Hakikat yürüyüşünü engelleyen psikolojik sakatlıklar

Hakikat, çoğu insan tarafından yüceltilen ve yüceltenlerin çoğu tarafından kendilerine mal edilen bir bilgi çeşididir.

Köşe Yazıları 19 Mart 2021
Hakikat yürüyüşünü engelleyen psikolojik sakatlıklar

Hakikat, çoğu insan tarafından yüceltilen ve yüceltenlerin çoğu tarafından kendilerine mal edilen bir bilgi çeşididir. Birçok insan hakikatin çok önemli bir şey olduğunu kabul etmekle birlikte hakikate yalnızca kendilerinin ulaştığını veya hakikatin mensubu oldukları hizibin tekelinde olduğunu düşünürler. Esasında bu, hakikatin karşısında duran bir sanıdır.

Aslında hakikat, ona ulaşılamayacağını kabul etmekle başlar. Sözgelimi bir dine inanan insan, o dinin en büyük hakikat olduğuna inanabilir, ama sırf o dine inanıyor diye hakikate ulaştığını iddia etmesi, onu hakikatten uzaklaştıracaktır. Hakikat odur ki, ona yalnızca kendisine ulaşılamayacağını kabul edenler ulaşır.

Dolayısıyla, hakikat bir yürüyüştür. O yürüyüşü kesmeye sebep olan da “hakikate ulaşmışlık” algısıdır. Uzun lafın kısası, hakikat yürüyüşümüze engel olan bazı psikolojik sakatlıklar söz konusudur. Bu hastalıklar Alfred Adler’in aşağılık kompleksi ile üstünlük kompleksi olarak adlandırdığı karmaşalardır. Aşağılık kompleksine sahip bir insan, öyle olmasa bile kendisini başkalarının karşısında hep değersiz, önemsiz veya başarısız görür. Ona ne zaman başarıya dair bir konu açsanız, “yok ya ben yapamam” der. Aşağılık kompleksinin karşısında duran üstünlük kompleksine sahip olan insan da, tabir yerindeyse haddini aşarak her konudaki üstünlüğünü dile getirmeye çalışır. Fakat, üstünlük kompleksine sahip insan da, aslında aşağı bir konumdadır. Bu durum ona ağır geldiği için üstünlük kompleksine kapılır. Kısacası, ezilmiş olduğu için, ama kendi ezikliğini göstermek istemediği için sıra dışı bir üstünlük rolüne bürünür. 

Birbirine zıt olan bu iki grup dışında bir de nötr olduğu iddiasında bulunan bir gruptan söz etmek mümkündür. Fakat, insan doğası itibariyle dogmatik bir varlıktır. İstediği kadar bilime inandığını söylesin, bu sefer de bilimi dogmalaştırmış olacaktır. Dolayısıyla “ben objektif düşünüyorum” diye bir iddiada bulunan insanın aslında tanrılık iddiasında bulunduğunu söylemek mümkündür, çünkü yalnızca bir İlah nötr olma veya objektif bakabilme yetisine sahiptir. Bu kesim aynı zamanda hakikat yürüyüşünde ayağını yerden kesen, dizlerinin bağını çözen psikolojik sakatlıklar arasında bulunan aşağılık kompleksiyle üstünlük kompleksinin yanında tanrılık kompleksine kapılan bir üçüncü grup olarak karşımıza çıkar. Çünkü nötr olduğu iddiasında bulunan insanın yola çıkma ihtiyacı da olmayacaktır. Halbuki, “hakikat aramakla bulunmaz, ama bulanlar yalnızca arayanlardır”. 

Psikolojide makbul olanın ise kendi kıymetini bilmek olduğu söylenir. Aşağılık kompleksinden oldukça uzak, üstünlük kompleksine yanaşmayan, fakat nötr olma iddiasında bulunan tanrılık kompleksinin de berisinde oturup beşer olduğunun bilincinde olma durumu. Bunu, şimdi de hakikat özelinde düşünelim. Özellikle modernleşmeyle birlikte, Batı dışında kalan toplumlar zaman zaman aşağılık kompleksine, zaman zaman da üstünlük kompleksine kapılmışlardır. Bilâkaydüşart batılılaşmayı seçen toplumlar aşağılık kompleksine kapılmışlardır. “Biz zaten kendi başımıza bir şey yapamayız, Batı olmasa bir hiçiz” derler. Bir de Batı’ya rakip bile olmayı başaramamalarına rağmen kendilerini Batı’nın çok önünde gören ama aslında Batı’nın çok gerisinde olmayı kendilerine yediremeyenler üstünlük kompleksine kapılmışlardır. Batılılaşmayı kendi iradesiyle, objektif düşünebildiği için tercih ettiğini söyleyenlerin veyahut dini ‘modern akıl’la açıklamaya çalışanların ise tanrılık kompleksine kapıldığını söyleyebiliriz.

Bu insanların hepsi hakikatin tekellerinde bulunduğunu söylemelerine rağmen hakikate iyice uzaklaşmışlardır. Aşağılık kompleksine kapılan bir batıcı, Batı’da üretilen her bilgiyi doğru kabul eder, geleneğinin her tarafını reddeder. Üstünlük kompleksine kapılan bir yerlici, Batı’dan gelen her bilgiyi reddeder, geleneğinden süregelmiş her davranış kalıbının sürdürülmesi gerektiğini savunur. Tanrılık kompleksine kapılmış bir objektif, Batı’dan gelsin kendi geleneğinden gelsin, her türlü bilgiyi süzerek doğru anlayabileceğini ileri sürer, beşer olduğunu unutur.

Fakat, kendine kıymet gösteren bir beşer, kendine, yani beşere kıymet gösterdiği için öncelikle tanrı olmadığını bilir. Ayrıca, kendine kıymet gösterebildiği için kendini ezik hissedip aşağılık kompleksine kapılmaz, aynı şekilde ezik olma durumu onu üstünlük kompleksine yöneltmez. Kendine kıymet veren insan, hakikatin hiçbir beşerin tekelinde olmadığını bilir. Başkası gözünde büyük görünüyor diye hakikati temsil etmediğini bilir. Başkasından üstün olduğu için de kendisinin hakikati temsil etmediğini bilir, çünkü bunun onu alçaltacağının bilincindedir. Velhasılıkelam, hakikate ulaşılamayacağını, yalnızca hakikati arayabileceğini bilir. Bu yüzden tek derdi, psikolojik sakatlıklardan uzak bir şekilde hakikat arayışında yürümektir. 

 

 

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr