Samimiysen teröristin değil, önce vatandaşının hakkına sahip çıkacaksın
Yunanistan geleneksel Türkiye ve Türk Azınlık politikası uygulamaya devam ediyor. Özellikle son dönemdeki gelişmelerle bunun tam hız ve hırsla uygulandığına şah
Yunanistan geleneksel Türkiye ve Türk Azınlık politikası uygulamaya devam ediyor. Özellikle son dönemdeki gelişmelerle bunun tam hız ve hırsla uygulandığına şahit oluyoruz. Öyle gelişmeler yaşanıyor ki, insanlara “pes!” dedirtiyor.
Batı Trakya Türk Azınlığı olarak bizler bu duruma pek şaşırmıyoruz. Doğduğumuz günden beri bu memlekette zaten bu politikanın şahidi olarak yaşıyoruz. Bir taraftan AB vatandaşlığı bizlere bir nimet gibi yutturulmaya çalışılırken, diğer taraftan hem bu nimetten gerçek anlamda yararlanamadık, hem de Azınlık Hakları’mız elimizden alınmaya devam etti.
Canımıza okurken bile farklı oyunlarla dünyaya kendisini Azınlık Hakları konusunda örnek göstermeye mahir politikacıları yetiştiren ve kahramanlaştıran bir devlet “mekanizması”nın idaresinden bahsediyorum. Bu, iktidara kim gelirse gelsin, ancak kendi çizdiği “devlet politikalarını” uygulatan/dayatan bir “mekanizma”dır.
Küresel derin güçlerin güdümünde Yunanistan’ı mevcut hale getirerek belaya bulaştıran, komşularıyla düşman eden bu “mekanizma” prangalarından kurtulmadıkça, Ege ve Balkanlar’da barış değil sürekli kriz ve savaş rüzgarları esmeye devam edecektir.
Bu mekanizma’nın nasıl çalıştığını geçtiğimiz günlerde gördük. Yargı, FETÖ’cü teröristleri Türkiye’ye teslim etme kararı verince, mekanizma hemen devreye girdi ve kararı değiştirtti. Türkiye’ye bir an önce teslim edeceğine dair söz veren Yunanistan darbecilere sahip çıkınca da yeni bir kriz doğdu. Şimdi küresel güçlerin istediği gibi Türkiye ile Yunanistan arasında gerginlik oluştu ve soğuk rüzgarlar esmeye başladı. Olan da asıl masum halklara oluyor.
Geçtiğimiz günlerde Yunanistan’da sanatçı, siyasetçi, asker ve hukuçulardan oluşan bir grup sözde aydının ülkeye sığınan 8 FETÖ üyesi darbeci için Atina meydanlarındaki dayanışma eylemine şahit olduk. Bu sözde aydınlar, gösterilerde darbeci teröristlerin Türkiye’ye iade edilmemesi için hükümete ve Yunan yargısına sert uyarılarda bulundular. Yetmedi, ünlü müzisyen Mikis Theodorakis, Türkiye’ye teslim edilmemeleri için imza kampanyası bile başlattı. Aydın geçinen bu karanlık adamlar, FETÖ’cü teröristlerin can güvenliklerinin garantisi olmadığı gerekçesiyle “diktatör Erdoğan’ın” Türkiye’sine teslim edilmemeleri gerektiği naraları attılar.
8 teröristin bile hakkını koruyacak kadar hassas bir adalet duygusuna ve vicdana sahip bu “aydınlar” aslında takdir edilmelidir, diyor bazıları, ama kazın ayağı hiç de öyle değil. İşin içinde iş var. Acıtasyon yaparak kimseyi kandıramazlar.
Evet, katil de olsa her suçlu ve zanlının da hakları vardır ve bunlara riayet edilmelidir. Yunan yargısı eğer bağımsız ise bu “aydınlar” neden karar aşamasındaki yargıya müdahale ediyor? Bunun neresi adil? Bu da ayıca bir hukuksuzluk ve adaletsizlik değil mi? Yunan yargısına açıkça ve alenen mudahale etmeye ve bağımsız yargıyı maksatlları doğrultusunda yönlendirmeye çalışan bu “aydınların” gerçek niyeti hukukun üstünlüğü mü, yoksa “ezeli düşman” Türkiye’ye zarar vermek mi?
Ayrıca, madem ki bu aydınlar bu kadar vicdanlı ve hukuk yanlısıdır, neden Yunanistan’a sığınan savaş mağduru binlerce Suriyeliye sahip çıkmıyor? Neden Yunanistan’ın onları Türkiye’ye iade etmesine susuyor? Onlar için hiç vicdanları sızlamıyor mu? “Diktatör” Erdoğan onlara işkence eder, öldürür diye endişe etmiyorlar mı? “Hükümet bu mazlumları iade etmesin, biz sahip çıkalım, onlar bizim kardeşlerimiz” diyerek sokağa neden inmiyorlar? İnsanların hakkını savunmaksa maksat, o zaman ayırım yapmamaları gerekmez mi? İşlerine geleni değil, herkesin hukukunu savunmaları gerekmez mi?
Göstermelik bile olsa insanların hukukuna sahip çıkma konusunda eşit davransalardı, en azından inandırıcı olurlardı! Ama bu şekilde yaparak kimseyi inandıramazlar. Bu bir yana, geçmişte PKK ve DHKPC gibi teröristlere ve Karaciç, Mladiç, Miloseviç gibi Bosna katillerine sahip çıkılmasını nereye koyacaksınız? Bunun hangi hukukla izahı mümkün?
Bu memlekette idareciler düşmanca politika gütmek yerine dostane bir politika izlemeyi tercih etselerdi, bugün durum çok farklı olabilirdi. Bu nasıl bir hukuk anlayışıdır ki, düşman bellediği ülkenin terör işleyen suçlunun hukukuna sahip çıkıyor, ama kendi vatandaşının hukukuna sahip çıkmıyor. Azınlık Hakları nerde? Atina’daki Müslümanların hakları nerde? Suriyeli savaş mağdurlarının hakları nerde? Onlara neden sahip çıkılmıyor?
Yunanistan’da PKK ve FETÖ gibi terör örgütlerine sahip çıkıldığı kadar Batı Trakya Türk Azınlığı’na sahip çıkılsaydı, inanın durum çok daha farklı olurdu. Çünkü Yunan demokrasisi teröre sahip çıkmakla değil, vatandaşa sahip çıkmakla yükselebilir ancak.
İstenildiği kadar kamufle edilse de, Yunanistan’ın bu şekilde Türk milletinin canına kasteden teröristlere sahip çıkması, aslında düşmanının düşmanına sahip çıkmasıdır ve apaçık bir düşmanlıktır. Bu, aynı zamanda mazlumlara, dolayısıyla bizlere de düşmanlıktır. Bu şekilde vicdan, adalet ve hukuk anlayışı keyfileşmiş/siyasileşmiş, düşmanlık politikalarına kurban edilmişitir. Olay ne yazık tam olarak bundan ibaret.
Son söz: Dünyada demokrasinin mucitleri ve havarileri olduğunu söyleyenler samimi olsalardı, teröristlere değil, mazlumlara sahip çıkarlardı, terör ve savaşlar da olmazdı.