Tütüncüler Kooperatifi Başkanı Hüseyin Esat'la Söyleşi
Yunan ekonomisi başta olmak üzere çeşitli sosyoekonomik konuları gündeme getirip istişare ediyorduk.
Değerli okurlar... Haftalık olarak köşe yazılarımızda Yunan ekonomisi başta olmak üzere çeşitli sosyoekonomik konuları gündeme getirip istişare ediyorduk. Bu hafta yerel bazda bir çalışma yaparak Tütüncüler Kooperatifi Başkanı Sn. Hüseyin Esat'la bir söyleşi gerçekleştirdik. Sayın Başkan'la bölgemizin en dinamik sektörlerinden biri olan Tütüncülüğe değindik. Bu dönem gündemi yoğun bir şekilde meşgul eden tütün primlerini de konuştuk. Kendisine hoşgörüsünden, sohbetinden dolayı teşekkür ederim...
En başta Sn. Başkanım sizi biraz tanıyalım.
Öncelikle Yunus Bey Koperatifimize hoşgeldiniz. Ben Tütüncüler Kooperarifi Başkanı Esat Hüseyin. 2009'dan beri bu görevi yürütüyorum. 16 Aralık 2012 tarihinde çok yüksek bir katılımın gözlendiği seçimlerde oyların %52'sini alarak başa geldik.
Tütüncüler Kooperatifi olarak ne gibi çalışmalarınız var? Hangi alanlarda faaliyet gösteriyorsunuz? İleriye dönük olarak ne tür yatırım hedefleri ve projeleriniz mevcut?
Bildiğiniz gibi tütün bölgemizin can damarı, ekonomisi, tarihi, herşeyi... Tütüncülerimizin problemlerinin çözümü için göreve geldiğimizden beri canla başla çalışıyoruz. Sadece tütün mü? Son yıllarda halkımızın çiftçimizin diğer problemlerine de çözüm arıyoruz. Atina'da ilgili bakanlıklarda tütünle alakalı problemlere çözüm ararken aynı zamanda tütün konusu biter bitmez çiftçimizin hayvancımızın problemlerini gündeme getiriyoruz.
Eskiden Dilosi Kaliergias dediğimiz tarla bildirimlerini Enosi şirketi yapıyordu. O yıllarda insanımızı adeta süründürüyorlardı. Ordan oraya koşuşturuyorlar ve bir sürü para alıyorlardı. Biz 2014 yılından itibaren bu işi üstlendik. Ve çok daha ucuz bir fiyata yapmaya başladık. Ayrıca fiyatların bu kadar düşük olması sebebiyle bu işi yapan diğer şirketler tarafından da baskıya maruz kaldığımızı söylemem gerek. Ama bu yıl fiyatları daha da düşüreceğiz. Kimsenin beklemediği fiyatları açıklayacağız ve bu işi maliyetine yapacağız. Kooperatif olarak bu işi merkezimizde ve 4 merkezi bölgede yapmaya devam edeceğiz.
Başa geldiğimiz ilk yıl kooperatifimizin faaliyetlerinin devam ettiği bu binayı 260.000 euroya satın aldık. Hiç yerimiz yoktu. Az önce de belirttiğim tarla bildirimleriyle ilgili çalışmaları yaptık. “FPA”, vergi iadesi işlemlerini eskiden Enosi dediğimiz şirket %12 komisyonla yapıyordu. Biz %5 komisyonla yapmaya başladık. Eskiden bu paralar elden verilirdi. Biz herkesin parasını hesabına yatırıyoruz. Ama yine eleştiriliyoruz. Eleştirileceğiz. En çok neden eleştirilere maruz kalıyoruz biliyor musunuz? Artık başkalarına yapacak bir iş kalmadı. Biz kooperatif olarak çiftçimizin her tür problemiyle ilgileniyoruz.
Ayrıca şu an çalışmaları devam eden iki depomuz var. Biri Kozlukebir'de biri de Bulatköy'de. Bir tane de merkezde olacak. Oradan insanımız gübresini ilacını alabilecek. Ve parası da tütününden kesilecek. İnsanımızın zor durumda olduğunu görüyoruz. Bu zorlukları kolaylaştırmak için de çalışıyoruz.
Şimdi şu prim mevzusuna geleceğim. Bildiğiniz üzere son dönemde gündemi oluşturan meselelerden biri de buydu. Sn. Milletvekilimiz İlhan Ahmet'in de bu bağlamda bir araştırması oldu. Bu konunun içeriği nedir? Primlerle alakalı biraz bize bilgi verirmisiniz? Bu “Oliki”-”Meriki” meselesi nedir?
“Oliki”, “Meriki” konusunu herkes biliyor. Ama içeriğine gelince kimsenin çok bir bilgisi yok bu konuda. Bazı siyasetçilerimiz de bu konuyu kullanıyor. Oliki dediğimiz zaman ürünü istediğiniz zaman satabilirsiniz. Primi her koşulda alabiliyorsunuz. Hatta üretmeseniz de primi alabilirsiniz. Meriki'de ise çıkardığınız ürün kadar prim alıyorsunuz. Fakat ürününüzü belli bir süre içinde satmanız gerekiyor. Mesela AB bunu 15 Nisan olarak belirlerse tütününüzü o tarihe kadar vermek mecburiyetindesiniz. Eğer o tarihe kadar ürününüzü satmazsanız prim alamıyorsunuz. Tüccar da bunu bildiği için son günlerde tütün alımına başlıyor. İnsanımız da prim hakkını kaybetmemek için tütünü vermek zorunda kalıyor. Tüccar da çok düşük fiyatlar veriyor. Ki bu da tüccarın işine geliyor. Hatta bir keresinde Mihailidis şirketi gece gündüz yağmurda tütün alımı yaptı. Üreticimiz fiyata da bakamadı, kantarda çalınan kilolara da bakamadı.
Peki sizin bu konudaki tutumunuz neydi? “Oliki” mi olmasından yanaydınız yoksa “Meriki” mi?
Biz yukarda bahsettiğim sebeplerden dolayı “Oliki” olmasını istedik o zaman. Kimseden de saklamıyoruz. Meriki'nin sakıncaları ortada çünkü. Buna karşın İlhan Ahmet meriki olmasından yanaydı. Hatta Başbakan Karamanlis'in de görüşü bu yöndeydi.
Bu konunun bir orta yolu yok mu? Bu soruna nasıl çözüm bulunabilir? Sizin primlerin ne şekilde dağıtılmasıyla ilgili bir öneriniz veya kafanızda tasarladığınız birşeyler var mı?
Bence pirimin yarısı bağlı olmak suretiyle verilmesi gerekir. Üretici üretilen ürünün yarısını sattığı zaman primini alabilmeli.
Bu meseleyle alakalı bir anımı paylaşmak istiyorum. Tüccarlarla beraber Tarım Bakanlığındayız. Tütün alım-satım konusu değişecek. Bu bağlamda görüşmeler yapılıyordu. Ben olikinin yerine meriki gelmesini talep ettim. Ve bu konuda dönemin Genel Sekreteri Dimitris Melas'la tartıştık. Münakaşa esnasında Tüccarlar da benim her dediğimi onaylıyor, her dediğime evet diyorlardı. Toplantı bitti. Salon boşaldı. Tam ben de çıkarken Melas beni yanına çağırdı. Ve dedi ki “Bak Esat, bir daha meriki konusunu gündeme getirme! Bak Tüccarlar senin her dediğine evet diyorlar. Onlar da meriki istiyor. Eğer meriki olursa senin uğrunda mücadele verdiğin tütüncün ürününü 1 euroya da 2 euroya da vermek zorunda kalacak.”
Aslında başta sormam gereken bir soru vardı ama arada kaynamış oldu. Şu anda tütüncümüz devletten herhangi bir sübvansiyon veya prim alıyor mu?
Şu anda insanımız “Dikeoma” dediğimiz para yardımını alıyor. Geçen sene bunların %21 kesildi. Ve 2019'a kadar her sene %6'sı kesilerek bölge ortalamasına indirgenecek.
Şimdi arzu ederseniz Sn. Milletvekilimizin bahsettiği konuya gelelim. Primlerle alakalı süreç nasıl işliyor. Bizi aydınlatırmısınız?
Primlerle alakalı olarak şöyle bir süreç işliyor. Eskiden AB primleri her ürüne ayrı ayrı gönderirken şimdi prim olarak toplu bir para gönderiyor. Ve bu parayı, prim paralarını yani devlet istediği gibi taksim edebilir. Yani istediği ürüne istediği kadar prim verebilir. Biz bu primi 2013 yılından itibaren talep ediyoruz. Samaras başbabakanlığında 3'lü koalisyon hükümetinden de istedik. Bazı siyasetçilerimiz çıkıp bunu yeni bir şeymiş gibi yansıtıyor. Hayır! Bu yeni bir şey değil. Biz bunu zaten biliyorduk. Ve bu kapsamda da çalışmalarımızı yapıyorduk. Bunun mücadelesini sadece ben değil Yunanistan genelinde kooperatifler olmak üzere Tütün Üst Kurumu olarak devamlı bu konunun üzerinde duruyoruz. Tarım bakanlığına gittiğimizde ilk konumuz bu. Nasıl olur da bu prim konusuna çözüm buluruz? Bunu tartışıyoruz. Geçen sene bir komisyon oluşturlup 2020-2026 arası tütüne milli ürün kimliği kazandırılıp prim verilmesi çözüm olarak sunuldu. Ama yarısı bağlı (meriki) olarak yarısının da serbest bırakılması konuşuldu. Yani üreticimiz tütününün yarısını sattığı zaman primini alabilsin. Böylece tüccar da istediği gibi at koşturamasın.
AB içinde mesela Bulgaristan tütüne prim veriyor. Bunun için 112 milyon Leva ayırdı. Yunan hükümeti de gayet tabii olarak bu primi verebilir.
İlhan Ahmet daha ilk gün sekreteriyle buraya geldi. Konuştuk, tartıştık. Kendisine de söyledim “Ben daha önce 3,5 euro da istedim, 4,5 euro da istedim.” Sonuç ortada... Sordu sen ne kadar istedin diye. “Ben 16 ile 20 milyon euro arası bir rakam istedim.” dedim. “Ben 20 milyon isteyeceğim.” dedi. “50 milyon iste!” dedim ben de. Ben de isterim. Kozlukebir'de en çok tütün üreten benim. Çalısmasından dolayı Sn. Milletvekilini tebrik ettim. Ama yeni bir şey olmadığını söyledim.
Peki şu durumda primlerin verilme olasılığı var mı? Hükümet tütüne prim verir mi? Sizin bu yöndeki görüşünüz nedir?
Az önce de belirttiğim gibi primlerin verilmesi için mücadelemiz devam ediyor. Şu an sn. İlhan Ahmet bu konuyu gündeme getirdi. Bunun mücadelesini tüm seçilmişler veriyor. İktidar milletvekilleri de çalışmalar yapıyor. Elbette ki verilmesini arzuluyoruz. Ama biraz önce bahsettiğim 2020-2026 arası primlerin %90 ihtimalle verileceğine inanıyorum.
Son olarak bu serbest kalanlarla alakalı neler söyleyeceksiniz?
Yaklaşık 400-450 kişi serbest kaldılar. Çoğu 5 euro ve üstü fiyata tütünlerini sattı. Çok azı 4.80 euro gibi fiyatlara sattılar. Düşünün ki bağlı olanlardan çok azı 4.80 euro gibi bir fiyata tütün verdi.
Ayrıca yaptığımız antlaşmaya göre bu yıl da birinci kalite tütün 8 euro, ikinci kalite 5 euro, üçüncü kalite 4 ve dördüncü kalite de 2 euro'ya kadar fiyatlandırılacak. Geçen seneki fiyatlardan daha yüksek fiyatlar bunlar. Buradan da bu müjdeyi tütüncilerimize duyurmuş olalım.
Böylece söyleşimizin sonuna geldik. Hoş sohbetinizden, ilgi ve alakanızdan, misafirperverliğinizden dolayı size teşekkür ediyorum. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.