Toplumun menfaati herşeyin üzerindedir
Her insanın toplum içerisinde bir yeri vardır. Toplumun farklı tabakalardan oluşması, içerisinde değişik insan gruplarını barındırması, hayat şartlarından ve to
Her insanın toplum içerisinde bir yeri vardır. Toplumun farklı tabakalardan oluşması, içerisinde değişik insan gruplarını barındırması, hayat şartlarından ve toplum içerisinde bir düzenin olması ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Daha net bir ifadeyle söyleyecek olursak; herkes düzenli ve huzurlu bir yaşantı arzu eder ve düzenin sağlanması için gayret sarfeder. Aldığı eğitime, yetiştiği çevreye ve edindiği tecrübelere göre topluma hizmet eder.
Bunun tam tersi de düşünülebilir. Bazı insanlar da huzur ve mutluluğu başkalarının özgürlüğünü kısıtlamakla elde ettiğini zanneder. İnsanlara eziyet etmeyi hizmet zanneder ve böyle bir yaşantıyı tercih eder. Günümüz insanını ele aldığımızda da bu tabloya rastlamak mümkündür. Toplum içerisinde daha üst bir mertebeye ulaşabilmek için ömür boyu çalışır. İnsanoğlu yaratılışı itibariyle böyledir. Her zaman daha çok kazanmak, daha çok yaşamak ve daha yüksek mertebelere erişmek ister. Bu insanın doğasında vardır. Burada önemli olan bu arzuları olumlu yönde kullanabilmektir. Yani daha çok kazanmayı, daha çok yaşamayı ve daha büyük mertebelere erişmeyi sadece kendi menfaati için değil, toplumun ve çevresinin faydası için istemelidir.
Şimdi bu gerçeklerden yola çıkarak kendi toplumumuza, kendi insanımıza yani kendimize bir göz atalım. Ortada herkesin kabul ettiği bir gerçek var. Batı Trakya’da bazı sorunlar var ve bu sorunlar bu milletin düzenli ve huzurlu yaşamasını engellemektedir. Böyle bir ortamda yaşam mücadelesi veren bir Batı Trakya Türk’ü olarak toplum içinde üstlendiğimiz roller çok büyük önem arzetmektedir. Yaptığımız basit bir iş bile bazen çok büyük önem arzedebiliyor. Bu yüzden birbirimizle olan ilişkilerimizden tutun da, aynı sokağı veya aynı apartmanı paylaşatığımız Yunanlı komşularımızla olan ilişkilerimiz de büyük önem arzediyor.
Herşeyden önce Müslüman Türkler olarak temsil ettiğimiz din ve kültürün örnek birer mensubu olmak durumundayız. Yani Müslüman-Türk imajını en iyi şekilde temsil edebilmeliyiz.
Burada bibirimizle olan ilişkşilerimiz büyük önem arzetmektedir. En önemlisi de birlik ve beraberliğimizdir. Elbetteki hizmette yarış olacaktır. Bu gayet doğaldır. Bu hizmet yarışı içerisinde de bazen anlaşmazlıklar olabilir. Önemli olan hatada ısrar etmemektir. Her insan hata yapabilir. İnsan bir çok kez iyi niyetli olmasına rağmen de doğru olanı tercih edemeyebilir. Yanlış bir tavır sergileyebilir ve başkalarını üzmüş olabilir. Ancak doğruyu gördüğümüz anda oraya yönelmeli ve yaptığımız yanlıştan vazgeçmeliyiz. Bu nefsimize ağır gelebilir ama herşeyden önce kendi iyiliğimiz için, toplumdaki saygınlığımızı muhafaza edebilmek ve insanlarla iyi ilişkileri devam ettirebilmek için gereklidir. Aksi takdirde toplum tarafından dışlanır ve kimsenin hoşlanmayacağı bir duruma düşebiliriz.
Üzülerek ifade etmek gerekir ki biz Batı Trakyalı Türkler bu gibi durumlarda çoğu kez yanlış olanı tercih ediyoruz. Hatada ısrar ediyoruz. Kendi bildiklerimizin ve yaptıklarımızın en doğru olduğunu düşünüyoruz. Halbuki biraz da diğer kardeşlerimizin, arkadaşlarımızın söylediklerine de kulak kabartabilsek, fikirlerimizi paylaşabilmeyi öğrenebilsek, topluma çok daha fazla hizmetler sunabileciğimiz kanaatindeyim. Ama Batı Trakya’da bir kesim yıllardan beri sadece kendilerini doğru insanlar olarak kabul etmişler ve bunu belli bir kesime de kabul ettirmişler. Siz bir şey söylemeye kalksanız bunu duymak bile istemezler. İstediğiniz kadar doğru konuşun, istediğiniz kadar güzel işler yapın, sizi tebrik edecekleri yerde suçlama yolunu seçerler. Yaptıklarınızın gereksiz olduğunu söylerler. Başınıza bir şey gelse, geçmiş olsun bile dilemezler. Belki de oh olsun diyorlardır. Ancak kendilerinden söz edilen işler doğru ve güzel işlerdir. Topluma zarar verse bile, insanları bıktırmış olsa bile, toplumun birlik ve beraberliğine zarar verse bile her zaman toplumun lideri olmaya çalışırlar. İşte bu türden insanlar sadece Batı Trakya’da değil dünyanın neresinde olursa olsun yaşadıkları ülkeye ve topluma zarar veren insanlardır.
Bu tür insanların varlığını engellemek mümkün değildir. Tarihin her devresinde böyle tipler olmuştur. Bu insanları yok etmek de doğru değildir. Bunların ıslahı yoluna gidilmeli ve toplum içerisinde topluma hizmet edebilecek veya en azından topluma zarar vermeyecek duruma gelmeleri için gayret sarfedilmelidir.
Batı Trakya Türkleri’nin bundan sonra iç çekişmelerle kaybedecek zamanı yoktur. Çünkü toplumumuzun refahını kısıtlayan dış etkenler almış başını gidiyor. Çözmemiz gereken o kadar çok sorun var ki, birbirimizle olan bazı kırgınlıkları çok hızlı bir şekilde aşabilmeliyiz. İnatla bir yere varılmaz. Gücümüzü, kuvvetimizi birbirimize harcamaktan vazgeçemezsek olduğumuz yerde sayarız. Kendi insanımıza yapmamız gereken hizmetleri başkaları yaptığı zaman da etrafı velveleye veririz.
Lüzumsuz çekişmelere ve işlere harcadığımız zaman ve enerjiyi toplumun gerçek sorunlarını çözebilmek için harcayabilseydik, şimdiye kadar çok fazla mesafe katedilmiş olurdu.
Bu toplum tekrar aynı süreçleri ve zorlukları yaşamak zorunda değildir. Sorunların çözümü için gayret sarfedebilecek potansiyeli de mevcuttur. Yetkili merciler ve bir takım çevreler de bu potansiyeli göz ardı etmemelidir. Bundan sonra daha fazla kaybedecek zamanımız yok. Kişilerin komplekslerine takılarak milletimizin menfaatlerine set çekemeyiz. Toplumun menfaati her şeyin üzerindedir. Toplumun menfaatini göz ardı edenler de er veya geç bunun hesabını verir. Bugün olmazsa bir gün mutlaka, bu dünyada olmazsa öbür tarafta...