B-Healthy B-Healthy

Türk-Yunan ilişkileri bağlamında Yunanistan'ın Türk Azınlık politikası

Çeşitli bilimsel çalışmalara dayanılarak elde edilen verilere göre Yunanistan'ın azınlıklara ilişkin sicilinin pek de temiz olmadığı sonucuna varılmaktadır.

Köşe Yazıları 22 Mayıs 2022
Türk-Yunan ilişkileri bağlamında Yunanistan'ın Türk Azınlık politikası

Çeşitli bilimsel çalışmalara dayanılarak elde edilen verilere göre Yunanistan'ın azınlıklara ilişkin sicilinin pek de temiz olmadığı sonucuna varılmaktadır. Yunanistan'da azınlık hakları ihlallerini kanıtlayan bilimsel verilerden başka uluslararası çeşitli kuruluşlar da bu gerçeğin altını kalın çizgilerle çizmektedirler.

Dilerseniz, tarihin sayfalarını geri sarıp geçmişe bir göz atalım. II. Dünya Savaşından sonra Yunan hükümeti, vatandaşlık yasasının 19. maddesini uygulamaya koyup "Yunan ırkından olmayanları" göçe zorlama ya da asimile etme siyaseti izleyerek ülkenin birçok bölgesinde yaşayan çeşitli etnik azınlıkların üzerinden bir silindir gibi geçip dağılmalarını sağladı. Yunanistan'ın doğusundan batısına, kuzeyinden ülkenin içlerine kadar yerleşmiş çeşitli azınlıklar tarih sahnesinden adeta silindi. Ülkenin kuzeyinde kendilerini Makedon azınlık olarak tanımlayanlar, batısında Çamerya Müslümanları vb. azınlıklar sorununu halletmenin özgüveniyle 1960 ve '70li yıllarda Kıbrıs ve Ege gibi Türk Yunan ilişkilerinde uç vermeye başlayan sorunları bahane eden Yunan hükümeti bu kez sıranın Batı Trakya Türklerine geldiğini değerlendirmekteydi. Varlığı Lozan Antlaşması'nca güvence altına alınan, kompakt yapısı ve Türkiye ile milli bağları nedeniyle potansiyel bir tehdit olarak algıladığı Batı Trakya Türk Azınlığı'ndan "kurtulmak" için çeşitli senaryoları uygulamaya koyan Yunan hükümeti, öncelikle statüsü özerk olan eğitim ve dinî otorite gibi Türk azınlığın kurumsal yapısını ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalara odaklandı. 

20. yüzyılın ilk yarısında Türkiye firarîlerinden bazılarının Batı Trakya'ya yerleşmesi sonucunda meydana gelen toplumsal kırılmaları fırsat bilen Yunanistan, Batı Trakya Türklerini bölmek amacıyla Türk Azınlık Okullarında iki değişik (eski yazı, yeni yazı) eğitim modelini destekledi. Bu kurumları kutuplaştırıcı birer araç olarak kullandı ve bu sayede sosyolojik şartlarını oluşturduğu SÖPA'yı (Selanik Özel Pedagoji Akademisi) 1968'de kurdu; eğitim ve dinî otorite üzerinden gerçekleştirdiği bu kritik hamlelerle özerk bir yapısı olan bu kurumlarda aşamalı olarak inisiyatifi tamamen ele geçirdi. 

1970'li yılların ortalarında Yunanistan'da Cunta yönetimi son zamanlarını yaşamaktaydı. Ancak o dönemde Batı Trakya Türklerini kimliğinden soyutlamak ve devletin milli ideolojisiyle uyumlu bir kitle oluşturmak amacıyla "Hellen Müslümanları" şeklinde farklı bir azınlık konsepti geliştirildi. Cunta hükümetinin azınlığa ilişkin bu perspektifi, sonraki hükümetlerce de aynen benimsenerek devletin azınlık merkezli bürokrasisinde eksiksiz uygulandı. 

1974 yılının ilkbaharında iki ülke arasında Ege'de meydana gelen anlaşmazlık sahaları nedeniyle Türk-Yunan ilişkileri çeşitli krizlerle yeniden sınanmaya başladı. "Çandarlı" adlı bir Türk sondaj gemisinin enerji yatakları keşfi için Ege Denizi'ne çıkması üzerine gerilen iki ülke ilişkileri, yaşanacak sıcak dönemlerin hatta çatışmacı süreçlerin adeta habercisiydi. Bu durum karşısında kimi Batılı müttefiklerin özendirmesiyle iki NATO ülkesi, aralarındaki sorunların görüşmeler yoluyla çözüme kavuşturulması için dönemin başbakanları Androtsopoulos ile Ecevit 26.06.1974 tarihinde Brüksel'de bir araya geldiler. Tabii o yıl Yunanistan'la Türkiye'yi savaşın eşiğine getiren gelişme Ege'deki anlaşmazlık alanları değil, ondan daha hızlı gelişen Kıbrıs'taki hadiselerdi. Daha önce benzer krizlerde olduğu gibi bu kez de Türk Yunan ilişkilerinin olumsuz seyri, Batı Trakya Türk Azınlığı'na doğrudan sirayet etmeye başladı. 

Ege'de meydana gelen krize bağlı olarak 1974 yılının Temmuz başları (günü tam olarak hatırımda değil) Ellinikos Vorras gazetesinde çıkan "Η γνώμη μας" köşe yazısındaki yorumda, iki başbakanın Brüksel'de gerçekleştirdikleri görüşmeye atıf yapılmaktaydı. Konular arasında Batı Trakya Türklerinin de ele alındığı görüşmeye değinilen yazıda, geleceğe dönük olarak Yunan hükümetince bu konuda izlenecek siyasetin ana hatlarıyla şekli şemali ortaya konulmaktaydı. Yazıda ayrıca Türk Başbakanı Bülent Ecevit'in daha önce yazmış olduğu ve Türk Yunan dostluğunu konu alan şiirine ilişkin yapılan yorumda, "uslanmaması halinde Türk Başbakanı'na Atinalı dostu tarafından nasıl bir ders verileceği" belirtildikten sonra konu dönüp dolaşıp Batı Trakya Türklerine getiriliyordu. Gazetenin köşe yazısında, Türklerden kimlerin Batı Trakya'da kalacağını, kimlerin gideceğini, kafasında somutlaştırmaya çalışan Yunan hükümetinin planına ilişkin önemli ipuçları veriliyordu. Yazı özetle, dozu oldukça yüksek ırkçı kültürüyle beslenmiş bir mantıkla Türk olduklarını savunanların Batı Trakya'dan gönderileceğini, Türk kimliğini reddedip kendilerini "Hellen Müslümanları" olarak tanımlayanların ise Batı Trakya'da mutlu bir biçimde yaşayacaklarını ifade ediyordu.

Bugünden geriye dönüp yaşanan çeşitli olaylar gözümüzün önüne getirilerek resmin tamamına bakıldığında, yaklaşık elli yıl önce kaleme alınan o yazıyı hangi elin yazdığını ve nasıl bir motivasyonla yazıldığını anlamak, bugün çok daha kolaydır. Geçen elli yıllık dönemde vatandaşlıktan atılmış, eviyle, köyüyle, akrabası ve komşusuyla ilişkisi kesilip vefat eden yakınının cenazesine dahi katılamayan altmış bin civarında Batı Trakyalı Türklerin anayasal ve uluslararası hukuk belgeleriyle güvence altına alınan hakları fütursuzca çiğnendi. Onlarca yıl süren baskıcı ve inkarcı uygulamalar sonucunda Batı Trakya Türklerinin kültürel varlığını yaşatan elindeki tek aygıtı olan eğitimin niteliği ve statüsü, çeşitli yöntemlerle aşındırılarak ortadan kaldırıldı. Bugün, toplumun gözünde saygınlığı düşürülen azınlık okullarından insanları soğutmak amacıyla akla gelebilecek her yola başvurulmaktadır. Vakıflarımız ve dinî kurumlarımız tıpkı eğitim kurumu gibi azınlığın Türk kimliğinin imhasına yönelik devletin birer payandası olarak iş gören kukla yönetimlere teslim edilmiş bulunmaktadır.

1974 yılında gazetede çıkan köşe yazısı sahibinin sözünü ettiği Batı Trakya'dan Türkleri gönderme ve "Hellen Müslümanları"nı mutlu yaşatma konusuna gelince şu tespiti yapmak isteriz. Ait oldukları toplumun isminin kullanılmasına konulan yasağa ve çeşitli baskılara rağmen kimliklerini reddetmeyerek bugün Batı Trakya'da yaşayan Türklerin sayısı hiç de azımsanacak sayıda değildir. Ne var ki üç maymunu oynayan Batı'nın iki yüzlülüğünden cesaret alan Yunan hükümetinin kurduğu tuzakları görmeyip azınlık kurumlarının yok oluşuna sesini çıkarmayanlar da var. "Hellen Müslümanları" olarak bunlara elli yıl önce vaadedildiği gibi ülke nimetlerinin kapıları ardına kadar açıldı. Bu şekilde zengin, müreffeh ve mutlu bir yaşam süren önemli bir kesimin de bulunduğunu, bu arada kabul etmek gerekir. 

Bu gerçekler temelinde azınlıkta toplum mühendisliği yapmakla görevli siyasî/bürokratik odakların nihaî hedefi, Batı Trakya'da Türk azınlık yerine aidiyet ve kimlik konusunu geride bırakmış bir kitle inşa etmektir. Bu amaçla gizli bir el tarafından özendirici vaatlerle genç nesillerin kaygan ve oldukça tehlikeli zeminlere çekilmek istendiği dikkatlerden kaçmamalıdır. Geleceğe önemli bir projeksiyon görevi gören geçen elli yıllık dönemin birikimiyle gerekli analizler yapılıp azınlığa yönelik bitirici hamlelere dur denilmezse, elli yıl sonra ömrü yetenlerin, nasıl bir azınlık toplumunda yaşayacaklarını öngörmek pek güç olmasa gerek. 

Millet gazetesi logo
© 2022 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr