“Mekanizma”nın borusunu öttürmek

Son günlerde yine Yunan basınında ve uluslararası platformlarda Batı Trakya Türk Azınlığı’na yönelik karalama kampanyası başlatıldığını görüyoruz. Derin devlet

Köşe Yazıları 12 Ekim 2016
“Mekanizma”nın borusunu öttürmek

Son günlerde yine Yunan basınında ve uluslararası platformlarda Batı Trakya Türk Azınlığı’na yönelik karalama kampanyası başlatıldığını görüyoruz. Derin devlet mekanizmasının Batı Trakya Türk Azınlığı’na yönelik güttüğü politikanın borusunu öttüren "borucular" yine görev başında...

Türk Azınlık kimliğine saldırmakla görevlendirilen ve sayıları bir elin parmaklarını geçmeyenlerin artık kim olduğu herkes tarafından iyi biliniyor. Bu yüzden orada burada zıvaladıklarının da Azınlık toplumu üzerinde bir etkisi olmuyor. Sadece mide bulandırıyor. Bunların zırvaları sadece suları bulandırmak, Batı Trakya’daki barış ortamını germek, Azınlığı birbirine düşürmek ve mümkünse uluslararası dikkati uydurdukları yalanlara çekmek için olabilir.

Ne demişler?  Ya tutarsa... Tutmazsa da, acındırma politikasıyla hedef şaşırtmak gibi manipülatif stratejiler manzumesi...  

Neymiş efendim? Pomaklar, Türkiye tarafından desteklenen ırkçı Türkler tarafından baskı görüyor”muş. Ama hangi Pomaklar? Tabii ki “ataları antik Yunan olan Pomaklar... Öyle diyorlar bu kendini bilmez borucular. Sorsanız, çoğu hayatlarında bir kitap değil, bir gazete veya dergi bile okumamış olan bu sayısı belli “borucular”, Batı Trakya’daki bütün Azınlık adına sözcülük yaptıklarını iddia ediyorlar. Veya öyle söylemeleri telkin ediliyor. Çünkü bakıldığında bunlara “rehberlik” yapan ve Pomak olmayan gayrımüslim bir “görevli” hep vardır. Bunlar, genelde tarihçi, araştırmacı, öğretmen kimliği altında sözde “Yunan Pomakları”nı yönlendirirler. Zaten bunları ele veren nokta da bu. Bunların “hareketi” halktan gelen doğal bir hareket olsa inandırıcı olabilirdi, ama besbelli ki bir “üst akıl” ve “mekanizma” tarafından yönlendirilen zorlama bir harekettir. Açıkça devletin resmi söylemini tekrarlıyorlar.

Hani derler ya, samimi ol canımı ye, işte o mesele. Samimi ve doğal olsalar kimsenin bir şey diyeceği olmaz. Hatta sahip çıkan çok olur. Ama işin altında bit yeniği olunca işler farklılaşıyor tabii olarak.

Yani görünen o ki, bunların “Pomak kimliği”ne sahip çıkmak gibi bir derdi yok. Buradaki asıl gaye Pomak mücadelesi adı altında özbeöz Türk olan Müslüman Pomakları önce Türklükten sonra da İslam’dan kopararak asimile etmeyi hedefleyenlere hizmet etmek. Bunu, kullandıkları cümlelerdeki satır aralarında görmek mümkündür. Biz Pomak’ız diyorlar, ama ardından cümleyi Yunan Pomakları diyerek bitiyorlar. Pomaklıktan çok, Yunan milliyetçiliği yapıyorlar. “Irkçı Türkler bize baskı yapıyor, Türkleştiriyor” demenin altında da bu yatıyor. Neticede, ırkçılıktan yakınanlar, Yunan ırkçılarına rahmet okutacak söylemlerde bulunuyorlar.

“Biz Pomak’ız, Türkçe ve Yunanca okutulan Azınlık Okulları istemiyoruz, onun yerine sadece Yunanca eğitim veren devlet okulu istiyoruz” diyorlar bu fanatik Yunan milliyetçilerinin borazanları. Peki, doğru olan, bunların “Pomakça” ve Yunanca ders veren Azınlık okulları talep etmesi değil mi? Bu işte bir garipliğin olduğu buradan anlaşılıyor. Pomak kimliği için mücadele edeceklerine, kudurmuş fanatik Yunan milliyetçileri gibi Türk Azınlığına ve Türkiye’ye saldırıyorlar.

Madem ki insan hakları ve sözde Pomak hakları için mücadele ediyorlar, neden kendilerini Türk olarak tanımlayan ve Türkçe-Yunanca Azınlık okulları için çabalayan Azınlık mensuplarına saygı göstermiyorlar? Neden onları yokmuş gibi davranıyorlar? Neden onlarla dayanışma içerisinde olmuyorlar? Onlar insan değil mi? Bunların, azınlık ve insan hakları mücadelesinden anladığı bu mu? Pomak dernekleri kurmalarına izin veren Yunan devletinin, Türk ve Makedon isimli derneklerin yasaklanmasına neden gıkları çıkmıyor? Gagavuzlara, Arnavutlara ve Makedonlara ana dillerinde eğitim görmeleri için okul ve dernek açma hakkını savunuyorlar mı? Devletin bunlara izin vermemesine neden susuyorlar? Susmayı bırakın saldırıyorlar. İşte bu sorulara verilecek cevapları olamaz, çünkü bence bunların böyle iradeleri yok ve yapacakları hakkında bir “üst akıl” karar veriyor.

Türkiye’nin, Azınlık içindeki ajanları vasıtasıyla “Yunan Pomaklara” baskı yaptığını iddia ediyorlar. Peki, Yunanistan kendilerine bugüne kadar hangi hakkı vermiş? Kaç tane Pomak Azınlık Okulu açabilmişler? Kendilerini ne zaman adamdan saymışlar?

Allah aşkına bunlar kimi kandırmaya çalışıyorlar? Bunlar hangi dine inanıyorlar? Müslüman olarak bile haklarının verilmediğini, ülkenin müslümanlara ırkçı bir politika izlediğini herkes görüyor da, bu “Yunan Pomakları” görmedi ve devletin bu konudaki bir kusurunu dahi gündeme getirmedi. Aksine öve öve bitiremedi. Tam bir yalakalık örneği. Atina’da cami ve mezarlık yok. Müslüman göçmenler istenmiyor ve hatta öldürülüyor. Buna en ufak bir tepki yok, kalkmışlar Türkiye ve Türkleri suçluyorlar. Yahu burası Türkiye mi? Yunan devletinde Türkiye ne baskı yapabilir? Atina’da cami ve mezarlık yaptırmayan, müslüman göçmenleri katleden Türkler ve Türkiye mi?

Azınlığı asimile etmek isteyen mekanizma tarafından gönderildikleri uluslararası platformlarda ellerine verilmiş hazır metinlerden Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığının lanetini üzerlerine çekecek asılsız iddialarla uluslararası kamuoyunu kandırmaya çalışıyorlar. Çamur at izi kalsın misali her yıl belli dönemlerde aynı hikayenin teranesini okuyorlar.

Bence onlar önce ne olduklarına ve hangi kimliği savunacaklarına karar versinler, ondan sonra çıkıp konuşsunlar. Pomak kimliğinin mi, yoksa Yunan kimliğinin propagandasını mı yapacaklar? Çünkü Yunan ırkçılığı altında Pomak kimliği mücadelesi olmaz... Pomaklar Yunandır” diyorlarsa, ki öyle dedikleri anlaşılıyor, o zaman kime çalıştıkları belli ve Azınlık toplumunun genleriyle uyuşmayan bu tür aykırı söylemler ters teper.

Azınlık insanı onlara sorar: Siz Pomak kimliği mücadelesi veriyorsanız eğer, o zaman Yunan ırkçıları ile ne işiniz var? İnsan ve Azınlık Hakları mücadelesinde olanların aşırı sağcı parti ANEL, LAOS ve Neonazi Altın Şafak Partisi ile nasıl bir bağınız var? Bu partiler, kendilerinden başka kimliklere ülke içinde destek vermez. Siz onlarla nasıl kol kola girerek orda burda boy gösteriyorsunuz? Bunun izahı nedir? Yoksa siz onların güdümünde misiniz?

Bence, asıl radikal sol parti SİRİZA’nın radikal sağ partilerle ne işi var, sorusunun cevabı hepsine yeter. Özellikle de Batı Trakya Türk Azınlığı’na yönelik uygulanan devlet politikasını anlamaya yeter ve artar. Bunlar bir araya gelip hükümet olduysa, yukarıdakiler neden gelmesin. İşin ilginci ise Azınlık konularında SİRİZA’nın Altın Şafak ile aynı çizgide buluşmasıdır. Bu böyle olunca,”Yunan Pomaklık Projesi”nin mütabakatla uygulanan “milli proje” olduğu da kolayca anlaşılıyor.

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr