Yunan-Müslüman vs Türk-Müslüman

Çocukluğumuzda bazı şeyleri sorgulamaya ilk başladığımız andan itibaren bize söylenenleri genellikle çelişkili bulmuşuzdur ve hala bazı şeyleri anlayamamaktayız

Köşe Yazıları 10 Nisan 2016
Yunan-Müslüman vs Türk-Müslüman

Çocukluğumuzda bazı şeyleri sorgulamaya ilk başladığımız andan itibaren bize söylenenleri genellikle çelişkili bulmuşuzdur ve hala bazı şeyleri anlayamamaktayız. Bir taraftan Türk olduğumuz söylenirken, öbür taraftan Yunan olduğumuz söylenir. Gerçekten Türk olsaydık Yunanistan’da işimiz ne? Gerçekten Yunan olsaydık neden Türkçe konuşuyoruz? gibi sorular çelişkilerin ilk kaynağıdır. Ben de bu çelişkileri ortadan kaldırmak adına kültürel bir bakış açısıyla bu sorulara cevap vereceğim.

Öncelikle, bütün tarihsel kanıtlar ortadayken, bir Batı Trakya Türkü’nün gerçekten Türk olup olmadığını tartışmaya gerek duymuyorum. Fakat ne yazık ki, bu kanıtlar her şeyi ispatlarken bazı durumlarda yeterli olmayabiliyor. Çünkü, Batı Trakya’nın erken tarihi ve tarih içerisindeki süreci anlamak dünyadaki bir çok milletin tarihini anlamaktan daha zor ve karmaşıktır. Yunanistan sınırları içerisinde yaşamamız sebebiyle, bize kendi tarihimizin anlatılmasını beklememek lazım, bu her devlette böyledir. Haliyle, çocukluğundan beri kendi çabalarıyla araştırıp okuyan birinin bile en iyimser bir bakışla ancak lise çağında bazı gerçeklerin farkına varmaya başlayacağını söyleyebilirim. Ancak, dediğim gibi kendi çabalarıyla okuyup araştıran birey bu seviyeye ulaşır.

Türklüğümüzün ispatlanması bu kadar karmaşıkken, az önce ‘kendi çabalarıyla araştıranlar’ olarak bahsettiğim kitlenin dışında kalanlara “Siz Osmanlılar tarafından zorla Müslümanlaştırılmış-Türkleştirilmiş Yunanlarsınız” gibisinden çok daha basit ve anlaşılır bir cümle kurulduğunda, buna inanmak zahmet bakımından çok daha makuldür. Şöyle bir gerçek var ki, Osmanlı Devleti’nin politikasında hiçbir zaman zorla Müslümanlaştırmak veya Türkleştirmek olmamıştır. Boşnak ve Arnavutların Türk olmamaları, Türkiye’de ise farklı etnik grupların kendilerini rahatça istedikleri gibi tanımlayabilmeleri bunun en büyük kanıtıdır.

Günümüz demokrasi çağında ve demokrasinin beşiği olan bir devlette yaşamamız sebebiyle kendimizi özgürce Yunan-Müslüman olarak tanımlamak mümkün müdür? Evvelâ, İslâm (ne yazık ki) birkaç mezhepten oluşmaktadır ve bu mezheplerin de kendi aralarında kültür bakımından ayrılıkları vardır. Örneğin, İran Şiîliği ile Irak Şiîliği veya Türkiye Sünniliği ile Suudi Arabistan Sünniliği çeşitli farklılıklar ihtiva eder.

Osmanlı’nın başlı başına bir medeniyet olması sebebiyle Türkler’i İslâm konusunda farklı kılar. Bu gerçek belki de Osmanlı’yı ‘Arap Devleti’ şeklinde tanımlayanların hevesini kursağında bırakacaktır. Az önce Boşnak ve Arnavutlar’ın Türk olmadığını söylemiştim, ancak Srebrenitsa katliamında Boşnaklar, Türk oldukları gerekçesiyle katledildiler. Bunun nedeni de başlı başına bir medeniyet olan Osmanlı geleneğine sahip olmalarından kaynaklanmaktadır.

Şimdi ırk unsurunu bir kenara atıp yazımın başında da söylediğim gibi olaya kültürel perspektifle bakalım. Boşnaklar’ı Türk olarak gördükleri için katlettiklerini söylemiştik. Burada ırk unsuru kesinlikle söz konusu değildir, tamamen Osmanlı-Türk medeniyeti unsuru hakimdir. Peki aynı şekilde Batı Trakya da Osmanlı’nın hakimiyeti altında değil miydi? Bu durumda bizim de Türk kültürünü yaşadığımızı söylememek için hiçbir geçerli sebep yok.

Görüldüğü gibi Yunanistan sınırları içerisinde Yunan-Müslüman gibi bir unsurdan söz etmek mantıkdışıdır. “Peki sonradan Müslüman olmaya karar vermiş Yunanlar, Yunan-Müslüman değil mi?”. Sonradan Müslümanlığı benimsemiş Yunanlar ise Osmanlı kültürünü biz Batı Trakya Türkleri’nden çok daha iyi yaşamaktadırlar ve onlar için engel sayılabilecek bir durum varsa, o da Hristiyan-Ortodoks bir çevrede yaşıyor olmalarıdır.

Yunan-Müslüman adı altında bir topluluğun olamayacağını anladığımıza göre, Türk olduğumuzu söylemek akla çok daha mantıklı gelmektedir. Batı Trakya Türkleri’nin diğer milletlere nazaran sentez olma oranı çok daha düşük olduğu gerçeğini de göz önünde bulundurduğumuz zaman hem ırksal bakımdan, hem de kültürel bakımdan Türk olduğumuzu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Aksi bilimsel açıdan gerçerli olmadığı gibi sadece paradokstan ibaret olacaktır.

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr