“Dünyanın neresinde seçilmiş müftü var arkadaşlar?”

Karasal olarak 91.8 FM frekansından Rodop merkezli yayın yapan, aynı zamanda internet üzerinden (www.cinarfm.gr) bütün dünyaya seslenen Azınlığın haber radyosu

Köşe Yazıları 3 Mayıs 2017
“Dünyanın neresinde seçilmiş müftü var arkadaşlar?”

Karasal olarak 91.8 FM frekansından Rodop merkezli yayın yapan, aynı zamanda internet üzerinden (www.cinarfm.gr) bütün dünyaya seslenen Azınlığın haber radyosu ve mazlumların sesi Çınar FM’in dinleyici kitlesinin artarak devam etmesi bizleri sevindiriyor. Dünyanın birçok yerinde yaşayan soydaşlarımızdan ve hatta yunan kökenli vatandaşlarımızdan gelen güzel mesajlar bizleri yüreklendiriyor, motive ediyor.

Ne kadar çok ve iyi dinlendiğimizin bir göstergesi de, yaptıkları yanlışlardan dolayı eleştirdiklerimiz ve bu yüzden bizleri sevmeyenlerin programlarımızı dikkatle takip etmesidir.

Merkezi İskeçe’de bulunan Çınar Derneği, 2010 yılından itibaren merkezi Gümülcine’de bulunan Çınar FM 91.8 radyosunun sahibidir. Bu radyo derneğe aittir, yani Yunanistan vatandaşı Azınlık üyelerinden oluşan bir topluluk radyosudur. Topluma hizmet amaçlı kurulan ve çalıştırılan bir haber radyosudur. Haber lisanlı olduğundan da çok sayıda ve uzun süren haber-yorum programlarına yer verilmektedir. Bunlardan biri de, benim gazeteci Ramadan Molla’nın moderatörlüğünde yaptığım “Milletin Sesi” isimli programdır.

“Milletin Sesi” programındaki “ses”, hem mazlum Azınlığın sesi, hem de sessiz Çoğunluğun sesidir. Yani sadece ve özellikle birilerinin kasıtlı olarak göstermeye çalıştığı gibi bir “milliyetin”, “etnik topluluğun” milliyetçilik güden sesi değildir. Ezilen, haksızlığa uğrayan ve hakkını arayan bütün insanların, azınlıkların ve çoğunlukların sesidir.

Geçtiğimiz günlerde yaptığımız bir radyo programında, uluslararası anlaşmalara ve insan haklarına aykırı bir biçimde atanma yoluyla Azınlığımıza dayatılan “müftülerin” gazetemize açtığı davayı değerlendirdim. Burada aynı şekilde atanma yoluyla ve Azınlığın rızası olmadan, hatta şiddetle karşı çıkmasına rağmen kendisine dayatılan “240 İmam” hakkında da değerlendirmelerde bulundum. Halkımızın iradesi yok sayılarak yapılan bu hukuksuz uygulamalardan duyulan rahatsızlığı bir kez daha vurguladım. Bunu hem gazeteciler olarak görevimiz olduğu için, hem mağdur azınlık fertleri olarak büyük bir sıkıntımız olduğu için sürekli vurguluyorum.

İşte programlardan birinde bu gerçeği vurgularken, toplumumuzun karşı çıktığı halde kendisine dayatılan “240 İmam” üyesi bir atanmış buna karşı çıkarak şu mesajı gönderdi: “Dünyanın neresinde seçilmiş müftü var, arkadaşlar?”

Ben toplumda bu atanmışların kabul görmediklerini, dışlandıklarını çünkü bu görevi kabul etmekle toplumun iradesine ihanet ettiklerini, aynı şekilde İslam’ın, toplum meselelerinin çözümü için getirdiği temel ilke olan Şura” (karar/danışma meclisi) ve İstişareye (doğruyu seçmek için danışmak/çabalamak) aykırı davrandıkları için de dinlerine ihanet ettiklerini izah etmeye çalıştım. Bu konuda daha fazla bilgi edinmek isteyenler sanal ortamdaki arama çubuklarına başvurabilirler. Kur’an bu konuda açık ayetler sunmaktadır. Bu ayetlerde, Müslümanlara işlerini aralarında danışarak, ortak akıl ve kararla, yani uygun olanı birlikte seçerek çözmeleri emredilmiştir. Neticede demokrasi, fikir özgürlüğü, rey bildirmek ve seçim hakkı Kur’an’da açıkça vurgulanmaktadır.

İslam Ansiklopedisi’nde Şura ve İstişare hakkında şu bilgiler yer almaktadır: “Şâvir kelimesini içeren âyette Hz. Peygamber’e iş hususunda müminlerle istişare etmesi emredilmiştir. Şûra kelimesinin geçtiği âyet, “Onların işleri aralarında şûra iledir” âyetinin aynı zamanda sonraki müslüman toplumlara yönelik bir istek öngördüğü, dolayısıyla şûranın müslüman toplumun bir karar alma yöntemi olarak belirtildiği açıktır. Şûranın müslümanların diğer temel nitelikleri (iman etme, namaz kılma, infakta bulunma ve zulmü engelleme) arasında zikredilmesi ve bu âyetin yer aldığı sûreye Şûrâ adının verilmesi de şûraya atfedilen önemin göstergesidir. Öte yandan birçok âyette şûra kelimesi kullanılmadan danışmanın önemine dikkat çekilmektedir. Meselâ Hz. Mûsâ’nın, peygamber olarak görevlendirildiğinde kardeşi Hârûn’un kendisine yardımcı yapılması ve işine ortak edilmesi yönündeki duası (Tâhâ 20/29-32), klasik literatürde devlet başkanının kendisiyle istişare edeceği “tefvîz veziri” tayininin meşruiyetini açıklama bağlamında değerlendirilmiştir (Mâverdî, el-Aĥkâmü’s-sulŧâniyye, s. 30, 33). Bir diğer âyette ise Hz. Süleyman’ın kendisine itaat etmelerini isteyen mektubunu aldığında Sebe Kraliçesi Belkıs’ın halkın temsilcisi konumundaki kişilerden nasıl davranması gerektiği hususunda görüşlerinin sorulduğu bildirilmekte ve onların görüşlerini almadan hiçbir önemli meseleyi karara bağlamadığı yolundaki sözü nakledilmektedir (en-Neml 27/28-33). Bu olay, tarihsel süreç dikkate alındığında iktidarın kullanımına toplumun temsilcilerinin katılması hususunda önemli bir aşamaya işaret etmektedir.

Hadislerde de şûra, meşveret, meşûre, istişare ve teşâvür gibi kelimeler sözlük anlamlarıyla sıkça geçmektedir (Wensinck, el-Mu'cem, “şvr” md.). Hadislerde şûra, “kişisel ve toplumsal düzeyde her iş bakımından doğru karar almanın gerekli bir yöntemi” diye tanımlanmıştır (İbn Ebû Şeybe, V, 221, 298; Tirmizî, “Fiten”, 78; Aclûnî, II, 242). Hz. Peygamber müslümanlara şûrayı emrettiği gibi kendisinin de genel ya da özel işlerde ashabı ile görüş alışverişinde bulunduğu bilinmektedir. Nitekim Resûl-i Ekrem, ilk müslüman toplumun var olma mücadelesinde belirleyici önemdeki her kararı ashabı ile iştişare ederek almıştır. Bunlar arasında Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarının çeşitli aşamaları, Bey‘atürrıdvân ve Hudeybiye Antlaşması örnek verilebilir.”

İmdi, durum böyleyken bırakın bir imamın, sıradan bir Müslümanın bile müftülerin seçimle işbaşına gelmesine şaşırması ve “Dünyanın neresinde müftüler seçilyor?” gibi sorular sorması abestir. Bunu bilerek ve kasten sormak, İslam’ın ruhuna aykırı ve Allah’ın muradına muhalefettir. Bilmeden sormak ise kaba ve kara bir cahilliktir. Kur’an okuyan, ilim sahibi bilinçli Müslümanlar ve özelllikle de imam veya Kur’an hocası olduğunu iddia edenler, bu konuda böyle abes kaçan sorular sormaz. Ama Batı Trakya’daki “240 İmam” diye bilinen bu “Kutsal öğreticilerin” bu konuda en ufak bir bilgisi olmadığı için bu tip sorularla kara cehaletlerini ortaya seriyor ve kendileri hakkındaki iddiaları doğrulamış oluyorlar. Hadi onlar böyle, peki, bunları “imam” ve “hoca” diye dünyaya yutturmaya çalışan bu uyanık idareye ne demeli.

Kur’an’a göre açıkça Müslümanlar kendi işlerini ve özellikle dini ve idari anlamdaki toplumsal meselelerini istişare ederek çözmelidir. Dolayısıyla müftülük ve imamlık gibi İslam’da çok önemli görevlerin taksimi de istişareyle olması zorunludur. Azınlık olarak Hristiyan memleketlerde yaşayan Müslümanlar için bu ayrıca önem taşımaktadır. Zira bu Müslümanlar, birliklerini ve tevhidi korumak için birlikte hareket etmeli ve ortak bir iradeyle ortak bir dini otoritenin altında toplanmalıdırlar. Yani müftü seçilecekse, bir kişi çıkıp ben müftü oldum gerisi beni ilgilendirmez, diyemez. Bu İslam’a aykırı, Allah’a karşı gelmek ve ümmete sırt çevirmek, yani ihanet anlamına gelmektedir. Müslümanların seçmesi gerekirken Hristiyan bir devlet, vatandaşı olan ve özellikle anlaşmalar gereği himaye ettiği Müslüman bir azınlığın müftüsünü ve imamlarını keyfi olarak atayamaz. Bu Kur’an’a saygısızlık ve İslam’ın ve Müslümanların izzetine açık bir tecavüzdür.

"Türkiye’de ve İslam ülkelerinde seçilmiyor ki, sen ne diyorsun?" diyenlere ve "Dünyanın neresinde müftü seçiliyor?" sorusuna ise bir sonraki yazımda cevap vereceğim.

 

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr