Savaş kaçkınları

Bugün, savaştan bıkmış, ürkmüş, korkmuş insanların akılları “pst” diyen birileri tarafından konforlu yaşam uğruna her türlü rezillik için çeliniyor.

Köşe Yazıları 2 Mayıs 2021
Savaş kaçkınları

İsmet Özel, Waldo’ya başlarken dünyaya gelmeyi saldırıya uğramak şeklinde tarif eder. Bebek, ciğerlerine dolan ilk oksijenle saldırının acısını hisseder. Bu doğrultuda yaşıyor olmak da savaşıyor olmaktan başka bir şey değildir. Yaşıyor olmakla savaşıyor olmak ya da savaşıyor olmakla yaşıyor olmak arasındaki bu çetrefilli münasebet, insanın neden yaşaması gerektiğini ve neden savaşması gerektiğinin de cevabını verir: Savaşmak için yaşıyor, yaşamak için savaşıyoruz.

Savaşmak öyle ki, insana yaşadığını en iyi şekilde hissettirir. Savaşın ağırlığını kaldıramayıp savaştan kaçmak isteyenlerin ise kaldıramadıkları o ağırlıktan sonra bulabilecekleri bir hafiflik de yoktur. “Pst” diye kenardan seslenir birisi. Herkesle savaşmana gerek yok. "Şu nöbetçileri atladığın takdirde savaşın dışına çıkabilir, özlediğin konforlu hayata ulaşabilirsin" der. Birçok asker, savaşın ağırlığından kurtulmak için bu teklifin cazibesine kapılır ancak onca asker aynı hedefe yoğunlaşmış olsa da bu hedef, herkesin birlikte hareket edebileceği bir hedef değil. Herkes kendi başına yıkmalıdır duvarları. Çünkü hainlik, vicdansızlıktan öte bir şey değil, vicdansızlık ise ferdîdir.

Bugün, savaştan bıkmış, ürkmüş, korkmuş insanların akılları “pst” diyen birileri tarafından konforlu yaşam uğruna her türlü rezillik için çeliniyor. Cephede durmanın hiçbir anlamı yok köşeyi dönme ihtimalinin olduğu yerde. Üstelik yüzlerce kişiye karşı savaşıp ölmek gibi bir risk de yok. Memur olmak, yani savaşmadan yaşamaktı bir dönem hepimizin derdi. Şimdi ise haddimizi iyice aşmış, çiftliklere yatırım yaparak kepazesi oluyoruz bütün tecimenlerin.

Konforlu hayat yolunda asaletini ve vicdanını çoktan pazarlamış insanın ulaşabileceği konfora ulaşamaması ise onun için tamamıyla bir facia olacaktır. “Ben bu hayat için savaştan kaçma cüretini gösterdim, peki bu konforu da elde edemeyeceksem ne anlamı kaldı savaştan kaçma günahını işlemenin” der, onu ayartan bir kız uğruna sevgilisini terk eden sonra ayartıldığı kız tarafından terk edilen zavallı erkek gibi. Savaş kaçkınlarının anlayacağı dilde söylemek gerekirse, depresyona girer suç işlemek için işlediği suçtan hüküm giyince. Ve en sonunda anlıyoruz, o “pst” diyenlerin başından beri bizi yenme planları kuran karşı tarafın askerleri olduğunu.

Cephede kalanlar ise kendi arkadaşları tarafından birtakım menfaatler uğruna düşmana karşı yalnız bırakılmışlardır. Yalnızlık ama bu yalnızlık, savaş kaçkınlarının dünyadaki menfaatlerden istifade etmek için çevirdikleri dolapların sonucunda ortaya çıkan yalnızlık gibi değil. Yalnız da olsalar, yalnızlığı iliklerine kadar da hissetseler, savaş kaçkını yaftası yoktur alınlarında. Ne de zevkleri uğruna sevgilisini terk etmiş zevkperest yaftası. Cephedeki yalnızların, savaş kaçkınlarının adlandırdığı anlamda depresyon gibi bir sıkıntıları da yoktur. Savaşmak, en güçlü antidepresandır!

İslam’da yedi büyük günahtan söz edilir. Bunlardan bir tanesi de “Savaştan kaçmak”. Bu savaşı da cihat mefhumunda olduğu gibi sadece meydan muharebesine veya kale kuşatmasına indirgediğimiz için günlük hayatta yaşanan savaştan kaçmayı, hiç kimse büyük bir günah olarak görmüyor. Dünyaya gelen bir bebeğin oksijen tarafından saldırıya uğradığında kaçabilmek gibi bir şansı var mıdır? Bu noktada kaçmak, ancak yaşamdan kaçmak olacaktır. O halde, oksijen de yaşamak olduğu kadar, savaşmaktır da. Bebek dünyaya geldiğinde de bütün saflığıyla o büyük günaha karşı savaşır. Peki biz, en büyük cihadın nefisle savaşmak olduğunu hatırladığımızda, “Konfor! Konfor!” diye slogan atan nefsimize karşı savaşmaktan neden geri duruyoruz?

Benzer Haberler
Türk’üz, çünkü canımız öyle istiyor! 
Köşe Yazıları

Türk’üz, çünkü canımız öyle istiyor! 

16 Nisan 2021
Budist kapitalistler
Köşe Yazıları

Budist kapitalistler

21 Ağustos 2019
İnanmak mı, kabul etmek mi?
Köşe Yazıları

İnanmak mı, kabul etmek mi?

17 Temmuz 2019
Çanakkale ruhuyla dirilmek
Köşe Yazıları

Çanakkale ruhuyla dirilmek

14 Mart 2012
Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr