Auschwitz'den sonra, Filistin'den önce şiir

Peki bizim soğuk kanlılıktan uzak sloganlarımız bugün ya da yarın yaşanan vahşete dair ciddi bir analiz yapmayı mümkün kılacak mı?

Köşe Yazıları 19 Ekim 2023
Auschwitz'den sonra, Filistin'den önce şiir

Auschwitz’den sonra Adorno “artık şiir yazmak barbarlıktır” demişti. Ne kastettiğini varın siz anlayın. Boş bir şey söylediğini ima etmiyorum. Ama yaşasaydı eğer ve bir umut, diğer birçok Yahudi filozofun aksine, bugünün İsrail’ine karşı gelebilecek iradeyi gösterseydi, eminim Filistin öncesi şiirsizlik durumunun vahametine dikkat çekerdi. Zira Adorno bu sözüyle bir taraftan Auschwitz’den sonra bir anlamda utanılacak bir durumun ortaya çıktığını dile getirirken öbür yandan da milyonlarca insanın kıyımından sonra yapılacak başka herhangi bir kötülüğün Auschwitz’teki kötülük kadar önemli olmayacağını hissettiği için bunları söylüyordu.

Adorno’nun bu söylediğinden sonra yine de çok şiir yazıldı barbarlık gereği. Hatta Yahudilerin kendileri mevcut durumu anlamlandırmaya, bununla birlikte medeniyeti yapısöküme uğratmaya devam ettiler. Nitekim Yahudi soykırımı çok medeni bir icraattı. Üzücü olan Adorno’nun soykırımla ilgili tüm eleştirilerine rağmen, barbarlığa menfî bir anlam yüklemiş olması, medeniyetin tüm kötülükleri karşısında. Çünkü barbarın menfîliği medeni olan için geçerlidir. Medeni olan için barbar kötü, ürkütücü, korkunçtur. Kimi medenilerin işittiğine göre yabancı kavimler konuşurken “bar bar bar…” şeklinde şeklinde sesler çıkardıkları için onlara barbar denmiştir. Başka kimi medenilere göreyse sakalsız Romalılar, sakallı kavimlerle karşılaştığında onlara Latince sakal (barba) anlamına gelen kökten türemiş bir isim verdiler. Her ne olursa olsun barbarların, medeninin gözünde olumsuz imgenin bütününü oluşturduğu açıktır. Bir dönem bu imgenin temsilini Cermenler üstlenmişti. Sonra Cermenler bir şekilde medenileşti ve diğer tüm medeniler gibi kendilerinden olmayanı tımar etme yoluna gitti. Yahudiler “yabani ottu”, NAZI iktidarı da “bahçıvan”dı Bauman’a göre. Diğer medeniler gibi onları temizleyerek bahçeyi tektip otlardan müteşekkil kılmak istediler. O yabancılar, bugün kendileri bunun benzerini yapma yoluna gitti ve bugün buna en çok karşı çıkan ve çıkması beklenen insanlar olarak biz Müslümanlar şiir yazmaktan çok uzağız. 

Adorno dedi diye şiir yazmaktan vazgeçmedik elbette. Biz şiiri terk edeli çok oldu. Halbuki hala barbarca şiir yazabilseydik eğer ilk önce Filistin’in kendi bayrağı olabilecek sonra da bize karşı gelen tüm medenilere karşı verdiğimiz cevapların bir anlamı olacaktı. En azından bunun bir ihtimali olacaktı. Bugün Müslümanlar olarak ise beşerî anlamda ne medenilerin ne de barbarların taşıdığı faziletleri taşıdığımızı düşünmüyorum. 

2021 yılında İsrail’in yine saldırıları başladığında, yazdığım bir yazıda “bu sefer her zamankinden daha şiddetli bir saldırı” olduğuna dair bir giriş yapmıştım. Aradan iki buçuk sene sonra, bu yılki saldırı ise 2021’dekinden de şedit ama geçen süre içerisinde verdiğimiz tepkilerin bir kedinin kuyruğuna basılınca verdiği tepkiden çok da farklı olmadığını gördüm: Şiirsiz tepkiler, yani beşere dair herhangi bir iz barındırmayan tepkiler. Zaman zaman sesimiz yükseliyor zaman zaman da azalıyor; kuyruğumuza ne kadar basıldığına bağlı olarak. Ama hiçbir tepkimizin içeriğinde bilgeliğe dair herhangi bir belirti yok. 

Kuyruğa basılan herhangi bir hadisenin sıcaklığıyla insan, beşerî varoluşunu yansıtan bir tepkiyi vermekten çok hayvani doğasını yansıtan bir tepki vermeye meyillidir. Bu yüzden acının yoğunluğuyla verilen şiddetli tepkiler her zaman bilgelikten uzaktır. Minerva’nın Baykuşu’nun alacakaranlıkta ortaya çıktığına dair en ufak bir inancımız varsa eğer acıdan sonra biraz beklemeliyiz. Beklerken seyretmeliyiz de. Tepkilerimizde bilgelik görememek içimizi ürpertmeli. Mesela Filistin Bayrağı’nı sosyal medya hesabımızda profil resmi yapmak, İsrail’e terör devleti demek. Ne kadar olması gereken şeylermiş gibi duruyor değil mi? Çünkü denize düşen yılana sarılır, sarılacak başka bir şey olmadığı için yılan dostumuz oluverir. 

Ne var Filistin bayrağını profil resmi yapmakta? Şu var Filistin bayrağını profil resmi yapmakta: Bayrak, milletlerin varoluşunu temsil eden bir semboldür ama her bayrak değil. Türkiye, günün birinde tüm dünyaya isteseniz de istemeseniz de burası benim vatanım demiştir, birilerinin hoşuna gitmese de. İsrail de şöyle ya da böyle bunu demiştir, bizim hoşumuza gitmese de. Filistin’e ise bizim hoşumuza gitmeyen birileri al kardeşim, burası da senin yerin, kenarda bir yerde oyna, sesini çıkarma diyerek, eline de oyuncak niyetine bir bayrak tutuşturmuştur yani Filistinlileri şiirsiz bırakmıştır. Biz de bu bayrağı profil resmi yaparak bu çocuğa oyun oynaması için biçilen alanı, şimdi neden elinden alıyorsunuz diye itiraz ediyoruz, şiir yazdırmak varken. 

Şiirle bir irtibat içerisinde olan insanın yaptığı tanımlamalar hakikati büsbütün olmasa da bütün çehresiyle ihtiva ettiği için bunun dışında kalan içi boş tanımlamaları hemen fark eder ve onlardan rahatsız olur. İsrail’e karşı geliştirilen “Terör Devleti” tanımından da. Terör kelimesinin neredeyse her gün dillendirildiği bir çağda yaşıyoruz şüphesiz ve terör kelimesinin içeriğini de büyük ölçüde dolduranlar da biz değiliz. Bu tanımı yapmayan kimseler olarak bizler, tanımın kendisi üzerinde düşünerek değil gördüklerimiz üzerinden alımladığımız terörist sıfatını rahatlıkla nefret ettiğimiz her cemaati tanımlamak için kullanıyoruz. Terör kelime anlamı itibariyle “korku” demektir ve teröristin amacı da bir mağduriyetten beslenerek kendisini mağdur ettiğini ileri sürdüğü sisteme karşı istediğini yaptırabilmek için korku ortamı yaratmaktır. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından birkaç gün sonra her alanda tepkiler ve sonrasında yaptırımlar gelirken bugün İsrail’in elini kolunu sallaya sallaya katliam yapması ve herhangi bir yaptırım görmemesi İsrail’in terör devleti değil sistemin kendisi ya da bir parçası olduğunu gösterir. Peki bizim soğuk kanlılıktan uzak sloganlarımız bugün ya da yarın yaşanan vahşete dair ciddi bir analiz yapmayı mümkün kılacak mı?

Biz Müslümanların aksine Yahudiler siyonistinden komünistine, soykırım sonrası sosyal bilim literatüründe Batı’yı doğduğuna pişman etti, Adorno’nun o ümitsiz sözüne rağmen. Filistin’de katliam yaşanırken bugünün Müslümanları olarak bizler ise esasında ciddi bir silah olan, hazır bulduğumuz imge ve kavramlarla kendi kafamıza sıkıyoruz. Şiire dair ufak bir irtibatımız kaldıysa eğer bütün bu yaşananlar karşısında verdiğimiz tepkiler bizi düşündürmelidir.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr