Haçlı Seferlerinin Kazananları ve Kaybedenleri

Tarih iki kısma ayrılmaktadır. İlki tarihi zahirinden (dışından) okumak diğeri ise tarihi bâtıniden (içten) okumak. Tarihi bir hadisede geçen olayları öğrendiği

Haçlı Seferlerinin Kazananları ve Kaybedenleri

Tarih iki kısma ayrılmaktadır. İlki tarihi zahirinden (dışından) okumak diğeri ise tarihi bâtıniden (içten) okumak. Tarihi bir hadisede geçen olayları öğrendiğimiz vakit tarihi sadece dıştan okumuş oluruz. Şayet tarihi bir hadisenin nedenlerini öğrendiğimiz vakit ise tarihi içten okumuş oluruz. Lakin tarihi bir olayın, oluş, sebep ve neticesiyle kavranması durumunda tarihi hem içten hem de dıştan okumuş oluruz.

Haçlı seferleri Hristiyan âleminin yani ehli Salibin 11. yüzyıldan 14. yüzyıla dek kutsal sayılan Kudüs’ü geri almak için düzenledikleri seferler olarak adlandırılır. Ayrıca ortaçağın Hristiyanlar için bir iman çağı olduğu da gerçeği yansıtmamaktadır. Zira haçlı seferleri Hristiyanlar için kutsal bir savaş olsaydı Katoliklerin başını çektiği haçlı seferlerine tüm Ortodoks âlemi de iştirak etmiş olurdu. Bunun dışında dördüncü haçlı seferi sırasında yani 1204 yılında Haçlı ordusunu İstanbul’u işgal edip Doğu Roma İmparatorluğunu (Bizans) 4 (Latin imparatorluğu, İznik İmparatorluğu, Trabzon Rum İmparatorluğu ve Epir Despotluğu) parçaya bölmesi olayı İstanbul’daki birçok Ortodoks’u öldürmeleri, Ortodoks kiliselerini yağmaları, kiliselere fahişeleri sokmaları bu savaşların kutsal savaş olmadığının kanıtıdır.

Fakat Papa'nın liderliğindeki Katolik Kilisesi dini bir araç olarak kullanmıştır. Böylece sefil bir hayat süren Hristiyan tebaada Kudüs’ü istila etmenin Tanrının bir buyruğu olduğu algısı oluşturulmuş ve dolayısıyla fakir olan Hristiyan halkını Kudüs’e yönlendirerek halka yoksulluğu belirli bir süre unutturulmaya çalışılmıştır. Bilhassa 1099 yılında Fatımilerin Ermeni asıllı baş veziri olan El-Afdal Şahin Şah (Fatımiler 909-1171 yılları arasında Kuzey Afrika’da Şia’nın İsmailliye koluna bağlı bir devlet olarak hüküm sürmüşlerdir) tüm İslam âlemine ihanet ederek Haçlılarla işbirliği yapmış, Kudüs’ü savaşmadan Haçlı ordusuna teslim etmiştir. Fakat 1187 yılında Selahaddin Eyyubi sayesinde İslam âlemine karşı yaptıkları ihanetlerin bedelini misliyle ödemişleredir.

Haçlı seferlerinin birçok nedeni vardır. Bunlardan biri dini nedelerdir. Yani Hıristiyanların, kutsal yerleri, özellikle Kudüs’ü Müslümanlar'dan geri almak istemesi. Katolik Kilisesi’nin Ortodoks dünyasını egemenliği altına almak istemesi. 10.yüzyılda Fransa'da ortaya çıkan Kluni Tarikatı'nın Hıristiyanları Müslümanlara karşı kışkırtması, din adamlarının etkisi ile Hıristiyanlarda oluşan koyu fanatizm, Papa ve din adamlarının nüfuzlarını arttırmayı arzulamaktadırlar. Ayrıca Haçlı seferlerinin diğer nedeni ise Siyasi nedenlerdir. Avrupalıların Türkleri, Anadolu, Suriye, Filistin ve Akdeniz'den uzaklaştırmak istemeleri. Türkler karşısında zor durumda kalan Bizans'ın Avrupa'dan yardım istemesi. Senyör ve şövalyelerin macera arayışları. Nitekim Ekonomik nedenler fakir halkı yönlendirmek için kullanılan önemli bir araçtı. İslam Dünyası'nın zenginliği, Avrupa'nın fakirliği, Avrupalıların doğudan gelen ticaret yollarına hâkim olmak istemeleri, Avrupa'da toprak sahibi olmayan soyluların toprak elde etmeyi arzulamaları ve Avrupalıların doğunun zenginliklerine sahip olmak istemeleri.

Bunun üzerine I. Haçlı seferi (1096-1099) düzenlediler. İlk Haçlı dalgasının Anadolu ortalarında erimesi, Avrupa Hristiyanlarını daha düzenli biçimde hazırlığa yöneltti. Kontlar ve dukalarla hükümdarlar, bu kutsal seferi hazırlamaya giriştiler. Düzenli birlikler halinde yola çıkan Haçlılar (Ehli-Salip), ikinci kez 600 bin kişilik bir güç olarak Bizans’a ulaştılar. Godefroy de Bouillon’un komutasındaki Haçlı Ordusu 1097′de, Selçukluların başkenti İznik’i ele geçirdi. Kent Bizans’a bırakıldı. 30 Haziran 1097 günü, Eskişehir önlerinde, Selçuklu Ordusu ile Haçlılar çetin bir savaşa giriştiler. Haçlılarla Selçuklu Türkleri arasında, hemen her yerde çetin gerilla savaşları sürdü. Günden güne azalarak Toroslara ulaşan Haçlılar,  Antakya’yı kuşattıklarında 100 bin kişi kadar kaldılar. Böylece, Kılıç Arslan güçlerince Anadolu’da yarım milyon haçlı askeri kılıçtan geçirilmiş oluyordu. 21 Ekim 1097 günü kuşatılan Antakya, Haçlılara yedi ay dayandı. Kalede bulunan, Hristiyanların yardımıyla Haçlılar, 2 Haziran 1098′de Antakya’yı ele geçirip Kudüs üzerine yürüdüler. Kudüs önlerine geldiklerinde sayıları 40 bine düştü. Kenti ele geçiren Haçlılar, Müslüman ve Musevi, 70 bin kişiyi kılıçtan geçirdiler ve bir Latin Krallığı kurdular. Bilahare birçok haçlı seferi tertiplenmiştir. Bunlar: I. Haçlı Seferi (1096-1099), II. Haçlı Seferi (1147-1149), III. Haçlı Seferi (1189-1192), IV. Haçlı Seferi (1204),  V. Haçlı Seferi (1228), VI. Haçlı Seferi (1248), VII. Haçlı Seferi (1270) ve Niğbolu Muharebesi (1396).

Nitekim haçlı seferleri sonucunda Avrupa'da kiliseye ve din adamlarına duyulan güven sarsıldı. Skolastik düşünce zayıfladı. Kilise ve Papa'nın otoritesi sarsıldı. Seferler sırasında binlerce senyör ve şövalye öldü, sağ kalanların bir kısmı da topraklarını kaybetti. Böylece feodalite rejimi zayıfladı. Merkezi krallıklar, güç kazanmaya başladılar. Feodalitenin zayıflamasıyla köylüler, çeşitli haklar elde ettiler. İslam âlemi haçlı seferlerinin biri hariç (I. Haçlı seferi) tüm haçlı savaşlarından galibiyetle ayrılmışlardır. Fakat Müslümanlar haçlı seferlerinde kaybeden taraf olmuşlardır. Sadece muharebe alanlarında Fütuhatlar elde etmişlerdir. Zira İslam ordularının batıya doğru ilerleyişleri bir süre için durduruldu. Doğu Roma imparatorluğu (Bizans terimi ilk defa1557 yılında Alman âlim İeronimos Wolf tarafından dile getirilmiştir), Batı Anadolu'daki toprakların bir kısmını ele geçirdi. Haçlılar ile yapılan mücadeleler sonucunda İslam Dünyası Moğol saldırıları karşısında güçsüz bırakıldı. Üstelik Müslümanlar haçlı seferleri neticesinde ilim ve ticaretteki üstünlüklerini kaybetmişlerdir. Bilakis Haçlı saldırılarının aydınlatılmayan 2 nedeni vardır. Bu nedenler Batıda asla dile getirilmemiştir. Bu nedenlerden ilki Haçlı ordularının İslam beldelerine saldırarak ticareti Müslümanların elinden alıp Avrupa’ya taşımaları esasına dayanmaktadır. Savaşların neticesinde Batıda ticaret gelişti, Marsilya, Cenova, Venedik gibi Akdeniz limanları önem kazandı. Avrupalılar, dokuma, cam ve deri işleme sanatını öğrendiler. Papaların ve kralların seferlere mali destek sağlamak için İtalyan bankerlerine başvurmaları, bankacılığı geliştirdi. Avrupa'da hayat standartları yükseldi. Ticaretle uğraşmaya başlayan şehir halkı, zenginleşerek burjuva sınıfını oluşturdular. Anadolu, Suriye ve Filistin, ekonomik bakımdan zarar gördü.

Haçlı seferlerinin aydınlatılmayan bir diğer sebebi ise Batı felsefesini oluşturan Tanrının ilmini yani bilgisini çalma anlayışıdır. Batı âlemine bu anlayış eski yunan mitolojisinden intikal etmiştir. <<Nitekim bu mitolojiye göre Dünyada ateş sadece Olympos tepesinde yanmaktadır. Prometheus despotluklarından ötürü Zeus ve diğer tanrılara kızmaktadır. Bunun üzerine insanları evrende kendine benzer varlıkları çoğaltmak için kendi gözyaşıyla yoğurduğu insandan bir balçık yarattı. Bilahare ateş tanrısı olan Hephaistos'un alevler saçan ocağından bir kıvılcım (Bilgi) çaldı ve insanlara armağan etti. Böylece insanlar yaratarak onlara ateşi yani bilgiyi ve uygarlığı vermekle bu düzeni değiştirmede muvaffakiyet elde etmiştir.>> Hulasa bu mitolojide Tanrıdan ateşi çalmak metaforik (mecazi) anlamda kullanılmıştır. Burada ateş sözcüğü bilgi olarak kullanılmıştır. Bu mitoloji kadim ve çağdaş Avrupa’nın bir felsefesi haline dönüşmüştür.

Örneğin 1099 yılında haçlılar Kudüs’ü ele geçirdiklerinde kütüphanelerde bulunan bilimle ilgili olan eserleri İslam âlimleri vasıtasıyla Latinceye çevirterek bu kitapları Avrupa kıtasına taşımışlardır. İslami eserleri ise yakmışlardır. Bu eserleri Latinceye çevirterek Müslümanlardan çaldıkları kitaplar sayesinde Avrupa’da bilim gelişti, Pusula, barut, kâğıt ve matbaa, Avrupa'ya götürüldü. Bunlar, Avrupa'da bilim ve teknik alanında gelişmelere yol açtı. Avrupalılar, İslam Medeniyetini yakından tanıdılar ve faydalandılar. Avrupa'da kültür hayatı canlandı. Buna benzer bir olay da Endülüs’te yaşanmıştır. Haçlılar İslam’la ilgili olan eserlerin tümünü imha ettikten sonra bilimle ilgi kurtarılabilen 30 eseri İslam âlimleri aracılığıyla Latinceye çevirterek Avrupa’ya intikal ettirmişlerdir. Fransız Pierre Curie bu ilmi çalma hadisesini şöyle izah etmektedir.

"Endülüs'ten bize sadece 30 kitap kaldı, bunlarla atomu parçaladık. Eğer yakılan 1 milyon kitap kalsaydı, bugün yıldızlar arasında seyahat ediyor olabilirdik."

Her toplumun gen haritası ayrıdır. Gen araştırmasıyla o toplumun ne gibi hastalıklara yatkın olduğu görülür. Tıp karteli isterse o genleri aktive edebilir. Günümüzdeki belki Avrupa toplumunda gen haritası incelendiğinde tanrının ateşini (ilmini) çalma nedeni tespit edilebilir. Günümüzde İslam âlemi bilgide Avrupa’nın gerisinde kaldığı için Avrupalılar İslam âleminin elinden bilgiyi almak için saldırılar düzenlememektedirler. Fakat İslam âlemi bilgide ilerlemeye başladığı vakit Avrupa İslam âleminin elinde var olacak olan bilgiyi elinden almak için son gücüyle hücum edecektir. Çünkü bilgi güç demektir. Bilgiye sahip olan aynı zamanda güce sahip olmuş olur. Özellikle günümüzde Batı bir zamanlar Müslümanların elinden aldıkları ticaretin tekrar Müslümanların eline geçmemesi için elinden geleni yapmaktadır. Bu yüzden Ortadoğu’da kukla liderler icat ederek İslam âleminin ticarette zirveye ulaştıracak olan petrolü ve madenleri kendi şirketleri aracılığıyla çıkartmaktadır. Avrupalılar şayet petrol ve madenlerin Müslümanlar tarafından çıkarılmaya başladığı vakit işte o zaman Avrupa’nın ticaretteki hâkimiyetlerinin ve tekelinin son bulacağını çok iyi bilmektedirler.

Bu yüzden Avrupalılar ilmi İslam âlemi ile paylaşmayı arzulamamaktadırlar. İslam âlemi bu duruma son vermek için ilimde zirve yaparak örnek teşkil etmelidir. İlim adamı, bilinenlerin üzerine yeni bir şeyler koyan kişidir “İslam ülkelerinin en büyük sorunu, aktarıcı akademisyenliğin üzerine çıkamayıp bilim adamı yetiştirememesidir. Kur'an'da yüzlerce kez, "neden akdetmiyorsunuz", "neden düşünmüyorsunuz" diye sorulmaktadır. Dünyanın, sorun odaklı, ihtiyaç odaklı araştırmalar yapan namuslu bilim adamlarına ihtiyacı vardır. İlim adamı, çeşitli kaynaklardan beslenmeli, yeni gelişmelere açık olmalı ve süreklilik arz etmelidir. Bilimde kesinlik yoktur, son nokta da yoktur. İlim insanlığın ortak malıdır. İlmini insanlığa aktarmayanlar vebal altındadırlar.

Tarih her zaman tekerrür eder. Günümüzde de Haçlı seferleri devam etmektedir. Tarihte Fatımilerin haçlılarla işbirliği yaptığı gibi günümüzde de İran İslam ülkelerine karşı haçlılarla işbirliği içindedir. Bundan mada Esat ve Sisi gibi batı güdümlü liderler sayesinde haçlılar Ortadoğu’da ve İslam ülkelerinde rahatlıkla at koşturmaktadırlar. Hatta Haçlı ordularıyla el sıkışmış olan İşid, El kaide, Boko Haram ve PKK gibi örgütler Haçlı ordusunun askerleri vazifesini görerek haçlı ordularının İslam ülkelerindeki misyonlarını ve vizyonlarını üstlenmektedirler.

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr