler söyleyen matematikçimizi, şair “Yaş 35 Yolun Yarısı” demiş olmasına rağmen ne şiirden ne de şairden haberi olmayıp her hafta halı saha maçına giden fizikçimizi, her derste anı ve fıkra anlatan matematikçi ve edebiyatçılarımızı, disiplini iliklerimize kadar yaşatan bir diğer edebiyatçımızı ve tecrübeleriyle bizlere her zaman öğüt veren bedencimizi her zaman özleyeceğim.

En çok hangi arkadaşlarını hiç unutmayacaksın diye sorsalar: Ortaokul boyunca sıramı paylaştığım arkadaşımı, Lisede tanışıp bütün lise boyunca sıramı paylaştığım arkadaşımı, aynı şekilde yine lisede tanışıp çalışkanlığıyla herkese örnek olan ve bunu okul birinciliğiyle süsleyen arkadaşımı, 6 senedir sivri zekasıyla insanı kendisine imrendiren arkadaşımı ve tayfasını, fikirlerime her zaman güvenip benden yardım isteyen ve yardım etmekten hoşlandığım arkadaşımı ve son olarak daha önce adına yazı yazdığım değerli dostumu asla unutmayacağım.

Azınlık Lisesi neresidir diye sorsalar: İngilizce’den nefret eden bir öğrencinin bile okul bittikten sonra İngilizce öğretmenini çok özlediği yerdir Azınlık Lisesi, sırf resmi geçitte yer almak istemediği için 6 sene boyunca beden eğitimi öğretmeniyle sorun yaşayan bir öğrencinin bile öğretmenini özlediği yerdir Azınlık Lisesi, sınavlara gece gündüz çalışıp da düşük not alan öğrencinin bile öğretmenini özlediği yerdir Azınlık Lisesi, tek taraflı veya karşılıklı her türlü aşkın yaşandığı yerdir Azınlık lisesi derim.

Henüz orta 2’deyken bu fani dünyadan ayrılıp gerçek aleme giden kardeşimize Allah’tan rahmet ve mekanının cennet olmasını diliyorum.

“Öğretmen, her türlü mesleğe sahip insanın mimarıdır” demişler. Bu haklı söze layık olan ve geleceğimizi şimdiden şekillendiren bütün öğretmenlerimize teşekkür ederim.

Ufkumuzun genişlemesine sebep olan, bize hayatımızın en güzel gezisine gitmemize yardım eden bütün öğretmenlerimize teşekkür ederim.

Okul dönemi boyunca her isteğimize olumlu yanıt vermek için bütün ihtimalleri zorlayan müdürümüz, müdür yardımcımız ve okul sahiplerimize teşekkür ederim.

Henüz lise çağında bize mezuniyet töreni yaşatmak için ellerinden gelen her türlü yardımı esirgemeyen öğretmenlerimize de ayriyeten teşekkür ederim.

Unutmadan şunu da ekleyeyim: Belki bir çok okulda kan bağışı kampanyası düzenleniyor fakat bizim okulda bu organizasyonun baş mimarı olan, aynı zamanda da şimdiye kadar yaptığı 44 bağışla Yunanista’nın en çok kan bağışı yapan isimleri arasına kendi ismini yazdıran ve sayesinde bizi de İskeçe’nin en çok kan bağışı yapan 2. okulu haline getiren öğretmenimize de can-ı gönülden teşekkür ederim.

Kız arkadaşlarımızın okulun son günü dediği gibi “Çektiysen kahrımı, helal et hakkını. Zorlu sevdam hoşçakal.” Bu bir veda değil bilakis görüşmek üzere…

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr