Organik hayvancılığın süt, et ve yumurta kalitesi üzerine etkisi

Değerli okurlar, bu hafta sizlere organik hayvancılığın yapılma sebeplerini ve nihayetinde üretilen ürünlerin kalitesinde konvansiyonele kıyasla ortaya çıkan be

Organik hayvancılığın süt, et ve yumurta kalitesi üzerine etkisi

Değerli okurlar, bu hafta sizlere organik hayvancılığın yapılma sebeplerini ve nihayetinde üretilen ürünlerin kalitesinde konvansiyonele kıyasla ortaya çıkan besin değerleri farkına ışık tutacak bir yazı derlemeyi düşündüm.

Öncelikle organik hayvancılığa geçiş nedenlerini bir kaç maddede özetlememin faydası var. Organik hayvancık, sürdürülebilir hayvancılığın geliştirilmesi, hayvan refahına yönelik standartların geliştirilmesi, çevre dostu üretim tekniklerini kullanarak üretim sırasında çevreye olan etkilerin en alt düzeye indirilmesi ve organik hayvansal ürünlere yapılacak yüksek ödemeler sayesinde üreticilerin gelir düzeylerinin artırılmasında öneme sahiptir.

Birçok ülkede günümüz tarım tekniklerinin kontrolsüzce yürütüldüğü, konvansiyonel tarım adı verilen, birim alandan en yüksek düzeyde verim almayı odak noktası halide getirmiş bir anlayış mevcuttur. Bu durumun haklı olarak rahatsız ettiği bir gurup insanın hem hayvanlara, hem doğaya, hem de insanlara daha duyarlı yaklaşan bir tarım anlayışı geliştirmesiyle organik tarım ortaya çıkmıştır. Son yıllarda ekosistemimize daha hassas bir yaklaşım içinde olan organik tarımın önemine vurgu yapan birçok yazı paylaşılıyor. Çünkü konvansiyonel tarımla birlikte biyoçeşitliliğin büyük darbe aldığını ve konvansiyonel tarımın sürdürülebilirliğinin her geçen gün daha fazla sorgulandığını biliyoruz. Fakat organik ürünlerin niçin önemli olduğunu birçoğumuz bilmeyiz. Konvansiyonel tarım ile organik tarımın üretilen ürünler bazında ayrıştırıcı özelliklerini ortaya koyacak bir çalışmanın ilgi çekici olacağı düşüncesinde olduğum için akıllarda yer edeceğini umuyorum.

Yazıma her gün tükettiğimiz sütün kaynağını oluşturan süt sığırcılığı ile başlamak istiyorum. Çünkü süt sığırcılığı organik hayvancılığın en önemli dallarından birini oluşturmaktadır. Yüksek kalitede, sağlıklı, risksiz süt ve süt ürünleri istencindeki tüketicilere yönelik olarak, çevre dostu üretim teknikleriyle, kontrollü ve sertifikalı olarak gerçekleştirilen bir üretim yöntemidir.

Organik ve Konvansiyonel Çiftliklerde Elde Edilen Süt Kalitelerinin Karşılaştırılması

Süt proteinine; ırk, hayvan sağlığı, sağım aralıkları, laktasyon dönemi ve günlük rasyonu oluşturan kaba/kesif yem oranı gibi bir çok faktör etkili olmaktadır. Meta analizinin* yapıldığı güncel bir çalışmada, organik sütlerin daha yüksek protein içeriğine sahip (0.56±0.24) olduğu saptanmıştır (Palupi et al., 2012). Organik işletmelerde kaba, konvansiyonel işletmelerde ise kesif yem ağırlıklı rasyon uygulamaları, insan sağlığı üzerinde bir çok olumlu etkisi bulunan omega-3 ve Konjuge Linoleik asit bakımından farklılıklar oluşturmuştur.

Capuano ve ark. (2012) bir çok çalışmaya atfen yapmış oldukları derlemede, organik sütlerin omega-3 ve Konjuge Linoleik asit bakımından daha zengin olduğunu bildirmişlerdir. Bu farklılık, organik yemlerin oluşturduğu rasyonlarda ağırlıklı olarak kaba ve taze yeşil otların fazlalığına atfedilmiştir. Organik süt sığırcılığı işletmelerinden elde edilen sütün sağlık açısından son derece önemli olan doymamış yağ asitleri bakımından konvansiyonel işletmeden temin edilen sütün doymamış yağ asidi içeriğine göre daha zengin oluşu, insan sağlığı açısından organik tarımın daha olumlu sonuçlar vereceği yönündedir.

Organik ve Konvansiyonel Çiftliklerden Elde Edilen Et Kalitelerinin Karşılaştırılması

Organik sığır besisi, çayır ve mera ağırlıklı bir sistem olduğundan, sığırlara çok fazla hareket serbestliği tanınması sonucu, etin renginin daha koyu olmasına, lezzetin azalması gibi olumsuzluklara neden olmakta, ayrıca otlatma ve geniş hareket serbestliği ette yağın düşük olmasına neden olmaktadır (Vestergaard et al., 2000).

İsveç’de yapılmış olan bir çalışmada, besiye alınan organik sığırlarda yağlanma oldukça düşük olmuştur (Hansson et al., 2000). Yine aynı ülkede yapılmış olan bir başka çalışmada, organik şartlarda besiye tabi tutulan sığırların karkaslarında yağ oranları daha düşük olmuştur (Hamilton et al., 2002).

Sığır eti ile ilgili yapılmış olan bazı çalışmalarda çoklu doymamış yağ asidi ve Konjuge Linoleik asit bakımından organik etlerin daha zengin olduğu bildirilmiştir (Yang et al., 2002; Nielsen et al., 2005; Marino et al., 2005).

İtalya’da yapılmış olan bir çalışmada ise, organik ve konvansiyonel şartlarda besiye alınan sığırlarda M.Longissimus Dorsi kasının kalitesi incelenmiştir (Gallo and Bailon, 2012). Söz konusu çalışmada, organik sürülerde doymuş yağ, çoklu doymamış yağ asidi, Konjuge Linoleik asit, omega-3, omega-6 önemli (P<0.01)* miktarlarda daha yüksek içeriğe sahip olmuştur. Fakat konvansiyonel sürülerden elde edilen karkasların da tekli doymamış yağ asidi bakımından önemli miktarlarda (P<0.01) daha yüksek orana sahip olduğu saptanmıştır.

Organik karkaslarda omega-3 miktarı, konvansiyonel etlere göre % 100 daha fazla olmuştur.

İsveç’de sütçü organik ve konvansiyonel sürülerde yetiştirilen erkek hayvanlardan elde edilen karkaslar incelenmiş, yapılan sınıflandırmaya göre organik sürülerin karkaslarının daha düşük yağ içeriğine sahip olduğu görülmüştür.

Organik Tavuk Etinin Özellikleri

Organik ve free range üretim çeşitleri ile elde edilen tavuk etlerinin daha lezzetli olduğu yönünde genel bir algı bulunmaktadır. Bu algı yapılan pek çok araştırma sonuçları ile de doğrulanmaktadır. Yapılan araştırmalarda genellikle gevreklik, doku yapısı ve sululuk bakımından organik üretimle elde edilen etlerin daha üstün olduğu, daha koyu renkte ve pişirme su kaybının ise düşük olduğu belirtilmektedir. Tavuk eti lezzetindeki farklılık temelde genotip, yaş, besleme ve yetiştirme şeklinden kaynaklanmaktadır. Bu yönde yapılan çalışmalar lezzet yönünden genellikle organik üretimin daha iyi olduğu yönünde olmasına rağmen tüketici tercihleri farklı da olabilmektedir.

Avrupa Birliği mevzuatı ve karkasın pazarlama kurallarına göre organik tavuklarda karkas kalitesi ile göğüs eti miktarının daha düşük, deri ve et renginin ise daha sarımtırak olduğu tespit edilmiştir.

Etin su tutma oranının organik tavukta daha yüksek olduğu ve panelistler tarafından yapılan değerlendirmede organik tavuk etinin biraz daha sert ve lezzetli olduğu sonucuna varıldığı açıklanmış ve kalite farkının çok küçük olarak değerlendirildiği sonucuna varılmıştır.

Organik ve geleneksel üretimle elde edilen etlerin doymuş, doymamış yağ asitleri, omega 3 yağ asidi içeriği, kül ve protein miktarlarının birbirine benzer olduğu, aralarında farklılık gözlenmediği görülmektedir. Dolayısı ile toplam besin katkısı yönünden etler arasında insana sağladığı katkı bakımından önemli bir farklılık oluşmamaktadır.

Organik Yumurtanın Özellikleri

Küçükyılmaz ve ark. tarafından yapılan bir çalışmada beyaz (Lohmann LSL) ve yerli kahverengi (ATAK-S) yumurtacı tavukların organik ve konvansiyonel sistemde yetiştirilmelerinin yumurta verim performansı, yumurta iç ve kabuk kalitesi, yumurtanın kısımları, protein oranı, kolesterol miktarı ile yağ asitleri kompozisyonu üzerine etkileri incelenmiştir. Organik sistemde beyaz yumurtacıların yumurta verimi ve toplam yumurta sayısı düşerken, kahverengi yumurtacıların yükselmiştir.

Beyaz yumurtacıların yaşama gücü kahverengi yumurtacılara kıyasla organik sistemde % 14 düzeyinde daha düşük olup, ölümler kanibalizmden kaynaklanmıştır.

Yumurta protein oranı üzerinde yetiştirme sisteminin etkisi önemsiz (P>0,05), genotip etkisi önemli (P<0,05) bulunmuştur. Kahverengi yumurtaların protein oranı beyaz yumurtalara göre daha yüksetir. Yumurta sarısı kolesterol konsantrasyonu üzerinde yetiştirme sistemi ve genotipin herhangi bir etkisi olmamıştır (P>0,05).

Organik ve konvansiyonel yumurtaların linolenik ve toplam omega-3 yağ asitleri ile omega- 6/omega-3 oranları arasında önemli (P<0,05) farklılıklar bulunmuştur. Organik yumurtaların omega-3 içeriği konvansiyonel yumurtalardan daha düşük, omega-6/omega-3 oranı ise daha yüksektir.

Sonuç olarak yetiştirme sistemi ve genotip, incelenen yumurta verim ve kalite parametreleri üzerine önemli etkilerde bulunmuştur.

NOT

Meta analizi: Meta analizi, belirli bir konuda yapılmış, birbirinden bağımsız, birden çok çalışmanın sonuçlarını birleştirme ve elde edilen araştırma bulgularının istatistiksel analizini yapma yöntemidir.

P değeri : P (Probability; Olasılık) değeri istatistiksel anlamlılığın varlığının ve varsa da var olan farklılığın kanıtının düzeyinin belirlenmesi amacı ile kullanılan bir değerdir. Her istatistiksel testin sonucunda kullanılan test istatistiğine ait bir P değeri hesaplanır. Bu P değeri “ilgili hipotez testi sonucunda anlamlı fark vardır” denileceği durumda hatalı karar verme olasılığının ne olduğunu gösterir.

0.001<=p<0.01 ‘Yüksek düzeyde istatistiksel anlamlılık’ ifade ederken, p>0.10 ‘Fark tesadüften ileri gelmiştir’ (istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır) anlamına gelmektedir.

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr