B-Healthy B-Healthy

Vay halimize, yazık ülkemize!

Ülke olarak demokrasi tarihimizin ekonomik ve siyasi açıdan en berbat dönemini yaşıyoruz. Azınlık açısından ise bu berbatlık çok daha hissedilir bir durum arz e

Vay halimize, yazık ülkemize!

Ülke olarak demokrasi tarihimizin ekonomik ve siyasi açıdan en berbat dönemini yaşıyoruz. Azınlık açısından ise bu berbatlık çok daha hissedilir bir durum arz ediyor.

Yunanistan’da Lozan ile bırakılmış Batı Trakya Türk Azınlığı olarak bizler, hem bu ülkenin vatandaşı hem de resmi statüye sahip azınlık mensupları olarak iki kat bir ağırlık altında eziliyoruz. Bizim çektiğimiz çile normal vatandaşların en az iki katıdır. Çünkü biz doğarken daha 10-0 yenik ve ezik olarak dünyaya geliyoruz. Türk ve Müslüman olduğu için aşağılanan, “düşman” olarak algılanan ve bundan dolayı Azınlık hakları yenen bir toplumun fertleri olarak hayata atılıyoruz. Ardından bir de ekonomisi ve siyasi gidişatı dibe vurmuş ülkenin ağır şartları da yüklenince nasıl bir yükün altında ezildiğimizi ancak çeken bilir.

Bir taraftan ülkenin kötü ekonomik ve siyasi gidişatından etkilenen vatandaşlar olmamız, diğer taraftan ülkenin diğer vatandaşlarından farklı olarak taşıdığımız dini ve milli farklılıklarımıza yönelik bağnaz ve ırkçı tutum bizim işimizi daha çok zorlaştırıyor.

Yunanistan bugün gerçekten tarihinin en ilginç siyasi dönemlerinden birini yaşıyor. Bu ilginçlik ise geçmişte karşıt ideolojiler olarak komünistlerle kralcıların arasındaki iç savaşta birbirine kurşun sıkan iki uç gelenekten gelen siyasi partilerin koalisyonuyla yönetiliyor olmasıdır.

Geçmişte bu ülke sağ ile solun savaş ve çatışmalarından çok çekti. Bu kavga daha sonra siyasi arenada devam etti. Ancak ne ilginçtir ki, bu çatışan ve asla bir araya gelemeyecek iki gelenekten gelen siyasi parti (SİRİZA ve ANEL) bugün gayet “uyumlu” bir koalisyonla ülkenin yönetimindedir.

Yani benzetme yapacak olursak, bir nevi faşistlerle antifaşistler el ele vermiş ülkeyi yönetiyor. Biraz daha vurgulamak gerekirse, Stalin ile Hitlerin birlikte hükümet kurmasına benziyor bizim ülkemizdeki durum. Düne kadar birbirinin gözlerini oyan Radikal sol parti SİRİZA ile radikal sağ parti ANEL gayet uyumlular ve memnunlar.

Hümanist söylemler kullanan, Azınlık ve insan haklarını dilinden düşürmeyen Başbakan Çipras ile yönetime geldiği günden beri Batı Trakya Türk Azınlığı’nın kökünü kazımaya çalışan faşist Savunma Bakanı Kammenos gayet iyi anlaşıyor. İki zıt kutup, “kedi” ve “köpek”, birlikte “fare” kovalıyor.

İkisi bir fare yakaladılar mı bilmiyoruz, ama kesin olarak biliyoruz ki, birlikte Lozan’ı kevgire çevirerek Türk Azınlığın haklarını ihlal eden uygulamalara imza atmaktadırlar. Sağ ve sol olmaları hükümetin bu konudaki icraatlarını hiç etkilemiyor. ANEL, Azınlıkla ilgili konularda ne yapsa SİRİZA hiç ses çıkarmıyor. SİRİZA bu konuda gayet memnun ve kendisini aklamak için topu ANEL’e atıyor. “Ne yapalım, ülkenin selameti için onlara katlanmak zorundayız. Elimizden geldiği kadar frenlemeye çalışıyoruz, ama ancak bu kadar yapabiliyoruz.” gibi bahanelere sığınıyor.

Benim anladığım, bu koalisyonda işler sağ ve sol işler olarak bölüşülmüş. SİRİZA sol cenah olarak göstermelik insan haklarına ve ülkedeki gayrımüslim vatandaşların işlerine bakarken, ANEL de sağ cenah olarak müslimlerin "icabına" bakıyor.  

Nitekim icraat da bunu gösteriyor. ANEL’in, milli savunma başta olmak üzere Batı Trakya bölgesinin Türklere karşı savunulması konularına ağırlık verdiği görülmektedir. Savunma Bakanlığını üstlenen ANEL Başkanı Kammenos’un sanki bütün işi Türkiye ve Türk düşmanlığıdır. Bakıldığında, zamanının çoğu Türkiye’ye karşı savunmayı güçlendirmek, daha fazla silahlanmak ve Türkiye ile sınır bölgelerde provaksyonla geçiyor. Söylemleri de öyle. Durmadan Türkiye ve Türkleri hedef alan düşmanca açıklamalarda bulunuyor.

Bakan, Türk Azınlık konusunda da aynı tavrı sergiliyor. Batı Trakya’da Türk Azınlığın varlığını inkar ediyor ve kendisini Türk olarak tanımlayan Azınlığı hedef alan açıklamalarda bulunuyor. Birkaç gün önceki Batı Trakya ziyaretinde de benzer söylemlerde bulundu. Azınlığı bölen ve kimliğini manipule eden açıklamalarda bulundu. Kendisini Türk olarak tanımlayan azınlığımızı ısrarla “Yunan Pomak Azınlığı” olarak adlandırdı ve ordunun her zaman “Yunan Pomakları”nın yanında olacağını açıkladı.

***

Savunma Bakanı Kammenos, aynı zamanda Batı Trakya bölgesine yeni askeri birliklerin taşınacağını da açıkladı. Getirilecek askerlerin bölgeye ekonomik açıdan katkı sağlayacağını söyledi. Ancak bu işin asıl amacını açıklamadı. Benim bildiğim sadece ekonomik sebeplerle ülkenin bir bölgesine askeri birlikler sevkedilmez. Bununla ilgili kararlar da stratejik sebeplerle alınır. Özellikle de Batı Trakya gibi bir bölge için bu kararların çok düşündürücü olduğunu söylemek gerekir. En azından azınlık açısından bu böyle.

Bölgenin hassas bir bölge olduğunu ben değil, ülkedeki siyasiler, askerler ve konunun uzmanları söylemektedirler. Çoğunluktan farklı olarak ayrı bir din ve kültüre sahip olan resmi bir azınlığın varlığı, bu bölgeyi askeri ve siyasi uzmanlar açısından “özel” kılmaktadır. Hele ki bu Azınlık, tehdit olarak algılanan sınır bir ülkenin uzantısı olarak görülüyorsa, bu, durumunu çok daha hassas kılmaktadır. Başbakan Çipras’ın yüzde üç seçim barajı hakkında söyledikleri bile, devletin, Azınlığımızın yaşadığı bu bölgeye nasıl “hassas” baktığının açık bir göstergesidir. Çipras, Merkez Birlik Partisi Başkanı Leventis’e, “Baraj böyle kalmalı çünkü -DEB’i kastederek- Türkiye’nin parlamentomuza girmesini istemiyoruz” demişti. Daha ne söylesin...

Düşman ülkenin uzantısı gibi görülen bir azınlığın bulunduğu bir bölgeye yeni takviye birlikler sevkediliyorsa, bu, sadece ekonomik sebeplerle izah edilemez. Bence bu işin altında daha çok askeri tedbirler yatıyor. Hükümet kendince bölgemizde bir tehdit algılamış olacak ki ileri düzeyde askeri tedbirler almayı kararlaştırmıştır. Olası tepki ve dikkatleri bertaraf etmek için de ekonomik nedenler ileri sürmüştür.

Devlet doğal olarak kendi savunması için gerekli gördüğü her yerde tedbir alacaktır. Bu konuda asker ve vatandaş üzerine düşen her türlü görevi yapmakla mükelleftir. Biz de bu ülkenin vatandaşları olarak ülke savunması için her türlü göreve hazırız.

Ancak şöyle bir durum da var. Bu tedbirler bizim için mi, yoksa bize karşı mı? Çünkü iyi biliyoruz ki, Batı Trakya’ya en son takviye birlikler sevkedildiğinde cunta dönemiydi ve yaşlılarımızdan dinlediğim kadarıyla o dönemde seferberlik nedeniyle bölgede bulunan bazı komutanlar yıllar sonra bu birliklerin bölgeye azınlık için gönderildiğini itiraf etmişlerdir. Anlatılanlara göre, Kıbrıs’ta Türklere yönelik saldırılar başladıktan sonra Batı Trakya’da da aynısını planlayan diktatör yönetim, seferberlik ilan ederek bölgeye birlikler göndermiş ve teyakküz halinde bekletmişti. Yani olaylar farklı gelişseydi, Batı Trakya’da çok büyük bir kıyım gerçekleşebilirdi. Bugün Srebrenitsa ve Karabağ soykrımları için ağladığımız gibi, Batı Trakya Soykırmı için de ağlıyor olacaktık.

Doğal olarak soruyoruz: Bu hükümet ne yapmak istiyor? Türk Azınlık düşmanı faşist bir savunma bakanının emrindeki bir ordunun Batı Trakya’ya takviye askeri birlikler taşıması nerden çıktı ve asıl amaç nedir?

Yoksa fiili cunta ile yönetilen bölgemizdeki Azınlık, milli tehdit olarak görüldüğü için mi yine böyle yapılıyor?

Eğer durum bizim düşündüğümüz gibiyse, o zaman vay halimize, yazık ülkemize...

Millet gazetesi logo
© 2022 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr