Yaşamayı Bilmemek
Bu hayatta yaşadığımız bütün olumsuzlukların sebebi yaşamayı bilmemekten kaynaklanıyor. İlk başta cümlenin sertliği itibariyle hakaret gibi gelmiş olabilir. Anc
Bu hayatta yaşadığımız bütün olumsuzlukların sebebi yaşamayı bilmemekten kaynaklanıyor. İlk başta cümlenin sertliği itibariyle hakaret gibi gelmiş olabilir. Ancak konuyu açtıkça tam olarak ne demek istediğimi anlayacaksınız.
İnsan bu dünyaya bir imtihanla yüzleşmek için getirildi. Neticede imtihanı geçenlerin ve geçemeyenlerin âkıbeti belli. Fakat asıl konumuza dönecek olursak, yaşamayı bilmeyenlerin imtihanı geçemeyeceklerini söylemek isterim (Tabi en doğrusunu Allah bilir). Bu imtihanı geçebilmek için, ibadetlerden ziyade Allah’a iman en önemli esastır ve ne yazık ki bir çok insan imanın “inanmak dışında” her zorluğa karşı Allah’ın varlığını hissetmek olduğunu bilmiyor.
İnsan, hayatı boyunca bir sürü olumsuzluklarla karşılaşır, çoğu insan da bunlara karamsar gözüyle bakar. Fakat bilmiyorlar ki; o olumsuzluklar imtihanın bir parçası, bilmiyorlar ki; o yaşadıkları şeyler olumsuzluk değil, bilmiyorlar ki; asıl olumsuzluk yaşadıkları şeylere karşı hissettikleri üzüntüdür.
“Yaşadığımız o kadar kötü şeyden sonra yine de üzülmeyelim mi? Acı çekmeyelim mi?” diyorsanız az önce yazdıklarımı tekrar okuyun. O yaşadığınız kötü şeyler siz üzülesiniz diye değil, ders alasınız diye yaşatıldı. Ders almanın dışında, sınanmanız için yaşatıldı. “Ama canımız yanıyor” diyebilirsiniz, nitekim canınız yanmazsa imtihanın değeri kalmaz.
Şimdi gelin hep birlikte bazı şeyleri kavrayalım. Daha önce yazdığım yazılarda da hep gururdan bahsettim, şimdi de bahsediyorum, bundan sonra da bahsedeceğim. Çünkü aslında farkında olmadan sizi bu üzüntülere gurur sürüklüyor. Siz belki gururunuz sayesinde ayakta kalabildiğinizi sanıyorsunuz, bu tam olarak “Beni hiçbir şey yıldıramaz!” misali bir düşünceyle gerçekleşmektedir. Hani çok acı çektiğiniz bir an gelir ama dışarıya yansıtmak istemezsiniz ya, işte bunu gerçekleştiren gururunuzdur. Bunun neresi mi kötü? Siz dışarıda hep güleryüzlü olursunuz ama içinizde bir şeyler kalır ve sizin için belki de önemli olmayan ama psikolojik sağlığınız için gerçekten büyük önem taşıyan sorunlar başlar.
Şimdi işin içinden yavaş yavaş çıkalım. Az önce dışarıda bir çoğumuzun iyi görünmek istediğini ve bunu başardığımızı söyledim. Demek ki; iyi olmak şartlara değil, düşüncelerinize bağlı. Siz dışarda iyi olabiliyorken içerde neden iyi olamıyorsunuz? Çünkü siz dışarıda iyiyken içinizde yine de bir şeyler kalıyor. Hayır, o içinizde bulunan şeyler tamamen zihninizin eseri. Gururunuz size dışarıda iyi olmayı öğrettiği gibi siz de kendinize heryerde mutlu olmayı öğretin.
Az önce genel olarak belirli bir soruna değinmeden size sorunlarınızla başa çıkabileceğinizi, daha doğrusu o sorunların gerçekte var olmadığını söyledim. Şimdi gelelim gençlerde gördüğüm ve düşündüğüm zaman ne kadar gereksiz olduğunu anladığım bazı sorunlar. Ne yazık ki, gençlerin büyük bir çoğunluğu sürü psikolojisi yaşıyor. Sürü psikolojisi, çevrendeki insanlardan esinlenerek onlarla aynı olma zorunluluğu hissetme psikolojisidir. İsmi ise; koyun sürülerinde var olan birbirlerinin davranışlarını taklit etme alışkanlığından gelir ve bu davranışlara uçurumdan atlamayı en kötü örnek olarak sunabiliriz.
Günümüz gençleri artık o kadar sıradanlaştı ki, herkes o kadar gururluyken aslında çok zavallı olduğunu farkedemiyor. Buna örnek olarak; bir çok genç bugün giydiği giysileri yarın giyemiyor. Neden? Çünkü arkadaşları da giyemiyor. Fakat neredeyse hepsi bugün giydiği giysileri yıkamaya atmadan başka giysi giyiyor, o giysilerin de kullanma tarihi bitince tekrar o giysileri giyiyor. Ne anladım ben bu işten? Demek ki etrafımız kirli kirli dolaşan ama üzerine de parfüm sıkmayı ihmal etmeyen insanlarla dolu. Bunlar en azından iki gün aynı kıyafetlerle kalamıyor. Peki ya gün içerisinde gideceği her yere farklı kıyafetle giden insanlara ne demeli? İnanın kimse siz iki gün arka arkaya aynı kıyafetleri giydiniz diye bir şey demez, tabi abartmamak şartıyla. Gaz verdim diye de kimse kalkıp haftalarca aynı kıyafetleri giymesin. Benim dile getirmek istediğim asıl mesaj; bu giysilerin değişimi hijyen takıntısından değil, sürü psikolojisinin yaratmış olduğu esaretten olduğudur.
Umarım aktarmaya çalıştığım bazı mesajları herkes kavramıştır ve gururunuzun size karşı uygulamış olduğu baskılardan kurtulup, zihinsel oyunların olmadığı bir hayat yaşamaya karar vermişsinizdir.