Yaşamayı öldürüyoruz mu ne?

Birbirini tamamlamak için hayatta var olan iki farklı insan. Kadın ve erkek; nasıl olur da yaşamayı öldürebilir? Bu varlıkları birbirine yaklaştıran yalnız bede

Köşe Yazıları 25 Ocak 2018
Yaşamayı öldürüyoruz mu ne?

Birbirini tamamlamak için hayatta var olan iki farklı insan. Kadın ve erkek; nasıl olur da yaşamayı öldürebilir? Bu varlıkları birbirine yaklaştıran yalnız bedenlerinin farklı yaratılmış olması değildir. Kadının muamma yapısı yanında, bir de kadınsı uzuvlarıyla zihinde canlandırdığı hayalleri yeniden gözden geçirmeliyiz. Onları da birkaç kelimeyle şöyle karşılaştırabiliriz: tatlılık, hoşluk, sevecenlik...

Her çiçek kendi toprağında açar. Farklı topraklar ona göre olmayabilir. Savrulur, tükenir, bîtap düşer. Ben öyle görüyorum ki zamanımızda kadınlar ve kızlar bir aksiyon aramaktalar. Yaratılışımızdan gelen bir mizan vardır; evin içişleri kadının, geçim derdini yüklenmek erkeğin işidir. Bizi bizden daha iyi tanıyan böyle paylaştırmış rollerimizi. Böyle yaparsak mutluluğa ulaşabileceğimizi bildirmiş. Çalışmak zorunda olan kadınlar olabilir, onları tenzih ederim fakat yapacağımız küçük bir hata toplumları, bütün kuşaklara, külliyen insanlığa etki eder.

Kadın için iş hayatı da bu ufak hatalardan biri olabilir. Ona uygun başka meşguliyetler vardır. Kadın ev hanımı değil evinin hanımı ,erkeğinin prensesi, çocuklarının annesi olarak nazik yaratılmış. Çabuk kırılır ve iş hayatında hırpalanır. Çalışan kadınları görmekteyim gergin ve karamsar. Gereğinden fazla yük yüklenmiş omuzlarına ,bu yönüyle fazla incinmiş. İçinde rol aldığımız filmin yanlış tanımayan kaideleri vardır. Canının istediği gibi yaşamak; kendi ellerinle boynuna bağladığın zincire günden güne daha fazla dolanmak ve ölçüsüzlük akışına kendini bırakıp kafanı sağa sola vura vura gideceksin demektir.

Bizde canının istediğini değil, doğru olanı yapmak vardır. Kadın biraz sade, yoldaki yabancı erkeklerin bakışlarını üzerine çekmeyecek tarzda güzel olmalı. Kadının sosyal hayatın her yerinde var olması, en yakınlarını ihmal etmesi; hissiz, bencil, özgün olmayan nesiller yetiştirir. Çocuk gözünü ilk evde açar, doğru dürüst anne sevgisi tadamayan çocuğun ruh sağlığı bozulur. "Eşitlik" diye bağırmaktan sesleri kısılan kadınlar, yaptıklarının neler doğuracağını tasavvur edememekten; bugün işten yorgun argın gelmeleri yetmezmiş gibi bir de evde suratları asık, hırçınlaşmış çocuklarını karşılarında buluyor.

Çalışan bir kadın olan Ajlan, yorulmuş ve göğsü daralmıştı. Bazen durup dururken derin düşüncelere dalıp; ne kadar çok kişiye yaranmaya çalıştığını düşünüyor; kocası, evlatları, ev işleri, patronu, içinden çıkamadığı meseleleri... Zaman zaman not defterine bir şeyler karalamak ve nereye doğru gittiğini yazmak istiyordu. Ancak geçmişte düşündüğü fikirlerinde yanılmış olduğunu ve bunu yazıya geçirmek istemiyordu. Bunları düşünüyorken telefonunun sesi tırmalamaya başladı kulaklarını.

Arayan patronuydu;

-Aloo. -Ajlan naaber?

-Sağ olun Kerim bey iyiyim; siz nasılsınız?

-Eksik olma ben de iyiyim. Bugün dışarıda beraber bir kahve içmeye ne dersin?

Küçük bir ikram karşılığı en gizli değerlere dil döndürmek vardı düşüncelerinde. "Niye kahve içsinlerdi?" Üstelik evliydi Ajlan; mide bulantıcı bir vakit kazanmasıydı bu davet. Önce kahve, sonra...

Bu kararsız anında ağabeyinin sesi, dalgalanıyordu kulaklarında: "Kardeşim, erkeklerin kolladıkları birliktelik fırsatlarından tıpkı yalın ayak dikenlerin üzerinde yürümekten çekindiğin gibi uzak dur. Anlamlı bakışların arkasından nedenler ara. Kadın ve erkeğin birliktelik duygusu hiçbir dönemde boşuna olmamıştır. Kimi erkekler tutuldukları kadınların veyahut kızların gözlerinin derinliklerine bakarak, kimisi havadan bahaneler arayıp muhabbet ortamı oluşturarak, kimi kendilerini erkek zanneden züppeler de kolladıkları anı değerlendirerek. Artıyla eksinin dostluğu gibi cezp edicidir, ayrı cinslerin birlikteliği. İnsan fıtratını iyi bil. Ateşle barut bir araya geldiğinde patlar"...

Demek insan her şeyi aynı anda yapamıyordu. "Kahrolsun feminizm" diye söylendi. Başıboş bir istikbal hazırlanmıştı çocuklarına. Her çiçek mevsiminde açmalıymış. Çocuk ana kokusunu alarak tatmin olur. Zihnini zorlayan karıştıran tüm hadiseleri gözlerinin önüne getirdi. Menfaatçi feminizm. Reklamlarda görev alan, gayri ahlaki filmlere meta edilenler, gözü köpürmüş cinsellik manyağı erkeklerin isteklerini karşılamak için zahmet çekenler, bunlar kimdir; kadından başka birileri mi? İşte eşitlik...

Ölçü tanımamak kadını bile bile silahın çetin mermisinin önüne vicdansızca atıp, nefesini kesmek dehşet bir acımasızlık değil mi? Nihayetinde, özünden uzaklaşan kadın, mevsimi gelmeden açmış çiçek gibidir. Ağır günler hamiledir ona. Bize ne olduysa? Yaşamayı öldürüyoruz. İnsanlığı hatırlatamadığımız bir topluluk geliyor peşimizden, bugün söylediğimiz şarkılar uğruna...

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr