Bilmeden yapılanı bilerek yapmak

Dolayısıyla başkalarının bilmeden (zannederek) benimsediği hakikati biz bilerek, her türlü mesuliyetini alarak benimsiyoruz.

Köşe Yazıları 15 Şubat 2026
Bilmeden yapılanı bilerek yapmak

Daima bir şey yapmakta olan insan bu yaptığını bilerek yapmak ile bilmeden yapmak arasında gidip gelir. Bilerek yapmak ya da bile bile yapmak ifadesi, yapılan hatalar için sarf edilir. Halbuki hata bilerek yapılmaz. Bilerek yapılan, hata olmaz.

Bilmek nedir? Bilmenin ölçütü Platon’dan beri, doğru olduğuna inanılan şeyin gerekçelendirilmesidir. İnanç demek ki gerekçelendirildiği zaman bilgi olur. Weber de 100 sene önce sosyal bilimlerin metodolojisine dair fikirlerini dile getirirken, daha önce farkında olmadan yapılanı ben farkında olarak yapıyorum, demişti.

Bu, insanın varoluşuyla ilgilidir. İnsan, varoluşsal bir varlık olması gereği, olanı olduğu gibi değil gördüğü gibi görür. Görmesi için ışık gerekir, ışığın aydınlattığı yeri görür ve insanın tarafı orasıdır. İnsan durduğu yeri, gördüğünden hareketle seçiyorsa eğer, gördüğü yere gelen ışığın nereden geldiği mühimdir. İnsanlar daha önce farkında olmadan yaptıklarını Weber farkında olarak yaptığını söylerken, karanlıkta kalan tarafları zaten aydınlatmaya vakıf olup, nerede ne olduğunu gördüğü için kendi göreceği yeri kendisi tercih edip orayı gösterdiğini, oraya ışık tuttuğunu belirtir.

Sartre “l’existence précède l'essence” sözüyle insana ışığı doğru yere tutma mesuliyetini yükler. Yanlış yere tutulan ışığın sorumlusu başkası değil insanın ta kendisidir. “l’existence précède l'essence” sözünü, günümüz Türkçesinin kısıtlı imkânlarıyla varoluş özden önce gelir” şeklinde çeviren Türkler, ışığı doğru yere tutmaktan uzaktır. İsmet Özel, varoluş öze takaddüm eder” diyerek, kıt ama varoluş özden önce gelir” ifadesi kadar kıt olmayan bir ifadeyle varoluşun özün önüne geçtiğini/varoluşun özü geride bıraktığını kastederek kendi mesuliyetini yerine getirir, ışığı doğru yere tutar. 

İnsanın varoluşsal tarafı öyle baskındır ki, farkında olmadığı durumlarda dahi bu ortadadır. İnsan varoluşunun farkında olduğunda, yapıp ettikleriyle, mesuliyetle muteber bir şahsiyet kazanacağını bilir. Ancak yine varoluşsal bir varlık olmasından dolayı varoluşunun farkında olmadığı zamanda varoluşuyla kesbedecebileceğini kesbedemez, İsmet Özel’in deyişiyle, İblis gibi varlığını öze dayandırarak kendi itibarını yerle bir eder. Filozof Haydar Cemal’in ırkçılığa iblisçilik demesi bundan olsa gerek. İblis, balçıktan daha üstün bir öz olan ateşi onu değerli yapan bir cevher olarak görüyordu. Allah’ın insana bahşettiği varoluş nimeti ise insana, öze takaddüm etmeyi mümkün kılıyordu.

İnsanlar kimliklerine özcü anlam atfeder, çoğu zaman da özsel olarak onları diğerlerine karşı üstünlük aracı görür. Birçok insan kendi kimliğinde bir öz olduğunu zannederek kendisini kimliği sayesinde diğerlerinden üstün görmeye temayül eder. Biz, kimliğimiz sayesinde üstün değil, kimliğimizi varoluş nimetinden dolayı üstün hale getirdiğimizi bildiğimiz için üstünüz. Varoluşun takaddüm edemediği öz, bilgiye erişememiştir bu nedenle. Dolayısıyla başkalarının bilmeden (zannederek) benimsediği hakikati biz bilerek, her türlü mesuliyetini alarak benimsiyoruz.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr