Yangroup logo Yangroup logo
Hisarturizm Hisarturizm

İslâm'ın Kayıp Medeniyeti Macaristan

Günümüzde en katı Müslüman düşmanı sayılan Macaristan bir zamanlar İslam diyarıydı. Macaristan'da İslam’la ilgili en eski izler Avarlar dönemine rastlamaktadır.

Köşe Yazıları 21 Kasım 2015
İslâm'ın Kayıp Medeniyeti Macaristan

Günümüzde en katı Müslüman düşmanı sayılan Macaristan bir zamanlar İslam diyarıydı. Macaristan'da İslam’la ilgili en eski izler Avarlar dönemine rastlamaktadır. Macarlar İslâmiyet’i Endülüslü Arap tüccar, âlim ve seyyahlardan öğrenmişlerdir. Macar krallığı sınırları içerisindeki yaşayan Müslümanlar Mağribîler ve Harizmîler diye ikiye ayrılmaktadır. Bilahare Macaristan Müslümanları İsmaelita (Hz. İsmail'in soyundan gelenler) olarak adlandırılmışlardır.

"Her koyun kendi bacağından asılır" sözü yanlıştır. Dinimizde "neme lazım" demek yok. "Bana lazım" demek vardır. Macaristan vaktiyle Müslümandı. Fakat bir gün geldi, orada yalnız zahiri ulema kaldı. Zahiri ulema, maneviyattan mahrum olduğu için dengeyi tartamadı. Bu din maneviyatsız muhafaza edilemez. Maneviyatsız ilim zehre munkalip olur. Maneviyat kalmayınca ilim de kendilerini kurtaramadı ve Hristiyanlaştılar.

Macarların tarih bilgisi ise tamamen farklıydı ve doğru temellere dayanmıyordu. Avrupa merkezliydi ve İslam’ı kendi yorumlarına göre değerlendirip kısa ve yanlış yazıyorlardı. Macarların Karpat bölgesine gelmeden önce de İslamiyet'i bildiklerinden kimsenin haberi yoktu. İnsanlar İncil'deki bilgilere göre İslamiyet'i ve getirdiklerini anlamaya çalışıyorlardı. Macarların İslamiyet'le ilk tanışması, Müslüman tüccarların bölgeye gelmesiyle başlamıştır. Hazar İmparatorluğu’nda Macarlar topluluklar halinde İslamiyet’i kabul etmeye başlamış ve Macar tarihindeki ilk İslam hareketini başlatmıştır. Bölgedeki Türklerle aynı dine ve kültüre sahip olmalarından dolayı güçlü bir ittifak oluşturmuşlardır. Karpat bölgesinde yaşayan Macarlar, Türklerle ve Müslüman Kabarlarla birleşerek Yahudi hükümete karşı ihtilal yapmıştır. Yahudiler pek çok Müslüman Kabarları katletmiş ve 7 kabile kalan Macarlar ile 3 kabile kalan Müslüman Kabarlar göç etmiştir.

Macaristan Devleti'nin kurulma faaliyetleri 670 yıllarında başlamıştır ve 1. Macar kralı İştvan'dır. Devletin oluşum aşaması ise 895-896 yıllarıdır ve devlet kurulduktan sonra Müslüman halk bölgeden ayrılmış, bir grup Karpat Havzasına gitmiştir. Müslüman kabileler eski Pannonia bölgesinde yaşamaktadır ve bölgenin kuzeyinde yoğunlaşmışlardır. Ayrıca 1093 yıllarına ait dokümanlara göre Hazarlar 1000'li yıllarında orada yaşamaktadır ve bölgede Kovar, Kozar gibi 20 Müslüman köyü bulunmaktadır. Pannonia bölgesinde Müslümanların eğitim, din, kültür sosyal hayat, ekonomi ve yönetim durumları çok iyidir ve bu vaziyetin iyi olması hali başka bölgelerdeki Müslüman kabileler tarafından duyulunca bölge cazibe merkezi haline gelmiş ve çeşitli Müslüman kabileler bölgeye göç etmiştir; Hatta bölgeyi tercih edenler arasında iki Bulgar kabile de vardır. Öyle ki dönemin diplomatı Ahmet ibn Fadlan Bulgarların Müslüman olması hakkında önceleri Pannonia'da iki kasabada yaşadıkları doğrultusunda bilgi vermekte ve Bulgarların Macaristan bölgesini tercih ederken hoşgörü ortamından etkilendiklerini belirtmektedir. Müslümanlar Pannonia bölgesinde 550 köy ve kasabada yaşayacak kadar yoğun bir nüfusa sahiptir.

Ayrıca Anadolu'daki eski Müslüman Türkler 970 yılında Balkanlardaki Vardar bölgesinde yaşamaktadır ve yaşam şartlarının zor olmasından dolayı Macaristan' a göçmüştür. Vardar bölgesindeki Türk Müslümanlar 1150 yıllarında yoğun olarak Bizans'la savaşmış ve yeni toprakların fethiyle Macaristan' dan ayrılmışlardır. Hükümdar Arpad zamanında Macaristan'da Peçenek, Türk-Bulgar, Arap, Hazar ve başka pek çok millet huzur içerisinde bir arada yaşamaktadır ve İslam kültürü, toplumsal hayatta etkilidir. Dini inançlar serbesttir ve ibadet özgürlüğü vardır. Müslümanlar ve Macarlar bir arada yaşamakta ve dostane ilişkilerle huzur ve barış içerisinde yaşamaktadır. Macarlar İslamiyet’e sempatiyle yaklaşmaktadır ve çok ılımlıdır. Müslüman askerler orduda görev yapmakta ve önemli yerlere getirilmektedir.

O dönemde Avrupa'da, Macaristan ve Endülüs olmak üzere sadece iki Müslüman bölge bulunmaktadır. Müslümanlar ve Macarlar bu dönemde Batı Avrupa'yla iyi ilişkileri geliştirememiştir; bunda dönemin Katolik Avrupa’sının savaş taraftarı tutumunun etkisi büyüktür. Ayrıca Katolik Avrupa’nın bu tutumu İslam karşıtlığını hazırlamış ve Müslümanlara karşı düşmanca bir tavır takınmıştır. 955-956 yıllarına ait yazılı kaynaklara göre Macaristan'da krallıktan önce de Müslümanlar yaşamaktadır. Halkın ticarette Müslüman parası dirhem kullanması, krallığın kurulmasıyla bir yüzünde kralın resim kabartması, diğer yüzündeyse Arapça harflerle Fatiha Suresi'nden bir ayet ya da Allah lafzının olması bunu ispatlamaktadır. Macarlar 955-956'lı yıllarda ve bunu takip eden yüzyıllarda Arap harflerini ve kelimelerini bilmektedir; fakat daha sonra uygulanan İslam’a karşı politika ile bu unutturulmuştur. Kral Kalman'ın zamanında 1111 yılında Müslümanlar tüm iş kollarında rahatlıkla çalışmaktadır; ekonomik ve sosyal konumları çok iyidir. Ticarette kendi paralarını kullanmaktadırlar. Askerde görev yapan Müslümanlar iyi savaşçı oldukları için saygı görmekte ve tercih edilmektedir. Çek savaşında üstün başarılar göstermiş ve 1022 yılındaki savaşta da bu başarısını yinelemiştir.

13. yüzyıldan itibaren bu uygulama kalkmaya başlayıp, Kral 1.Laslo ve oğlu Kalman tarafından Müslüman karşıtı kanunlar hazırlanmıştır. Papazların düşmanca tavırları İslam karşıtı ideolojiyi körüklemiş ve Müslümanlara baskı dönemini başlatımıştır. Ortadoğu’da başlayan Haçlı Savaşları’yla en büyük İslam karşıtı kanun hazırlanmış ve İslamiyet yasaklanarak namaz, oruç, zekât gibi ibadetler suç sayılıp, bunları ihbar edenler yönetim tarafından mükâfatlandırılmışlardır. 11. yüzyıl sonunda yasalar onları “domuz testi” denilen bir imtihana zorluyordu. Domuz eti yemeyi reddettiklerinde idam ediliyorlardı. Müslümanların inançlarını gizlemelerinin sebebi bu yasal terördü. Sonuçta İslam’ın gereklerini yerine getiremez olmuşlardı. Müslümanlara asimilasyon politikası uygulanarak Müslümanların dindaşlarıyla evlenmesi yasaklanmıştır.1222 yılında Papa’nın hazırladığı Altın Mühürle (belki Arany Bulla) Müslümanlar için istibdat dönemi başlayıp, ibadetin yani sıra ev, işyeri ve hayat hakkı yasaklanmıştır.

1220'de Müslüman coğrafyacı Yakut Er-Rumi Suriye Halep'e öğrenim görmek için gitmiş, orada Macar öğrencilerden 30 köyde Hanefi mezhebinin yaşadığını öğrenmiştir. Macaristan'da İslam hayatı olduğuna dair Ebu Hamit El-Gırnati 3 sene Macaristan'da yaşayıp, Macaristan'daki Müslümanların durumuna dair 2 kitap hazırlamıştır. 1080' de Endülüs Gırnata'da doğan yazar, Mısır, Suriye, Arabistan, Harezmî, Bulgaristan, Kiev ve Macaristan’ı gezmiş ve Arapça dersler vererek İslam öğrenimine katkıda bulunmuştur. Tespitlerini, kıvançla “Bugün itibariyle böyle bir ülkede 10 binden fazla yerde Cuma namazı kılınıyor olması muazzam bir olaydır.” diye tescil eder. Başlayan Haçlı Seferleri'ne karşı iyi savaşan Müslüman asker bulmak için kralın emriyle bölgeden ayrılmıştır.

Papa 3. Honorius (1216- 1227) Macaristan'daki Müslümanlardan ağır iskân parası istemiş, krala hazırladığı mektupla Müslümanlarla Hristiyanların bir arada yaşamasının çok yanlış ve kötü olduğunu, buna karşı önlem alınması gerektiğini belirtmiştir. Müslüman karşıtı politika o kadar yoğun ve hızlıdır ki kral 2.Laslo Müslümanlara karşı daha yumuşak ve adil davrandığı için piskopos tarafından kesin uyarı alıp, yerine getirmeyince öldürülmüştür. Kral 4.Bela zamanında 15.000 Müslüman zorla din değiştirerek vaftiz olmuştur; din değiştiren yeni Katoliklerden alınan vergi devlet için değil kilise içindir. 1227'de piskoposluk yeni inşa ettiği pek çok kiliseye din değiştirmiş yeni Katolikleri yerleştirmiştir.1241'de Tatar savaşının başlamasıyla 210 köyde yaşayan 40.000- 50.000 arasındaki Müslüman nüfusun büyük çoğunluğu savaşarak şehit olmuş, geride kalanlarsa kötü yönetim yüzünden başka bölgelere göç etmek zorunda kalmıştır. Azalan nüfusu ve yok olmaya yüz tutan orduyu canlandırmak için kral 4. Bela 1260'da Müslümanları tekrar ülkeye çağırmış, buna rağmen 1263'den itibaren papa 4. Urban İslam karşıtı mektuplar göndermiş ve Müslümanlar engizisyon mahkemelerinde yargılanmıştır.

1279'da Müslümanlar gruplar halinde(şimdiki) Budapeşte’den ayrılarak, Doğu ülkelerine ve Altın Ordu devletine göç etmiştir. Göç hareketlerine katılmayanlar ise ya öldürülmüş ya da Katolik olmuştur. Müslüman kitle yok denecek kadar azalmıştır ve nüfusun azalmasından kral zor zamanlar geçirmektedir. Göç hareketlerinin, engizisyon mahkemelerinin ve din değiştirmelerin etkisiyle Macaristan topraklarında İslamiyet tamamen silinip, Müslümanların inşa ettiği camilerse yakılarak yok edilmiştir. Müslümanlar Macaristan'a ilk geldiklerinde 14 Müslüman köy adı vardır; bu rakam zaman ilerledikçe 26'ya ulaşıp, Peçeneklerin gelmesiyle 88'i bulmuştur. Tarihçi GyörffyGyörgy, 190 Müslüman-Türk köy adı olduğunu belgelerle söylemektedir. Tüm bunlara rağmen 15.yüzyýlda İslam dini Macaristan'dan tamamen silinmiştir.

Kral 2. Layoş zamanında 1526 tarihinde Mohaç Meydan muharebesiyle Macaristan toprakları Osmanlı’ya dâhil olmuştur. Müslümanlar arasında birlik olmaması, feodalizmle gücün papazlarda olması ve kral otoritesinin boşluğu, halk arasında güçlü bir örgüt olmaması, çiftçilerin ekonomik sebeplerden 2 kere ayaklanması gibi etkenler Macaristan’ın Osmanlı topraklarına katılmasını kolaylaştırmıştır. Osmanlılar döneminde Macaristan’a 50.000 civarında Müslüman iskân edilmiştir., Evliya Çelebi'ye göre Budin de , 25 cami, 47 mescit, 12 medrese, 16 mektep, 10 tekke/türbe, 2 hamam, 9 han, 8 ılıca, 75 sebil, 3500 ev, 1 çeşme, 1 baruthane, 1 saat kulesi, 1 bedesten inşa ettikleri 24 mahalleli ve bizzat Evliya Çelebi'nin ifadesiyle “Macar’ı az bir Türk şehri” idi. Osmanlı mülkünde İstanbul, Bursa ve Edirne'den sonra en sevilen şehir burasıydı. Çok sevildiği, için “Nazlı Budin” denirdi. Macaristan’ın Osmanlı hâkimiyetine geçmesiyle imar ve faaliyetleri hızlanmıştır. Ticari hayatın canlanmasıyla ekonomi gelişme göstermiş, 16 cami, 45 değirmen, 2000 dükkân gibi inşa faaliyetleri hızlanmıştır. Hristiyan dünyasının zor şartlarına karşılık İslam’daki hoşgörü ve refah insanları Müslüman olmaya itmiş ve Müslüman nüfus artarak halk daha örgütlü davranmıştır.

Defterdar İbrahim Peçevi Tarih-i Peçevi isimli eserinde 1520-1640 yıllarını anlatırken Macaristan'da kültürel gelişme olduğunu kaleme almıştır. Osmanlılar zamanında Macaristan’da Dünya tarihinde ilk deri fabrikası kurulup, yemek kültürü gelişerek Macar mutfağı baharat, kahve gibi ürünlerle tanışmıştır. Halı kullanılmaya başlanmış, el sanatları gelişerek İznik çiniciliği, bakırcılık gibi sanatlar öğrenilmiş ve Macarlar gündelik hayatta başörtüsü, cep, çizme kullanmaya başlamışlardır.

Macaristan'da Osmanlı hâkimiyeti 1686'da sona ermiştir. Macaristan'da Avusturya-Macaristan İmparatorluğu kurulup, Habsburg Hanedanı Müslüman karşıtı yeni bir yönetim oluşturarak bu yönde kanunlar hazırlanmıştır. Mesela 1686-1688 yılları arasında Müslümanlar din değiştirmekle ölmek arasında seçim yapmak zorunda kalmışlardır. Müslüman kimliği unutturulmak için Bayraktar, Darin, Deli, Hoppa, Kasap, Çiçek, Kasım gibi isim ve soy isimler kaldırılıp, yerine Hristiyanlara uygun isimler verilmiştir. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu uyguladığı yeni rejimle toplumsal düzeni altüst etmiş, camiler kiliseye çevrilmiş, Müslüman mezar taşları Katolik papazlar tarafından toplanıp Hristiyan din adamlarının ev yapımında kullanılmıştır. İki yüzyıl öncesine ait Müslümanların eserleri yıktırılıp, tüm geçmiş silinerek unutturulmak istenmiştir.

1831'de ilk Kur'an-ı Kerim çevirisi yapılmıştır. 1895'te hazırlanan yeni kanunla İslam dini serbest bırakılmıştır. 1930'da Gül Baba türbesi önünde Müslüman cemaat Gül Baba soy ismini almaya başlamıştır. 1930'da Avrupa'daki ilk İslam konferansı düzenlenmiştir. 1950'de Müslümanların cemaatle gizli namaz kılındığını Mehmet Resuloviç'in oğlu Andrap (belki András) görmüştür. Müslümanlar rahat nefes alabilmiş, ilk Müslüman cemaat 1988'de Budapeşte’de açıkça namaz kılmıştır. 2000-2003 yıllarında Müslüman cemaat cami olmamasından dolayı yeni bir binayı mescide çevirmiştir. Mişkolc'da eski bir bina restore ederek en büyük cami yapılmıştır. 2000-2005 yılları arasında Mişkolc, Peç, Seged şehirlerinde birer tane, Budapeşte’de toplam 7 mescid mevcut olarak bulunmaktadır.

Hisarturizm
Benzer Haberler
Millet gazetesi logo
© 2023 Millet
KÜNYE
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr