B-Healthy
B-Healthy

Medenileşmenin (civilisation) medeniyet (civilité) olarak anlaşılması üzerine

Yani aslında civilisation kelimesi Türkçeye skandal bir hatayla medeniyet olarak çevrilmiş.

Köşe Yazıları 23 Aralık 2021
Medenileşmenin (civilisation) medeniyet (civilité) olarak anlaşılması üzerine

Bugün sorgusuz sualsiz kabul edilen ve ‘iyi bir şey’ olduğuna dair bir kanaat bulunan medeniyet zaman zaman sorgulanan bir kavram olmuştur. Bugün Müslümanlar her ne kadar İslâm Medeniyeti adını verdikleri bir gerçeği kanıtlama çabası içerisinde olsalar da medeniyet kimilerine göre şiddetin ve adaletsizliğin modern görünümünden başka bir şey değildir. Öyle ki, 17. yy civarlarında olgunluğa erişmiş medeniyet kavramını 17. yy’dan önce yani modern öncesi bir dönemde yaşamış bir topluluğa atfetmenin ne kadar doğru olacağı tartışmalıdır. Mehmet Akif’in medeniyeti “tek dişi kalmış canavar” şeklinde tanıtması bütün bunların ürünü olsa gerekti.

Ancak bu noktada gözden kaçan bir meselenin tartışmasını başlatmak uygun olacaktır. 17. yy’dan önce bulunmayan kavram medeniyet değil medenileşmedir. Orijinal adıyla civilité değil civilisation’dur. Yani aslında civilisation kelimesi Türkçeye skandal bir hatayla medeniyet olarak çevrilmiş. Modern öncesi dönemde civil, civilian, civilité, urban, urbain, medeni, uygar, medeniyet, uygarlık, medine kavramları vardır ama civilisation, civilis(e)é, medenileşme, medenileşmiş, uygarlaşma, uygarlaşmış gibi kavramlar bulunmamaktadır.

Medeniyetle ilgili bir yığın çalışma yapılmış olsa da bu tarz meselelerin hiç dile getirilmemiş olması insanı gerçekten hayretler içerisinde bırakıyor. Peki nedir bu iki nüans arasındaki temel sorun? Öncelikle medeniyet/uygarlık/civilité bir durumu tanımlamak için kullanılırken medenileşme/uygarlaşma/civilisation bir süreci tanımlamak için kullanılır. Öte yandan medeni/uygar/civil bir sıfat iken medenileşmiş/uygarlaşmış/civilis(e)é tamamlanmış bir süreci ifade eder. 

En basitinden modernleşme tartışmalarında da modenite ve modernleşme arasında bir ayrım yapılır. Modernlik/modernité, aynı şekilde içinde bulunulan bir durumu ifade ederken modernleşme/modernisation ise bir süreci ifade eder. Buradaki bir önemli nokta da bir süreç olarak modernleşme kavramının batı dışı toplumlar için kullanılıyor olmasıdır. Çünkü Batı modernliği kendisi üretmiştir, batı dışı toplumlar ise bu sıfatı sonradan kazandıkları için modern değil modernleşmiştirler.

Türkçeye bir çeviri hatası sonucu yanlış bir biçimde kazandırılmış medeniyet kavramındaki mesele de bundan ibarettir. Medeniyet değil medenileşme Fransız düşüncesinde ilk önce kendi halkını medenileştiren (evcilleştiren, ehlileştiren) Fransa’nın, bunu batı dışı toplumlarda uygulama projesidir. Medenileştirme projesi batılı devletleri batı dışı devletler karşısında üstün duruma getirirken Osmanlı Devleti gibi bu üstünlüğe karşı ezilmiş birtakım devletler de aslında kendilerinin de medenileşmiş olduğunu kanıtlamak için uğraşırken skandal bir tercüme hatasıyla ama paradoksal bir şekilde doğru bir gerçekliği gözler önüne sürerek medeni olduklarını, yani Türklerde, Osmanlılarda, İslam’da da medeniyet olduğunu dile getirmişlerdir.

Uygarlık kelimesinin Uygur Türklerinden geldiği Türklerde, İstanbul gibi bir şehrin başkentlik yapmış olduğu Osmanlılarda, Medine’ye (şehre) hicret edilen İslam’da pek tabii medeniyet vardır, mensupları da medenidir ama medenileşmiş değildir. Bilakis medenileşme/civilisation İslâm geleneğinin tam karşısında durur. Çünkü medenileşmiş bir topluluk boyun eğmiştir, bir hayvan nasıl ehlileştiriliyorsa, çaresizliği öğreniyorsa insan da o şekilde medenileşir. Medeni olmak ise önce millet olmayı, millet olmak da şuurlu bir fert olmayı gerektirir, boyun eğmeyi değil. Medeni insan inşa eder, medenileşmiş insan inşa edilmiş yapı içerisinde şekil alır. Lâkin tekrar etmekte fayda var, yazı boyunca zikredilen ‘medeni’ bize ‘medeni’ şeklinde yutturulmuş olan ama aslında medenileşmiş olan medeni değildir.

Bu kavramın çevirisinin sorunlu olduğu ‘medeni kanun’ örneğinde de görülecektir. Medeni kanun aynı şekilde ‘civil’ kanundur, ‘civilisé’ kanun değildir. Türkçesi, ‘medeni’ kanundur, ‘medenileşmiş’ kanun değildir. ‘civil’ kanuna medeni kanuna dediysek neden ‘civilisé’ye de yine medeni diyoruz?

Bütün bunların sonucunda Türkler, Osmanlılar, Müslümanlar her ne kadar esasında medenileşmiş değil medeni olsalar da Osmanlı'nın son dönemlerinde kendini kanıtlama çabasıyla medeniyet şeklinde çevrilmiş olan civisation kavramı ne yazık ki bu milleti medenileştirmiştir. Şimdi kurtulmak için işin yoksa ayıkla medeniyetin taşını.

Benzer Haberler
Millet gazetesi logo
© 2022 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr