Etnik kimlik değişir!

Artık şehir hayatında kabile zihniyetiyle etnik kimlik savunmaktan da vazgeçmemiz gerekir.

Etnik kimlik değişir!

Sokaktan geçen herhangi birine “etnik kimlik değişir mi” diye sorduğumuzda, yüksek ihtimalle bunun mümkün olmayacağını söyleyecektir. Sokağın ötesine geçtiğimizde bile aynı cevabı verenler olacaktır. Çağdaş dünyanın 200 senelik bilme kodları bizi buna inanmaya itiyor.

İnsanlar etnik kimliğin değişebileceğini düşünmez çünkü etnik kimliği kanla özdeşleştirmişlerdir ve bunun karşısında herkesin bildiği o cevabı verirler: “Damarımdaki kan değişmez, etnik kimliğim nasıl değişsin?”

Meselenin sosyal bilimsel tarafına baktığımızda etnik kimliğin değişip değişmediğine yönelik bir tartışma mevcuttur ancak bu tartışmada etnik kimliğin değişmediğini savunanlar, bunu kan üzerinden değil genellikle insanların kendinden olanı kayırma güdüsü üzerinden temellendirir ve bu yargıya varanlar da çalışmalarını genellikle antropolojik düzeyde yani kolektif kimlik bağlamında bir değişikliğin pek mümkün görünmediği, kabile benzeri oluşumların bulunduğu yerde yürütmüşlerdir, ki zaten kırsal kesimde bulunan insanların kimliklerini muhafaza etmeye meyilli olmaları beklenir çünkü orada kişinin bireysel güvenliği, içinde bulunduğu topluluğun güvenliğine bağlıdır ve dolayısıyla kişi, bu güvenliği sağlamak için “biz” olarak adlandırdığı oluşumu sürdürmek için elinden geleni yaparken şehir hayatında, özellikle de büyük şehirlerde insan tam tersi şehir hayatına uygun bir biçimde varlığını sürdürebilmek için bireysel kararlar alabilmek zorundadır ve bir önceki örnekte gördüğümüz duygusal biz duygusundansa, burada rasyonel bir ben duygusu devreye girer, bu yüzden de etnisiteyi günümüzde anladığımız haliyle şehir hayatında çalışanlar, etnik kimliğin çeşitli bağlamlarda rasyonel tercih durumuna ele alınabileceğini söylemişlerdir ve bu durum da duygusal bir biz perspektifiyle bakıldığında çok olumsuz bir durummuş gibi görünse de şehirli bir üst kültür idrakine ulaşmış birisi, insanın bu yöneliminin bilinçli bir tercih olduğunu; etnik kimliğini her türlü olumsuz niteliklerden uzaklaştırmak için çabaladığını, her türlü olumlu niteliğe eriştirmek için de uğraştığını bilir.

Bakıldığında hem ‘biz’ perspektifi hem de ‘ben’ perspektifi kendi bağlamlarında makuldür. Kimse bir kabile oluşumunda rasyonel bir tercihle etnik kimliğin dönüştürülmesini bekleyemez. Ancak bunu bekleyemeyeceğimiz gibi artık şehir hayatında kabile zihniyetiyle etnik kimlik savunmaktan da vazgeçmemiz gerekir. 

Etnik kimlik basbaya değişir. Bu, bazen ilgili etnik kimliğin mensuplarınca hoş görülmeyen şekillerde olabilir ancak bu mümkündür. Bizim tartışma konusu haline getirmemiz gereken şey etnik kimliğin hangi şartlarda değiştiği ya da değişmediğidir.

Örneğin Şili’ye göç etmiş Filistinliler, orada tutunabilmek için çocuklarına Arapça öğretmemiş ve bugün, çocukları da İspanyolcayı anadil olarak konuşmaktadırlar. Bu insanlarda Filistinlilik bilinci hala güçlüdür ancak bir başka örnekte böyle bir kadere maruz kalan bir halkın kimliğini koruyabileceğinin garantisi yoktur. Örneğin ABD’de ‘Meluncanlar’ olarak bilinen topluluğun kökenine ilişkin çeşitli iddialar ortaya atılmıştır. Topluluğun Osmanlı askerlerinin torunları olabileceğine ilişkin topluluk üyelerinin kendi anlatıları onların Türk kökenli olabileceğine dair iddiaları güçlendirir. İsimlerine bakıldığında zaten fazlasıyla Türk bir isme sahip oldukları görülmektedir. Ancak bu topluluğun en güçlü köken iddialarından birini merkeze alıp Türk olduklarını varsaydığımızda dahi elimizde sadece iddia ve bir anlatı hafızasından başka bir şey bulunmayacaktır. Bugün Meluncanların yaşayış biçimlerinde Türklüğe dair pek de bir iz yoktur ancak “Meluncanlar” olarak adeta ayrı bir etnik kategori haline gelmişlerdir.

Buraya kadar kanın, DNA’nın vs. unsurların etnik kimliğin sürdürülmesinde herhangi bir rolü olmadığını göstermeye çalıştım. Başka bir deyişle etnik kimliğin ne şekilde değişebileceğinin örneklerini verdim. Şimdi bir kez daha sokağa çıkalım ve insanlara dini kimliğin değişip değişmeyeceğini soralım. Bu sefer dini kimliğin çok daha kolay değişebileceğine yönelik cevaplarla karşılaşırız çünkü dini kimlik adı üstünde inanç, daha basite indirgersek tercih meselesidir. En azından meseleye mekanik boyutuyla bakarsak mantıken böyle bir sonuca ulaşırız. Ne var ki insan varoluşu, mekanik olarak ele alınamayacak kadar karmaşıktır ve mesele kimlik olduğunda etnik kimliğin benimsenmesinde geçerli olan birçok şey dini kimliğin benimsenmesinde de geçerlidir hatta dini kimliğin değişmesi -tabii buradaki dini kimliğin ne olduğuna bağlı olarak- çok daha zordur.

Örneğin Polonya 1945’lerden sonra etnik tek kutuplu bir ulus olarak kendisini gösterirken Polonya’da bulunan Kaşub’lar bu olgunun dışında kendilerini gösterir. Herhangi bir etnik ya da ulusal azınlık statüsüne sahip olmamalarına rağmen Monika Mazurek’in bir çalışmasında Katolikliğin, Kaşublar’ın etnik kimliklerini sürdürmede çok büyük bir faktör olduğu ortaya konulmuştur. Bir başka ilginç örneği ise Çin’deki Hui Müslümanları oluşturur. Hui’ler anaakım etnik Çinlilerle aynı soydan gelmelerine rağmen yani Han olmalarına ve Mandarin Çincesi konuşmalarına rağmen Müslüman oluşları onları farklı bir etnik kategori haline getirmiştir. Nitekim İslam dinine bağlılıkları onları Çinlileşmekten de alıkoymaktadır.

Sonuç olarak, etnik kimliklerin değişmeyeceğine yönelik yaygın kanı, aslında ideolojik bir yanılgının ürünü olabilir. Gerçekte, etnik kimlik zamanla ve çeşitli sosyal, ekonomik, kültürel etkenler sonucunda değişebilir hatta bazen bu değişim kaçınılmazdır. Etnik kimliği değişmez kabul eden bakış açısı, çoğu zaman mevcut düzenin sürdürülebilirliğini sağlamak ya da belirli ideolojileri güçlendirmek için kullanılan bir söylemden ibarettir. Ancak insanın kendini tanımlama süreci, sabit ve tek yönlü bir olgudan çok daha karmaşıktır. Bugün büyük şehirlerde bireylerin kimlikleri sürekli evrilirken, modern dünyada etnik kimliğin de bu akışkanlığın bir parçası olduğunu kabul etmemiz gerekir. Etnik kimlik, sadece bir miras değil, aynı zamanda bir tercih, bir yöneliş ve dinamik bir süreçtir. Bu sürecin farkına varmak, kimliklerimize dair daha derin, bilinçli ve özgür bir anlayış geliştirmemizi sağlar.

 

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr