Papastergiou: Ayasofya kararı başka ülkelerde camilerin işleyişi ve Müslümanların ibadetine engel teşkil edebilir

Analiz: Cengiz ÖMER - Bilal BUDURTürkiye'de Ayasofya Camisinin tekrar ibadete açılması yönünde alınan kararın ardından ülkemiz Yunanistan'da bir çok kişi ve kur

Batı Trakya 22 Temmuz 2020
Papastergiou: Ayasofya kararı başka ülkelerde camilerin işleyişi ve Müslümanların ibadetine engel teşkil edebilir

Analiz: Cengiz ÖMER - Bilal BUDUR

Türkiye'de Ayasofya Camisinin tekrar ibadete açılması yönünde alınan kararın ardından ülkemiz Yunanistan'da bir çok kişi ve kurumdan tepkiler gelmeye devam ediyor. Yunanistan Belediyeler Birliği Başkanı ve Trikala (Tırhala) Belediye Başkanı Dimitris Papastergiou da İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na bir mektup yazarak tepkisini gösterdi.

Papastsergiou, mektubunda Yunanistan’da sadece sözü edilen barış, huzur ve birlikte yaşama gibi noktalara vurgu yaptıktan sonra, Ayasofya'nın dinler ve kültürlerarası diyalog karakterini muhafaza etmesi gerektiğini, İslam dininin ve İstanbul'daki Müslümanların Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesinden hiçbir şey kazanmayacağını, aksi durumda dünyanın farklı yerlerinde farklı dine mensup aşırı uçların tetiklenebileceği ve başka ülkelerde camilerin işleyişi ve Müslümanların ibadetlerine engellere neden olabileceğini belirterek dinler arası diyalog kılıfı ile dolaylı bir tehdit yöntemine başvurdu.

Mektubun devamında, Trakya'daki Müslüman ve Hıristiyan vatandaşların barış ve huzur içinde yaşamına vurgu yapan Papastergiou, bölgede 256 caminin açık olduğunu ve Yunan devletinin ülkenin her yerinde tüm din mensuplarının ibadethanelerine ve kültürel değerlerine son derece saygılı olduğunu ve bunun evrensel değerlere olan bağlılıklarının gereği olduğunu belirtiyor.

Yunanistan Belediyeler Birliği Başkanı ve Trikala (Tırhala) Belediye Başkanı Papastergiou ülkesinin adeta bir insan hakları ve dini özgürlükler cenneti gibi sunma gayreti Batı Trakya Türk Azınlığını şaşırtmadı. Çünkü Batı Trakya Türkleri, Yunan devletinin Müslüman Türk Azınlık karşıtı, Müslüman göçmen karşıtı ırkçı politikalarını tecrübe etmektedir ve bu çizgide siyaset yapan yerel ve ulusal siyasetçiler de yapılan haksızlıkları inkar ederek yönetimi aklamaya ve bir insan hakları örneği olarak sunmaya çalıştıklarını çok iyi bilmektedir. Kimliği inkar edilen Batı Trakya Türk Azınlığını seçim dönemlerinde hatırlayan siyasetçiler bölgeye geldiklerinde, azınlık insanının yüzüne utanmadan yalan konuşabiliyorlar. Lozan başta olmak üzere anayasa ve uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan azınlık ve insan hakları yok sayılarak çiğnendiği halde, devlet yetkilileri ve siyasetçiler, “Siz Yunanistan’da dininizi özgürce yaşıyor ve azınlık haklarınızdan en iyi şekilde yararlanıyorsunuz, size yaşatılan huzur dünyaya örnektir” diyebilme örneğini sergilemektedirler. Azınlık bu muameleye azınlık bırakıldığı günden beri tanıklık etmektedir ve çok iyi bilir ki, gerçekleri çarpıtma konusunda dünyada ırkçı yunan devlet yetkilileri ve siyasetçileri kadar mahir olanları azdır. Dürüst ve hak yanlısı devlet yetkilisi ve siyasetçisi de dünyada az bulunan cinsten olsa da “sistem” tarafından dışlanmaktadırlar.

Belediyeler Birliği Başkanı Papastergiou belki Yunanistan’ın Müslüman vatandaşlarına ve farklı etnik Azınlıklarına uyguladığı zulümleri pek bilmeyen Türkiye ve dış dünyadaki siyasetçilerine barış, huzur ve birlikte yaşama örneği gibi sunabilir, onları buna inandırabilir, ama özellikle Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı buna sessiz kalmaz ve gereğini yapar. Batı Trakya Türk Azınlığının sesi, gözü ve kulağı olarak Türk azınlık basını maskeleri indirir ve perdeleri yırtar. Türk Azınlığın, farklı dinden vatandaşlarla bir arada örnek olacak şekilde barış ve huzur içinde yaşadığı doğrudur, ama  bu devletin sunduğu hak ve imkanlar sayesinde değil, bizzat azınlığın haksızlıklara rağmen inancı ve kültüründen öğrendiği sabır, hoşgörü ve güzel ahlakı sayesindedir. Bilinmelidir ki, İslam’ın adı barış ve huzurdur. Batı Trakya’da huzur varsa, bu, Müslüman Türk Azınlığının Kur’an’daki “Allah sabredenlerle beraberdir” ve “Allah mazlumların yardımcısıdır” ayetlerini ilke edinen bir hayat anlayışını benimsemesinin sonucudur. İncil’in benzer ayetlerinin takipçisi olan Hristiyan çoğunluk vatandaşlarla birlikte barış ve huzuru kalıcı bir hale getirmek için canla başla çalışmaya ve ülkesini ileri taşımaktan vazgeçmeyen Müslüman Türk Azınlık bir gün mutlaka gerçek barış ve huzura kavuşacağı inancını hiçbir zaman yitirmedi.

Batı Trakya ve genel olarak Yunanistan’da barış ve huzur, sağduyulu Müslümanların güzel sabrı, feraseti ve dirayeti ile samimi Hrıstiyan vatandaşların duygudaşlığı sayesinde mevcut şartların elverdiği kadar iyi. Devletin bu anlamda en ufak bir katkısı yok. Tam tersine uygulanan haksız politikalar ve Kilisenin inananlarını Türk ve İslam karşıtı söylemlerle fanatize etmesi barış ve huzuru tehdit ediyor. Netice itibariyle mesele devletin ve onu güden Ortodoks Kilisenin Hz. Muhammed’e ve Türk kimliğine hakareti ibadet sayan fanatik papazlarının sözcülüğüne soyunduğu anlaşılan “lejyoner” belediye başkanının anlattığı gibi değil. Papastergiou, ülkemizi farklılıkların huzur ve barış içinde bir arada yaşatıldığı örnek bir demokrasi olarak anlatıyor, ama nedense daha geçtiğimiz hafta başkanı olduğu şehirde taşlı saldırıya maruz kalan Osman Şah Camisini unutuyor. Bununla birlikte unuttuğu veya işine gelmediği için örtbas etmeye çalıştığı şu gerçekleri de kendisine biz hatırlatalım:

Atina, camisi olmayan tek Avrupa başkentidir.

Yunanistan'ın farklı bölgelerinde kaderine terk edilen Osmanlıdan kalma bir çok cami ve tarihi eser feryat ediyor, birçoğu da yok edildi veya amacı dışında kullanıldı.

Selanik yakın geçmişte bir minareler şehriydi. Şimdi onlardan eser yok. Birçok cami ve dini yapı bar, pavyon ve erotik film gösterilen sinemalara çevrildi.

Dimetoka'da tamir esnasında küle çevrilen ve halen tadilat işlemleri bir türlü başlayamayan Çelebi Sultan Mehmed Camii perişan vaziyette. Irkçılar Ayasofya’nın intikamını almak için minaresine yunan bayrağı dikerek büyük bir provokasyonla barış ve huzuru dinamitlemek istediler. Dimetoka Belediye Başkanı ve sayduyulu Hristiyan basın mensupları da olayı kınadı. Yani yalanlayamazsınız.

Gümülcine'de yok edilen Poşpoş Tekkesi, Bizans eseri kılıfı giydirilerek kiliseye çevrilen Gazi Evrenos Bey İmareti, harabe durumdaki Yenice Kasaba Camii ve İskeçe'nin Hemetli köyü Camii, daha önce kundaklanarak küle çevrilen ve ardından tamir edildikten sonra iki kez daha kundaklanmak istenen ve kısmen yakılarak zarar gören Okçular Camii hafızalarımızda tazeliğini koruyor. Sizin yalanlarınız bunları unutturamaz.

Rodos'ta harabe durumdaki camiler, kelepir fiyatına satılan vakıf malları, yok edilen Türkçe eğitim veren azınlık okulları da hafızlarımızdadır. Müslümanlara memur imam dayatma, Türk kimliğini inkar etme zulümleri de devam ediyor. Devletin inkar siyaseti ve yalanları bunları ortadan kaldıramaz.

Drama'da harabe durumdaki Arap Camii, Selanik'te eskiden müstehcen film gösterimi yapılan Hamza Bey Camii, İskeçe Şahin yolu üzerinde bulunan ve üzerindeki ay yıldızları sıvanarak yok edilmek istenen Hamidiye köprüsü, yıkılan ve yok edilen cami ve minareler, ve daha yüzlercesini sayabileceğimiz Türk-İslam eserlerinin tamamı Yunanistan'da bulunmaktadır. Bu mudur sizin dinler arası diyalog ve evrensel değerlere saygınız?

Daha geçtiğimiz günlerde başkent Atina'nın Pire bölgesinde yıllardır Müslümanların ibadet ettiği bir mekan eksik evrak ve gerekli izinlerin olmadığı gerekçesiyle mühürlendi. Bu mudur ülkemizin her yerinde tüm din topluluklarına ve ibadethanelerine saygı?

Yunanistan Belediyeler Birliği Başkanı'nın İstanbul Belediye Başkanı'na gönderdiği mektupta ülkemizdeki farklı dinlere ve özellikle Batı Trakya Türklerine yönelik (256 caminin açık olduğu belirtilerek) her şeyin güllük gülistanlık olduğu mesajının verilmesi Batı Trakya Türkleri tarafından şaşkınlıkla karşılanmadı, çünkü biz devletimizin yetkili ve siyasetçilerinin dünyayı nasıl manipüle etmeye çalıştığını gayet iyi biliyoruz. Bu noktada yıllardır kendi özgür iradesiyle müftüsünü belirleme hakkından mahrum bırakılan, vakıf heyetlerini seçme hakkı elinden alınan Batı Trakya Müslüman Türkleri için din ve vicdan özgürlüğünden bahsetmek mümkün değildir. Sadece camilerin açık olması her şeyin güllük gülistanlık olduğu anlamına gelmez. Maalesef ülkemiz Yunanistan başına buyruk dayatma yoluna giderek müftü ve vakıf heyetleri tayin ederek din ve vicdan özgürlüğü noktasında Batı Trakya Müslüman Türk Toplumuna zulmetmektedir. Halkın seçtiği din adamları mahkemelere verilerek cezalara çarptırılıyorlar. Seçilmiş Müftü cemaatle Cuma namazı kıldı diye para cezasına çarptırıldı.

Devlet, Ortodoks Kilise’nin telkinleriyle Müslümanların din işlerine karışıyor. Hristiyan devlet yetkilileri Müslümanların ibadetine, din eğitimine, dini kurumların işleyişine doğrudan müdahale ediyor. Devlet kendi Kilisesine din adamı atama yetkisine sahip değilken, Müslümanlara zorla müftü ve imam dayatıyor. Müftülükleri yeniden dizayn ediyor, buralara Hristiyan memurlar atıyor. Vakıflara dahi Hristiyanları atıyor. Oysa Ortodoks Kilise’ye veya diğer kilise ve Musevilerin havralarına aynı şekilde müdahale etmeye kalkışsa ülkede kaos çıkar. Önceki başbakan Çipras, Kilise-devlet ilişkilerini düzenleyerek Ortodoks Kilisenin devlet üzerindeki müdahalesini kaldırmak isteyince Patrikhane isyan etti. Çipras, azınlık kendi müftüsünü seçebilmelidir, müftüler hem devlet hem de azınlık tarafından kabul gören biri olmalıdır” deyince, Ortodoks Kilise Mitropolitleri isyan etti ve buna karşı çıktı. Müftüleri devlet atamalı, aksi halde Türkiye’ye hizmet eden müftüler seçilir, Trakya’yı Türkiye kontrol eder” mealinde açıklamalar yaptılar. Sonuç, Çipras’ın iktidardan olmasıyla neticelendi. Bu kriz patladığında mevcut hükümetin kurmayları Patrikhane’ye koştu. Ardından ilk seçimlerde YDP hükümet oldu.

Batı Trakya’da Türk Azınlık basını bu gerçekleri bütün çıplaklığıyla dile getirdiği için ve özellikle de dini alanda yapılan haksızlıkları eleştirdiği için devletin dayattığı sözde din adamları mahkemeye verilmekte büyük hapis cezalarıyla altından kalkamayacağı astronomik tazminat cezalarına çarptırılarak susturulmaya çalışılmaktadır.  

Bu gerçeklerin müvacehesinde söyleyecek olursak, Dostluk ve Barış köprüleri karşılıklı kurulmaktadır. Karşı taraftan bir şey beklerken önce kendine bakmak gerekir. Yunanistan Belediyeler Birliği Başkanı Dimitris Papastergiou'nun bu noktada en azından önce ülkemizde olan bitenleri yeniden gözden geçirmesinde fayda vardır.

Yunanistan Belediyeler Birliği Başkanı Papastergiou'nun İstanbul Belediye başkanı Ekrem İmamoğlu'na gönderdiği mektubun içeriğine bakıldığında, aslında Sn. Papastergiou’nun iyi niyetli bir yaklaşım içerisinde olmadığı anlaşılıyor. Bir defa bu anlamda akıllarda soru işaretlerine neden olan ilk husus, mektubun merci olarak yanlış bir adrese gönderilmesidir. Yani, Ayasofya’nın camiye çevirilmesini sorun olarak gören şahıs, “sorununun” çözülmesi için yanlış kişiyi muhatap almıştır. Eğer bu şahıs gerçekten samimi olsaydı, bu konuda böyle bir talebi ancak ilgili devlet merciine başvurması gerekirdi, ki o da devletin başı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bu mektubun sahibi ise devletin başını görmezden gelerek belediye başkanını muhatap almayı tercih etmiştir. Tabii bu ayrıca ele alınacak bir yazının konusudur.

Son söz: Birlikte barış ve huzur içerisinde yaşamak için önce samimi olmak ve tehdit dilini terk etmek gerekir.

Papastergiou'nun İmamoğlu'na gönderdiği mektubun tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:

https://trikalacity.gr/papastergioy-pros-imamogloy-gia-agia-sofia-oi-pananthropines-axies-enonoyn-kai-den-dichazoyn-toys-laoys/

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr