21. Yüzyıl, Gıdaya Erişim ve Biz

Bu haftaki yazıma öncelikle tüm çiftçilerimizin sokağa döküldüğü bu günlerde hem tarım bakanımızın hem de tarım bakanlığımızda ilgili görevlerde bulunan tüm per

Köşe Yazıları 21 Şubat 2016
21. Yüzyıl, Gıdaya Erişim ve Biz

Bu haftaki yazıma öncelikle tüm çiftçilerimizin sokağa döküldüğü bu günlerde hem tarım bakanımızın hem de tarım bakanlığımızda ilgili görevlerde bulunan tüm personellerin üreticilerimizin sorunlarına biraz daha duyarlı davranmalarını dileyerek başlamak istiyorum.

Artık hükümet ile üretici arasında çok iyi bir diyalog sürecinin başlaması gerektiğine inanıyorum. Üreticilerin aleyhine alınan her kararın, uygulamaya konulan her yasal düzenlemenin öncelikle bu ülkenin geleceğine zarar verdiğini unutmamalıyız.

Tarım alanında aktif olan vatandaşlarımızın yeni düzenlemeler ile daha karanlık bir döneme sokulmaya çalışılması, geleceğimiz için halkımız tarafından bir tehdit olarak algılanmıştır. Çiftçilerimizin yatırım ve gelişim amaçlı desteklenmesi gerektiği bir dönemde, onların daha da dara sokulmaya çalışılması ne yazık ki ülke ekonomimizin istikrarı için umut bağladığımız tarım sektörüne indirilen bir darbe niteliğini taşımaktadır.

Tarım, ülke ekonomimizin bel kemiğini oluşturmaktadır. Çünkü çiftçiler hayatta kalabilmemiz için en temel ihtiyacımız olan gıdayı üretmektedir. Bu sebeple de yasal düzenlemeler çerçevesince atılan adımların daha güçlü bir üretici profili oluşturma doğrultusunda olması gerektiği herkesin malumudur.

En yakın zamanda gerekli düzeltmelerin yapılmasını umuyor ve ülke politikasını protesto etme amaçlı yollara çıkma cesaretini göstermiş olan herkesi gönülden selamlıyorum. Unutmamalıyız ki "protesto etme hakkı" her demokratik ülke vatandaşının anayasal hakkıdır.

Geçtiğimiz günlerde T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, 11'inci Agroexpo Eurasia Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarında yaptığı bir konuşmada "Gıda ihtiyacı dünyanın çeşitli yerlerinde sosyal patlamalara neden olmaktadır. İnsanlar yokluk bölgelerinden varlık bölgelerine canları pahasına göç etmektedirler. Teknolojisiz, telefonsuz yaşamımızı sürdürebiliriz ama yeterli gıdayı alamıyorsanız, yani telefonunuz var ekmeğiniz yoksa yaşam şansınız yok" diyerek tarımın önemine dikkat çekmişti.

Faruk Çelik konuşmasının devamında "Geçtiğimiz yüzyıl petrol savaşları yüzyılı olarak geride kaldı. Ama bugün karın tokluğu pahasına, gıdaya erişim savaşları yüzyılı yaşanıyor" dedi.

Ben de bu yazımda, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik΄in yaptığı konuşmada vurguladığı, geleceğin değer artışı sağlayacak sektörü olan tarım sektörünün önemine kısaca değinmek istedim.

Her şeyden önce dünyada çok hızlı bir nüfus artışı yaşandığını belirtmek istiyorum. Yapılan birçok istatistiksel değerlendirmede 2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyara varacağı öngörülüyor. Nüfusun artışına paralel olarak da her geçen gün bir enerji ve gıda ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Yani insanların gelecekte her şeyden çok ihtiyaç duyacağı şeylerden ilki ve en önemlisi, temel ihtiyacımız olan gıda olacaktır. Çünkü dünya nüfusunun artış sağlayacağı coğrafya tabiri caiz ise üçüncü dünya ülkeleri olarak sınıflandırılan, ekonomik olarak tam gelişmişlik gösterememiş olan Asya ve Afrika ülkeleridir.

Asya ve Afrika ülkelerinde yaşanacak olan gıda talebi patlamasının gelişmiş ülkeler tarafından karşılanması günümüz stratejistlerinin üzerinde durduğu konulardan bir tanesidir. Yeni dünya düzeni dedikleri globalleşme ile, bir başka deyişle küreselleşmeyle birlikte ulaşım ve nakliyat sorunlarının en aza indirgendiği ve tüm dünyanın büyük şirketler tarafından bir köy olarak değerlendirildiği bir çağda yaşıyoruz. Bu noktada birçok dev şirketin gıda sektöründen pay almak isteyeceği ve bu uğurda ciddi mücadelelerin içine gireceği öngörülmektedir.

Peki biz Yunanistan olarak geleceğin gıda talebi fırsatlarını ne şekilde değerlendireceğiz?
Bunun cevabı, istikrarın her geçen gün başka bir badire atlattığı ve üretici isyanlarının patlak verdiği bir ülkede doğru bir şekilde verilmesi mümkün değildir.

Her şeyden önce büyük bir tarım ülkesi olmanın yolunun, kanımca o ülkedeki yöneticilerin ileri görüşlülüğünden geçmekte olduğunu düşünüyorum. Tarıma yeni boyutlar kazandırabilmek için yıllardır ne yapıldı diye sorduğumuzda ise çok da anlamlı cevaplar veremediğimizi görüyoruz.

Ülke olarak hem eğitim, hem sanayi, hem de tarım ve turizm alanında atmamız gereken çok hayati adımların olmasına rağmen, politikacılarımız Acun Ilıcalı'nın Yunanistan'da kanal satın almasına takılı kalmış olması, bunun son günlerde meclis gündeminin en önemli konularından biri haline getirilmesi neyin kafasıdır?

Umudumuzu kaybetmememiz gerektiğini hep söyleriz ama bunu söylerken bir mum ve o mumu yakacak bir ateş arayışında bulunmamız bu söylevi daha anlamlı hale getirir. Yoksa, kuru kuruya umudunuzu kaybetmememiz gerektiğini söyleyip ardından gözlerinizi yumarak uykuya dalmamız, umut anlayışının salaklık anlayışıyla karışmasına neden olur.

Bu da değer yargılarımızın yani düşünce yapımızın yeniden sorgulanmasını gerektirir. Son olarak söylemek istediğim tek şey; bir halk, popülist yani halkçı söylemlerle çok kısa bir süreliğine kandırılır. Atalarımız ne demişler, yalancının mumu yatsıya kadar yanar.

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr