Hayaldi Gerçek Oluyor: Tarım-Hayvancılık Araştırma Enstitüsü

Değerli okurlar, bundan yaklaşık bir yıl önce toplum sorunlarına çözüm arayışı içinde çeşitli araştırmalar yapmış ve tarım alanında gelişmiş ülkelerin nasıl bir

Köşe Yazıları 15 Ocak 2016
Hayaldi Gerçek Oluyor: Tarım-Hayvancılık Araştırma Enstitüsü

Değerli okurlar, bundan yaklaşık bir yıl önce toplum sorunlarına çözüm arayışı içinde çeşitli araştırmalar yapmış ve tarım alanında gelişmiş ülkelerin nasıl bir yol izleyerek ilerleme kaydettiğini tespit etmeye çalışmıştım. Bu arayışın neticesinde de elde ettiğim bilgileri bir sayfalık özet-yazı halinde derleyerek kamuoyunun bilgisine sunmuştum.

Bu haftaki metnime 2015 yılının Mart ayında yerel bir haber yorum dergisinde yayımlanan "Ziraate dair" başlıklı o yazımda yer alan iki cümlemi sizlerle paylaşarak başlamak istiyorum.

O cümlelerimin,

1. si, "Gelişmiş ülkelerde üniversite, enstitü gibi Ar-Ge (araştırma-geliştirme) amaçlı kurulmuş her türlü bilim merkezinin kooperatif ve benzeri kurumlar aracılığıyla üreticilerle bağlantı halinde olduğu, onları ürettiği bilgi ve icatlarla desteklediği gözlemlenmektedir"

2. si de "Arazi toplaştırılması, kooperatifleşme ve rençperlere yönelik seminer düzenlemeleri gibi uzun yıllar çalışma gerektirmeyen uygulamaların tarımı daha çekici kıldığı gibi, idarenin eğitimli kişilerin danışmanlığı altında yürümesi uygulamalara netlik kazandırmakta, refah ve kazanç getirmektedir" idi.

Günümüzde halkımızın neredeyse tamamının ulaşım sağladığı internette, birkaç saat içinde yapılabilecek küçük çaplı bir inceleme ile, ekonomilerinin iyi olduğu ve birçok sektörde dünya çapında iddialı olan ülkelerin başarı sırrının ‘kalıcı bir gurup içi çalışma düzeni' olduğunu görebiliriz.

Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük sanayicilerinden olan, Ford Motor Company'nin kurucusu Henry Ford'un çok meşhur bir sözü vardır. "Bir araya gelmek, bir başlangıçtır. Bir arada bulunmak, bir gelişmedir. Beraber çalışabilmek ise başarıdır" der. Henry Ford'un tarihe kazınan bu tespiti, birlikte çalışmanın ne denli önemli olduğunun bir kanıtıdır. Çünkü Dünya'nın seyrini değiştiren en büyük başarılar, uyumlu bir oluşum içinde olup ortak bir hedef doğrultusunda çalışarak ve bu şekilde çalışmayı sağlayacak zeminin oluşturulmasıyla paralel olarak seyretmektedir.

Unutmamalıdır ki, bir toplumda gelişimin sağlanabilmesi için o toplumda teşkilâtlanma ve görevdaşlık (sinerji) ruhunun canlanması ve bu iki kavramın birbirini tamamlayan çok hayati iki erdem olarak algılanarak öncelik kazanması lazımdır. Çünkü, bir hedefin gerçekleşmesi veya bir görevin yerine getirilmesi için birkaç organın (çalışma örgütü) birlikte ve bir düzen içinde çalışması gerekmektedir.

Eğer bir ülkede, birlik ve beraberlik içinde büyük işler başarabilmek için gerekli yapılanmalar için adımlar atılamıyorsa, o zaman aydın bir geleceğin yaratılmasında bize manevi güç verecek, fırtınalarda ayakta kalmamızı sağlayacak olan umut ışığı da azalıyor demektir. Ümitsizliğin bir karabasan gibi çöktüğü topraklarda ise bilimin ve her türlü iktisadi ve kültürel yapılanmanın her gün biraz daha söndüğüne şahit olmaktayız. Buna ortadoğu en büyük misaldir. İkinci misal de yaşadığımız Yunanistan topraklarıdır.

Bir ülke vatandaşlarının çocukluk çağını yaşadığı, karakterlerini şekillendirmiş olan, acı ve tatlı tüm anılarını saklayan bir coğrafyadan ve kendi özünden koparak göç etmesi hayra alamet değildir. Çünkü yıllar içinde göçmenlerin kültürlerinin zayıfladığı ve kimliklerinin eridiği bilinmektedir.

Kendi toprağını terk edecek duruma gelmenin sebebi ise insanların anlaşabileceği, görüş alışverişinde bulunacağı, yeni tasarılar (projeler) geliştirerek üzerinde yepyeni bir gelecek inşa edeceği ortak bir uzlaşı zemininin ortadan kaldırılmış olmasıdır. Çünkü, eğer bir yerde uzlaşı zemini yok ise orada yenilik ve dirilik adına yaşanacak düşünsel ve nesnel genişleme de yok demektir.

Peki bu durumda ne yapılması gerekiyor? diye sorulduğunda verilecek cevap bence çok basittir.

Her zamankinden daha fazla birlik ve beraberlik içinde olmalıyız. Bu unutmamamız gereken ilkelerden ilki ve en önemlisidir.

Her meslek gurubu kendi oluşumunu kurarak kendi direnç mekanizmasını ve kendi gücünü artırmalıdır. Azınlığımız, üreticilerimizi destekleyen yeni oluşumların ortaya çıkmasını teşvik etmelidir.

İşte birkaç gün önce tam da böyle bir kuruluşun yasal çerçeveler kapsamında oluştuğunu haber aldık. Bildiğiniz gibi 9 Ocak 2016 tarihinde BTAYTD Tarım Kolu tarafından Gümülcine Türk Gençler Birliğinde bir tanıtım toplantısı düzenlendi, ve o toplantıda, azınlığımızın tarım sektöründe daha iyi bir yere gelebilmesi için bir "Tarım-Hayvancılık Araştırma Enstitüsü"nün kurulduğu açıklandı. Bu çok umut verici bir gelişme oldu. Atılması gereken bir adımdı ve atıldı. 13 kurucu ziraat mühendisi ve veteriner hekimin önderliğinde kurulmuş olan ve çok yakın bir zamanda ilk seminer sunumlarıyla faaliyetlerine başlayacak olan değerli bir oluşum.

Nihayet onyıllardır kulaktan dolma bilgiler, doğru bilinen yanlışlar tespit edilecek ve yerini bilimsel olarak tasdik edilmiş yöntemler alacaktır. Üstelik son günlerde yaşanan gelişmeler sadece bununla da sınırlı kalmadı. Hatırlarsanız, 2 Aralık 2015 tarihinde Sirkeli köyü belediye meclis salonunda düzenlenen toplantıda, hayvan üreticilerinin geleceğine yön verecek bir kooperatifin kurulacağı da açıklanmıştı.

Artık temellerini yürekli ve istekli insanlarımızın attığı, Ahmet-Mehmet agayı bilgilendirmeye çalışacak, onun sorunlarıyla ilgilenecek ve hiçbir kar amacı gütmeden gönüllüce çözüm önerileri üretmek için çalışacak iki kuruluşumuz daha var.

İşte bir yıl önce "gerçekleşeceği yok ama ben gene de yazayım" dediğim ideal tarım sektörü yapılanmaları bugün gerçek oldu.

Demek ki isteyince doğru hamleler atılabiliyormuş. Daha güçlü bir sektöre getiren yol bulunabiliyormuş. Çünkü, başarıya giden yol her ülkede birdir ve bellidir. Bu yaşanan iki kuruluş hamlesi de başarıya gidilen yolda atılan ilk adımlardır diyorum.

Yeni kuruluşlarımızda üyelerin anlaşabileceği, görüş alışverişinde bulunacağı, yeni tasarılar (projeler) geliştirerek üzerinde yepyeni bir gelecek inşa edeceği ortak bir uzlaşı zemininin yaratılmasını diliyor ve hepimiz için hayırlı olsun diyorum.

Gelişmiş ülkeler bu şekilde güçlü bir tarım ülkesi olmayı başarabilmişlerse biz neden başarmayalım?

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr