HAYATIMIN EN MUTLU İKİ GÜNÜ
Bu yazıyı geçen hafta yazmış olmam gerekiyordu ancak çeşitli nedenlerden dolayı geciktirmek zorunda kaldım. Hayatımın en mutlu iki günü diyorum. “Mutlu” kelimes
Bu yazıyı geçen hafta yazmış olmam gerekiyordu ancak çeşitli nedenlerden dolayı geciktirmek zorunda kaldım.
Hayatımın en mutlu iki günü diyorum. “Mutlu” kelimesiyle sınırlandırmak istemiyorum bu iki günü. “Duygusal”lığın, “neşe”nin, “sımsıcak atmosfer”in olduğu iki gündü. Çünkü bu iki gün, büyük uğraşlar, büyük çabalar sonucunda ulaştığımız iki gündü. 31 Ekim-1 Kasım tarihlerinde “Muzaffer Salihoğlu Azınlık Lisesi Son Sınıf Öğrencileri” olarak düzenlediğimiz “Öğrenci Pazarı”ndan bahsediyorum.
Lise sona varana kadar, bizden önceki lise sonların düzenlediği bu etkinliğe her zaman imrenerek baktık. “Lise son olsak da, biz de böyle bir etkinlik yapalım” hayali içerisindeydik hep. O sene geldi çattı ve biz hazırlıklara başladık. Hazırlıklar büyük bir muamma ve titizlikle gerçekleşiyordu, çünkü bunun sonucunda elde edeceğimiz gelir bizim yurtdışı gezimizi belirleyecekti.
Heyecanın getirdiği psikolojiden olsa gerek, lise sonun iki şubesi arasında hep anlaşmazlıklar yaşanıyordu. Bir şubenin dediği öteki şube tarafından hep karşıt görüşle karşılanıyordu. Ancak bir gün diğer şubeden çok sevdiğim bir arkadaşım sanal sohbet ortamında iki sınıfı birleştirdi ve iki sınıf iyice kaynaşmaya başladı. Bu arkadaşıma büyük bir içtenlikle teşekkür ediyorum.
Kermese kadar takvim çıkarmamız gerekiyordu.. Gerekiyordu ki kermeste satışlarını gerçekleştirebilelim. Fakat takvimlerin içinde yer alacak sponsorlara ihtiyacımız vardı. Yaklaşık iki haftalık bir süreçte herkes koşuşturup durdu. Kimileri kasaptan, kimileri manavdan, kimileri ayakkabıcıdan, kimileri eczaneden belirli miktarda para koparmayı başardı (“Kopardı” kelimesini saygısızlık olarak görmeyin. Anın vermiş olduğu sevinçle söylüyorum). Günlerce dükkandan dükkana koşuşturan arkadaşlarımıza ve bize sponsor katkısında bulunan esnaflara can-ı gönülden teşekkür ederim.
Uzaktan çok basit bir iş gibi görünüyor. Biz de öyle düşünüyorduk. Fakat gerçekten çok meşakkatli bir süreç geçirdik. Aramızda bazı işleri yetiştirmek için uykusuz kalan arkadaşlar bile oldu. Onlara da ayrıca teşekkür ederim.
Kermes gününe yaklaşıyorduk. Herkesin ailesi çeşitli yemekler, börekler, çörekler, tatlılar yetiştirmeye çalışıyordu. Kermesten bir gün önce son rötuşları yapmak üzere Spor Sitesine gittik. Hazırlıklar bittikten sonra tabi ki (müdürümüz duymasın) kaçamağımızı esirgemedik. Kaçamaktan kastım: Bir süre müzik açıp dinlemek ve basketbol oynamaktı. (Müdürüm.. Endişelenmenize gerek yok!)
Sonunda o gün geldi çattı..
Normalde Cumartesi-Pazar günleri gerçekleşen kermesimizi bu sene okulumuzun öğrencilerinin de daha rahat katılım gerçekleştirebilmesi için Cuma-Cumartesi günleri yapmaya karar verdik. Fakat ne yazık ki, Cuma sabahı kara bulutlar içimizi kararttı. Hava berbattı. “Okulu boşverin, okul dışında da kimse gelemeyecek” lafları dolanıyordu. Evet.. Okul gelmedi, ama Cuma namazından sonra, etraf tıklım tıklım doldu. Üstelik köfte dışında herşeyin kapalı alanda gerçekleşiyor olmasına rağmen.
İlk müşterimiz, 31 Ekim tarihinde Batı Trakya’daki görevi sonlanmasına rağmen ayağının tozuyla gelen Gümülcine Başkonsolosu oldu. Başkonsolosumuzun dışında, İskeçe Türk Birliği üyeleri, İskeçe Seçilmiş Müftüsü, eski ve yeni Milletvekillerimiz, Mustafçova Belediye Başkanı, öğretmenlerimiz, bütün veliler, sponsorlarımız ve özellikle okulumuzun müdürü, sahipleri ve isimlerini şu an hatırlayamadığım ancak katılımlarını esirgememiş bütün herkese Lise Son olarak can-ı gönülden teşekkür ederiz.
İlk gün; belki de Cuma günün rahmeti, ya da Cuma’da Allah’a ellerini açan arkadaşlarımızın duası beklentilerin üzerinde bir meblağ elde etmemizi sağladı.
İkinci gün umutlar büyüktü. Getirdiğimiz eğlence oyuncaklarına çocukların ilgileri büyüktü. Matematikçimizin oğlunun bu oyuncaklara gösterdiği ilgiden sonra “Oğlum aile ekonomisini sarstı” sözü bizleri güldürdü. Çocukların dışında büyüklerin de oyuncaklara ilgisi az değildi. Özellikle geleneksel langırt oyununa kız arkadaşlarımız bile yoğun ilgi gösterdi.
Böbrek rahatsızlığı sebebiyle kimyacılarımızdan biri katılım gösteremedi ancak ailesi bize her türlü desteği gösterdi. Ailesine teşekkür ediyor, kendisine de Allah’tan şifalar diliyorum.
Bambaşka bir gündü 1 Kasım günü. “Kasımda aşk başkadır” derler ya. Bence “Kasımda kermes başkadır”. O gün Facebook olsun, Twitter olsun, İnstagram olsun, bütün sosyal medyada selfielerimiz sel gibi akıyordu. O gün dinlediğimiz şarkılar kulağımıza iyice kazındı. Bambaşka bir atmosfer vardı o gün. Hiçbir aksiliğin yaşanmadığı, iki sınıf arasındaki bütün anlaşmazlıkların sona erdiği bir gündü.
Kermes öncesi yaşadığımız endişe ve telaşlar yüzünden “Bir an önce bitsin” dediğimiz kermes artık gerçekten bitme aşamasına geldi. Çok büyük bir meblağ elde etmiştik ancak öğrencilerin yüzündeki tatlı-duygusal tebessüm kermesin bitmemesi gerektiğinin göstergesiydi. Ne yazık ki, her güzel şey gibi kermesimizin de sonu geldi.
Allah bu emeklerimizin karşılığnda gideceğimiz geziyi de böyle geçirmeyi ve geziden anıları yazmayı nasip etsin.
Son olarak; yazılarımı zorla okutmak istemiyorum, ancak bu yazımı lütfen arkadaşlarınıza okutunuz. Özellikle Lise 2’lere...