B-Healthy B-Healthy

Yasak elmanın peşinde: Arzunun ontolojisi ve bilme istenci

Hakikat odur ki, hiçbir âdem tarafından bilinemez ve âdemin hakikat karşısında acizliğini kabul etmesi ise hakikate en çok yaklaştığı andır.

Yasak elmanın peşinde: Arzunun ontolojisi ve bilme istenci

Hz. Âdem’i, gerçeği tüm çıplaklığıyla görmesini sağlayarak mahcup eden ilk günahı bizim için neyi ifade eder? Dini bilgilerimizi öğrenmeye başladığımız ilk zamanlardan bu yana Yasak Elma ile ilgili bize temel olarak şu hikâye anlatıldı: Allah Âdem ve Havva’ya cennetteki tüm meyvelerden yiyip içebileceklerini, yalnızca bir meyve ağacına dokunmamaları gerektiğini söylemişti (çoğu rivayete göre bu meyve elma olduğu için bu yazıda da elma olarak anlatılacaktır). Sonrasında şeytan gelip bu ağaçtaki elmalardan yedikleri takdirde tanrısal özelliklere bürüneceklerini anlatarak Âdem ve Havva’nın aklını çelmişti.

Bu hikâyeyi her zaman çok basit algıladık. Dinler tarihinde bir peygamber olarak tanınan Hz. Âdem’in tanrısal niteliklere bürünme gafletinde bulunmaya teşebbüs edebileceğini düşündük. Bırakın Hz. Âdem’i, aklı başında hiçbir âdem buna teşebbüs etmez. Peki, neydi burada anlatılmak istenen? Burada anlatılmak istenen şeytanın Âdem’i tanrısal özelliklerle kandırmış olması olabilir ancak Âdem bunu bir tanrılaşma veya Tanrı ile özdeş olmak olarak algılamamıştı. Bugün bizim yasak elmayı yerken böyle bir düşüncede olmamamız, tam tersi Allah’a hizmet etmeyi düşündüğümüz gibi.

Yasak elmanın ne olduğu ile ilgili muhtelif yorumlar yapılmıştır. Kimisi yukarıda anlattığımız tanrısallık arzusunu öne çıkarmıştır, kimisi cinselliği, kimisi de bilme arzusunu. Bunların hepsi birbiriyle alakalı olsa da bilme arzusunun (iyiyi ve kötüyü; doğruyu ve yanlışı mutlak anlamda bilme) öne çıktığı gözümüze çarpmaktadır.

Çünkü bir âdem umumiyetle doğru olanın kendi düşündüğünden ibaret olduğunu zanneder ve bu şekilde de başkasının yaptıklarını kendi doğrusuna göre yargılar. Bu tutumun bir tanrısallık iddiası olduğunu da hiçbir âdem fark etmez, Hz. Âdem bile. Örneğin, son birkaç yüz yıldır beş duyu algısına göre gerçekliğe dair yorumda bulunan pozitivist bilginin beş duyuyla algılanamayan hususlar hakkında da yorum yapma gafletinde bulunması; beş duyu organlarıyla algılanamayan hakikate inanan insanları da bir aşağılık kompleksinin sonucu olarak bu hakikati beş duyuyla açıklama çabasına itmiştir. Pozitivist bilgi haddini aşmadığı takdirde fazlasıyla işimize yarayacak bir bilgi türüdür. Pozitivist bilgi bugüne kadar ulaşılan en kesin bilgiyi ifade eder. Ancak bunu mutlak hakikate genelleme gibi bir iddiada bulunamaz. Sözgelimi pozitivist bilgi bugüne kadar geldiği noktada canlı yaşamının bir maddenin evrimleşmesiyle başladığını, insanın da bir evrim sonucu meydana geldiğini söyler. Fakat pozitivist bilgi, ontolojisi itibariyle yarın, olmadı bir sene sonra, olmadı beş yüz sene sonra kendini yanlışlama potansiyeli taşırken hangi cüretle bunu bir hakikat olarak sunuyor? 

Meseleyi öbür tarafından ele alacak olursak, bugün aşağılık kompleksine girmiş müminler hangi cüretle yarın yanlışlanabilecek bir bilgi anlayışının gerçekliği açıklama yöntemleriyle kendi inançlarını meşrulaştırma girişiminde bulunabiliyorlar? Farz edelim ki pozitivist bilgi insan yaşamınının kaynağında bir yaratma olduğunu kanıtladı. Modern müminler için ne kadar sevindirici değil mi? Artık pozitivistlere karşı boyun eğmeyecekler. Oysaki, yarın veyahut bir sene sonra ya da 100 sene sonra bu bilgi yanlışlandığında müminlerin yaşayacağı travmanın haddi hesabı olmayacak. 

Bu anlamıyla, pozitivist bilgi ideolojiye dönüştürülmediği takdirde şeytana kanmayan bir Hz. Âdem canlanır gözümüzde. Çünkü Hz. Âdem gibi pozitivizm de her şeyin en doğrusunu bilme hırsına kapılmıştı. Ne var ki pozitivizm de bir âdemi bilgi olduğu için bu mümkün olmayacaktı. Pozitivist bilgi anlayışını yerden yere vurduktan sonra sırf inanıyorlar diye hakikatin temsilcisi olduğu iddiasında bulunacak olanların yasak elmayı pozitivistlerden daha hararetli bir biçimde mideye indirdiklerini de söylememiz gerekir. Yasak elmayı yiyen pozitivistlerin dünyaya musallat ettiği sonuçlarından bazıları faşizm, totalitarizm vs. iken yasak elmayı yiyen müminlerin dünyaya musallat ettiği sonuçlardan biri de Taliban değil midir? 

Sonuçta Hz. Âdem de bir mümin olmasına rağmen her şeyin en doğrusunu bilmenin iyi bir şey olduğu hatasına düştüğü için cennetten apar topar kovulmuştu. Hakikat odur ki, hiçbir âdem tarafından bilinemez ve âdemin hakikat karşısında acizliğini kabul etmesi ise hakikate en çok yaklaştığı andır. Dolayısıyla, insanı yücelten hakikati bilmesi değil hakikati bilemeyeceğinin farkında olmasıdır. Hz. Âdem de cennetten kovulduğunda kendi çıplaklığını görünce utanması kendisinin farkına varmasıydı. Kim bilir, belki 20. yy. felsefesine ışık tutan psikanalizin yani insanın eylemlerinde bilincin (ego) ötesinde bilinçdışının (id ve süperego) rol oynamasının fark edilmesi, Hz. Âdem’in kendi çıplaklığını (id) gördükten sonra utanması (süperego) ve bu sayede mutlak bir bilinçle (ego) hareket edemeyeceğinin farkına varmış olması anlamına geliyordur.

Bu hususta “hermenötik özgürlüktür” diyen Hüsamettin Arslan’a ve “yapısöküm adalettir” diyen Jacques Derrida’ya dikkat çekmek gerekir. Hermenötik mutlak hakikati bilme arzusunun karşısında durur ve nitekim İslam’daki dört hak mezhep de tek bir kültürün doğrularının diğer kültürlere de dayatılmasının mümkün ve doğru olmadığının farkına varılmasından ötürü ortaya çıkmıştır. Bugün gözü yasak elmadan başka bir şey aramayan tek doğrucuların İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Şafii, İmam Malik, İmam-ı Hanbeli’yi anlaması da mümkün olamaz ama çelişkili bir biçimde hepsi kendini bu mezheplerden birinin kapsamında konumlandırır. İslami bilgi dört hak mezhep örneğinde olduğu gibi kendini her zaman bir müphemlik toleransı içerisinde inşa etmiştir, dört farklı mezhebin ortaya çıkması bir hermenötik sonucudur ve tek bir mezhebin kabul edilmemesi de dönemin âlimlerinin dekonstrüktif çabaları sebebiyledir.

Hacıören Satılık Koyun
Hacıören Satılık Koyun
Benzer Haberler
Millet gazetesi logo
© 2022 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr